YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/13304
KARAR NO : 2021/11228
KARAR TARİHİ : 15.11.2021
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Mahkemece verilen önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, uyulan bozma ilamında özetle; “davacı ve davalıların dayanak tapu kayıtlarının keşif mahallinde yöntemince uygulanarak, dava konusu parsele uyup uymadığı hususunun, komşu parsellerin dayanak kayıtları da göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi, dava konusu yerin dayanak kayıtların dışında kaldığının belirlenmesi halinde zilyetlik yoluyla iktisap koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davacıların insan ömrünü aşan kullanımlarının, dolayısıyla davalıların tapu kaydının hukuki niteliğini yitirmesine sebep olacak zilyetliklerinin gerçekleştiğinin mahalli bilirkişi beyanlarıyla ispat olunamadığı gerekçesiyle davanın reddine, dava konusu parselin tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemenin, davacıların zilyetlik süresinin insan ömrünü aşmadığı, bu sebeple davalılara ait tapunun hukuki kıymetini kaybetmediği yönündeki kabulü yerinde değildir. Şöyle ki; çekişme konusu 91 nolu parselin kadastro tutanağının incelenmesinde, taşınmazın kadastro tespitine Şubat 1306 daimi tarihli 104 sıra numaralı tapu kaydının esas alındığı, tespite esas kaydın malikinin … (namıdığer … ) olduğu, dosya arasına alınmış olan … Asliye Hukuk Mahkemesinin 1974/261 Esas sayılı dosyasının içinde tapu maliki Hüseyin’e ait veraset ilamının mevcut olduğu , veraset ilamı içeriğine göre, … ölümü ile mirasının kardeşi …, … 1318 yılında ölmesi ile mirasının oğlu …, … da 1948 yılında ölmesi ile mirasının mirasçılara intikal ettiği, davalı tespit maliklerinin de bu kişilerden olduğu; ancak tespite esas Şubat 1306 daimi 104 sıra nolu kaydın tapuda hiç intikal görmediği anlaşılmaktadır. Buna göre, davalıların kök murisi olan kayıt maliki Hüseyin’in, Medeni Yasa’nın yürürlüğünden önce öldüğü anlaşılmakta olup, kök kayıttaki payı tedavül etmediğine göre, davalı tarafın tutunduğu tapu kaydının, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’ nun 13/B-c maddesi anlamında, davacı taraf lehine hukuki kıymetini kaybedip kaybetmediğinin mevcut delillere göre değerlendirilmesi gerekir.
Hal böyle olunca; Mahkemece, 3402 sayılı Kanun’un 13/B-c maddesindeki koşulların davacılar lehine gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ; Açıklanan nedenlerle, davacı … vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 15.11.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.