YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/13346
KARAR NO : 2021/10320
KARAR TARİHİ : 13.10.2021
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kadastro (Genel Mahkemeden Devredilen)
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davacı … mirasçısı … ile davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, … İlçesi … Köyü çalışma alanında bulunan 141 ada 1 ve 2 parsel sayılı sırasıyla 16.466,53 ve 22.871,01 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar ile Dereköy Köyü çalışma alanında bulunan 130 ada 15, 16 ve 154 ada 1 parsel sayılı sırasıyla 2.295.90, 66.895,38 ve 3.076,86 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduklarından söz edilerek, malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir.
Davacı … tarafından, davalılar aleyhine, Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tapu iptali ve tescil davası, davaya konu olan parseller hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.
Kadastro Mahkemesinde, çekişmeli parsel tutanakları ile aktarılan dava dosyası birleştirilerek ve dosyanın aktarılmasından önceki tarihli araştırmaya yönelik bozma ilamına da uyularak yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne, çekişmeli taşınmazların hüküm yerinde gösterilen payları oranında davacı ve davalı gerçek kişilerin miras bırakanı … mirasçıları adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı … mirasçısı … ile davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilâmında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğinin anlaşılmasına göre davalı … vekilinin temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Davacı … mirasçısı …’nın temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Mahkemece, çekişmeli taşınmazların tespitlerine esas tapu kayıtlarının kapsamında kaldığı, bilirkişi ve tanık beyanlarıyla da, taşınmazların tarafların müşterek miras bırakanları …’dan intikal ettiği, ancak murisin ölüm gününden sonra tüm mirasçılarının katıldığı taksim olgusunun dosya kapsamıyal ispatlanamadığı, bu minvalde taksim zamanı ispat edilemediği gibi, mirasçılarının her birine hangi taşınmaz ya da taşınmazların verildiğinin, taşınmaz verilmemiş ise ne şekilde razı edildiğinin kanıtlanamadığı, diğer taraftan, murisin karısı …’nın, dava konusu taşınmazların tamamındaki miras hisselerinin tümünü 28.04.1944 tarihli noter senediyle …’ya sattığı, yine mirasçılardan …’un da 141 ada 2 parsele uyduğu belirlenen 04.03.1957 tarihli senetle bu yerdeki payını …’ya sattığı, dolayısı ile bu senetlere değer verildiği, ancak satıcısı …, … ve … olan 10.09.1961 tarihli senette ismi sayılan satıcıların; satıcısı … olan 10.01.1950 tarihli senette ismi geçen satıcının ve satıcısı … olan 17.10.1952 tarihli senette ismi geçen satıcının kök muris … ile nüfus kayıtlarına göre irtibatı sağlanamadığından bu senetlere itibar edilmediği gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan değerlendirme dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Şöyle ki; Mahkemece, çekişmeli taşınmazların tarafların müşterek murisleri …’dan kaldığı ve murisin terekesinin taksim edildiğinin ispatlanamadığı hususları doğru olarak belirlenmiştir. Zira, taksime dayanan taraf, taksimin varlığını ispat külfeti altında olup, geçerli bir taksimin varlığından söz edilebilmesi için ise, taksime tüm mirasçıların ya da temsilcilerinin katılmaları, her mirasçıya hangi mevkiden taşınmaz mal verildiğinin, taşınmaz mal verilmeyen mirasçının ne şekilde razı edildiğinin somut olarak ortaya konulması gerekir. Dosya kapsamında taksim olduğu yönünden beyanlar bulunmakla birlikte, bu beyanlar soyut kalmış, taksimin varlığı, taksimin tarihi ve kimin ne şekilde razı edildiği ispat edilememiştir.
Diğer taraftan, el birliği mülkiyeti hükümlerine tabi terekede, 3. kişilere yapılan pay devri geçersiz olmakla birlikte, mirasçılar arasında pay devri mümkündür. Davacı …’nın, satıcısı …, … ve …, alıcısı … olan 10.09.1961 tarihli; satıcısı …, alıcısı … olan 10.1.1950 tarihli ve satıcısı …, alıcısı … olan 17.10.1952 tarihli satın alma senetlerine dayandığı anlaşılmakta olup, Mahkemece, bu senetlerde sözü edilen kişilerin muris … ile nüfus kayıtlarına göre bağları kurulamadığı gerekçesiyle itibar edilmemiştir. Ne var ki, dosya kapsamında bulunan … Sulh Hukuk Mahkemesinin 30.09.1977 tarihli ve … Esas, … Karar sayılı veraset ilamında bu kişiler mirasçı olarak göründükleri gibi, Mahkemece de, belirtilen senetlere, senet satıcılarının, murisin mirasçıları olmadıkları belirtilerek itibar edilmediği halde, hüküm yerinde bu kez … mirasçıları … ve … ile… mirasçıları … ve müşterekleri, muris … mirasçısı olarak değerlendirilip, bu kişilere pay verilerek çelişkiye düşülmüştür. Dosya kapsamına uygun düşmeyecek ve çelişkiye neden olacak şekilde karar verilmesi mümkün değildir.
Hal böyle olunca; Mahkemece, davacının dayandığı senetler üzerinde önemle durulmalı, dosya kapsamında mevcut bulunan muris …’ya ait veraset ilamı ile az yukarıda değinilen çelişkiler göz önünde bulundurulmalı, gerektiğinde davacının dayandığı senetler uygulanıp kapsamları belirlenmeli, senetlere değer verilmesi ya da verilmemesi halinde nedenleri ayrıntılı şekilde tartışılıp değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı … mirasçısı …’nın temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı … vekilinin temyiz itirazlarının reddine, HUMK’un 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 13.10.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.