YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/13499
KARAR NO : 2023/133
KARAR TARİHİ : 17.01.2023
MAHKEMESİ : Urla Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2005/2 E., 2017/17 K.
KARAR : Ret- kısmen kabul/ kısmen ret
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davacılar … ve Urla Belediye Başkanlığının davalarının reddine; davacı …’ nın davasının ise kısmen kabul kısmen reddine; karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili, davalılar …ve müşterekleri vekili, …ve müşterekleri vekili, … ve müşterekleri vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun’un (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesi uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 432/1 inci maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir. Temyiz dilekçesinin süresinden sonra verilmesi hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar,Davacılar … ve müşterekleri vekili AV. … ile …ve müşterekleri vekillerine sırasıyla 31.7.2017 ve 1.8.2017 tarihinde tebliğ edilmiş; 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 29/son maddesi hükmü uyarınca Kadastro Mahkemelerinin adli tatile tabi olmadığı da dikkate alındığında temyiz dilekçesi ise yasal süre geçirildikten sonra 7.9.2017 tarihinde temyiz isteminde bulunduklarından temyiz dilekçelerinin süreden reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı Hazine, davacı Urla Belediyesi ile davalılar …ve müşterekleri vekillerinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.1958 yılında 2613 Sayılı Kadastro ve Tapu Tahriri Kanunu (2613 sayılı Kanun)
uyarınca yapılan kadastro çalışmaları sırasında; Urla İlçesi-İskele Mahallesi 28 ada 1 ve 2 parsel sayılı 2625,80 ve 2226,39 taşınmazlar mütegayyip eşhastan Hazine’ye intikal ettiği gerekçesiyle ilk olarak belgesiz zilyetlikten Hazine adına tarla vasfıyla tespit edildikten sonra; Kadastro Komisyonunun 30.12.1975 tarihli ve 1262 sayılı kararı ile davacı …’ün; …’ın; Urla Belediye Başkanlığı’nın 28/2 parsele yönelik itirazlarının reddine; ekli krokide I ile gösterilen kısmın temmuz 313 tarih ve 29 numaralı; K.evvel 331 tarih ve 2 numaralı; Mart 1948 tarih ve 7 numaralı; K.evvel 331 tarih ve 5 numaralı tapu kayıtları nedeniyle kayıt malikleri adına tescili gerekmekte ise de iş bu, krokide I no ile gösterilen kısmın tamamen deniz altında kaldığı ancak sonrasında Belediye tarafından doldurulmak suretiyle üzerine gazino inşa edildiğinden, bu I nolu kısmın Hazine adına tesciline ve belediye tarafından izinsiz olarak doldurulmak suretiyle gazino inşa edildiğinin kütüğün beyanlar hanesinde gösterilmesine; krokide II no ile gösterilen yerin A ve B olarak iki kısma ayrılmış bulunduğu; bunlardan A kısmının, deniz tarafından istila edilmiş iken ya da bidayetten beri deniz iken Belediye tarafından izinsiz doldurulduğu;bu II/ B ile gösterilen kısmının ise T.sani 306 tarihli kaydın tedavüllerinden Temmuz 313 tarih ve 20 nolu tapu;K.evvel 331 tarih ve 2 nolu tapu;Mart 1948 tarih ve 7 nolu tapu ile K.evvel 331 tarih ve 5 nolu tapu kayıtlarına istinaden 4/24 hissesinin … oğlu … adına; 3/24 hissesinin … adına; 1/24 hissesinin … oğlu … adına; 16/24 hissesinin ise (mütegayyip eşhastan olan …’a ait hissenin) Hazine adına tesciline; yine III numara ile gösterilen kısımda B ile işaretli yerin T.Sani 306 tarihli kayıtlardan intikal eden Temmuz 313 tarih ve 31 nolu; Temmuz 313 tarih ve 39 nolu tapu kaydına istinaden; 4/6 hissesinin (mütegayyip eşhastan olan …’a ait hissenin) Hazine adına; 1/6 şar hissesinin ise … oğlu … ve … oğlu …adlarına tesciline; 28 ada 1 ve 2 parsellerin krokide A ile gösterilen kısımlarının deniz olması ve sonradan doldurulması nedeniyle Hazine adına tesciline ve bu kısımların belediye tarafından doldurulduğunun tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilmesine, 28 ada 1 ve 2 parsellerin (B ile gösterilen bölümleri dışında kalan) mütebaki kısımlarının ise T.evvel 313 tarih ve 146 numaralı tapu kaydına istinaden Hazine adına tesciline komisyon kararı ile karar verilmiştir.
2. Davacı … 14.1.1976 tarihli dava dilekçesinde özetle, çekişmeli 28 ada 1 ve 2 parseller ile kadastro komisyonunun 30.12.1975 tarihli kararına ekli haritada I-II ve III numara ile işaretlenen yerlerde davalılara hisse verilmesinin hatalı olduğu, bu yerlerin dayandığı tapu kaydı kapsamında kaldığı halde, Hazine’ye ve kendisinin kayden bayii olan … oğlu … ve … oğlu … adlarına hisse verilmesinin ve yine davalı Belediye’nin haksız ve kötü niyetle yapmış olduğu bazı inşaatlar nedeniyle, onun adına da hak tespitinin hatalı olduğu iddiasıyla kadastro komisyonunun 30.12.1975 tarihli kararının iptali ile bu karara ekli haritada I-II ve III numara ile işaretlenen yerler ile 28 ada 1 ve 2 parsel sayılı taşınmazlar içerisinde kalıp tapu kaydı ile hak sahibi olduğu bölümlerin adına tescili istemiyle dava açmış ve bu dava (kadastro mahkemesi sıfatıyla) Urla Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1976/5 Esas numarasına kaydedilmiştir.
3. Davacı Urla Belediyesi vekili 27.1.1976 tarihli ve Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1976/34 esas numarasına kaydedilen dava dilekçesinde özetle; çekişmeli 28 ada 1 ve 2 parsel sayılı taşınmazların özel mülkiyete elverişli olmayan taşınmazlardan olduğunu iddia ederek; çekişmeli taşınmazlardaki davalılar … ve diğerlerinin hisselerinin Belediye namına tescili istemiyle dava açmış; iş bu dava 1976/5 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmiştir.
4. Davacı …; çekişmeli 28 ada 1 parsel sayılı taşınmaz yönünden tapu kaydı, miras yoluyla gelen hak ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak davaya konu taşınmazda Hazine ve Belediye’nin bir hakkı bulunmadığı iddiasıyla (kadastro mahkemesi sıfatıyla) Urla Asliye Hukuk Mahkemesi’nin birleşen 1986/30 Esas sayılı (bozma öncesi Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1966/460 Esasında kayıtlıdır.) dosyasıyla, davalı Belediye’nin çekişmeli 28 ada 1 parsel sayılı taşınmaza vaki müdahalesinin men’i istemiyle dava açmıştır.
5. Yine davacı …, çekişmeli 28 ada 1 parsel sayılı taşınmaz yönünden ; yine yukarıda 1. Numaralı bentte açıklanan davadaki aynı gerekçelere ve hukuki nedenlere dayanarak; çekişmeli 28 ada 1 parsel hakkında verilen kadastro komisyon kararının iptali ile 28 ada 1 parselin kendi adına tescili istemiyle dava açmıştır. Bu dava yukarıda 4. nolu bentte yazılan 1966/460 Esas sayılı dava ile birleştirilmiştir.
6. Yukarıda 4. ve 5. Bentler olarak gösterilen ve … tarafından 28 ada 1 parsel sayılı taşınmaza yönelik açılan davalar birleştirilerek mahkemece yapılan yargılama sonucunda davacı …’ün davasının reddine karar verilmiş; verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine; Yargıtay 14.Hukuk Dairesi’nce “…. çekişmeli 28 ada 1 parsel sayılı taşınmaza ait olduğu bildirilen Kadastro Komisyonu’nun 30.12.1975 sayılı kararının dosya arasına konulması bundan sonra davacı tarafça dayanılan tapu kaydının komşu parsel tutanakları ve dayanakları ile birlikte değerlendirilmek suretiyle yeniden uygulanması..” gereğine değinilerek mahkemece verilen karar bozulmuş; bozma ilamı sonucunda ; Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1986/30 esasına kaydedilmiş; akabinde aynı taşınmazın yukarıda 1. ve 2. Nolu bentlerde yazılı olan 1976/5 esas sayılı dosyada da davalı olduğunun tespit edilmesi üzerine; Mahkeme’nin 8.10.1986 tarih ve 1986/30-186 Esas-Karar sayılı kararı ile ; tüm davalar 1976/5 esas üzerinde birleştirilmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Hazine, davacı …’nın davasına verdiği cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazların mütegayyip eşhastan Hazine’ye intikal eden yerler olduğunu, ayrıca nizalı parsellerin “kovalık” vasıflı yerler olup denizden kazanıldığını öne sürerek davanın reddini talep etmişir.
2. Bir kısım gerçek kişi davalılar; davacı …’nın davasına verdiği cevap dilekçelerinde özetle; dava edilen yerlerin tamamının murisleri …’ ye ait olduğu; davacının iddia ettiği şekilde tapuda yapılan bir satıştan haberdar olmadıklarını, bu hususun Tapu Sicil Müdürlüğü’nden sorulmasını ;şayet satışı yapılan kısımlar var ise bu kısımların davacıya bırakılmasını; satışı yapılmayan kısımlar yönünden ise davaya konu taşınmazların murislerine ait olduğunu, ayrıca davacı Suzet’in istemine konu taşınmazın deniz tarafından istila edildiğini, savunmuşlardır.
3. Davalı Belediye vekili; davacı …’ün açmış olduğu men’i müdahale istemli 1966/460 esas (bozma sonrası 1986/30 Esas) sayılı davasına karşı verdiği cevap dilekçesinde özetle; davacının, men’i müdahale istediği yerde bir hakkı bulunmadığı; Belediye’ce yapılan doldurma işleminin Belediye’nin kanuni hakkı olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
4. Davacı Belediye tarafından açılan davaya karşı ise; davalılar özetle, kadastro komisyonunca yapılan belirlemelere işaret ederek belediye tarafından tapulu taşınmazlarda yapılan dolguların usulsüz olduğunu, davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “… davacılardan Urla Belediyesi ile … ün dava konusu parsellere ilişkin bir belge ve dayanak tapu kaydı sunmadıkarı ve bu yerlerin zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığı gerekçesiyle davalarının reddine; Davacı …. dayanak tapu kaydının ilk geldiği haziran 303 tarih 14, 15, 16 sıra nolu tapu kaydının bir haritasının mevcut olduğu ve bunun uygulanabilir nitelikte olduğuna ve Kadastro kanunu’nun 20/A maddesi gereğince bu haritaya değer verilmesi gerektiğine; idaresince belirlenen kıyı kenar çizgi haritası olduğuna ve sit haritası da dikkate alınmak suretiyle teknik bilirkişi raporlarının yeterli olduğu” gerekçe gösterilerek bilirkişi raporu doğrultusunda Davacılar … ve Urla Belediye başkanlığının davalarının reddine; Davacı …’ nın davasının ise kısmen kabul kısmen reddine; çekişmeli 28 ada 1 parselin Jeodezi ve foto.mühendisi ile jeoloji mühendisinin 20.6.2016 tarihli raporlarına ekli 3 no’lu krokide (B) ve(C) harfi ile gösterilen kısımların kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığından tescil harici bırakılmasına; (D) harfi ile gösterilen 427,60 m2 yüzölçümü ile gösterilen kısmın 28 ada 1 parsel numarası ve kovalık vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline; bu bölümün 3.derece arkeolojik sit alanı içerisinde olduğunun 3402 Sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun) 19/2.maddesi gereğince kütüğün beyanlar hanesinde belirtilmesine ; Çekişmeli 28 ada 2 parselin jeodezi ve foto.mühendisi ve jeoloji mühendisinin 20.6.2016 tarihli raporlarına ekli krokide; (F) harfi ile gösterilen kısmın kıyı kenar çizgisi içeresinde kaldığından tescil harici bırakılmasına; (H) harfi ile gösterilen 1894,58 m2 yüzölçümü ile gösterilen kısmın 28 ada 2 parsel numarası ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline ve bu bölümün 1.derece arkeolojik sit alanı içerisinde olduğunun 3402 Sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun) 19/2.maddesi greğince kütüğün beyanlar hanesinde belirtilmesine; (G) harfi ile gösterilen 176,11 m2 yüzölçümü ile gösterilen kısmın ise adanın son parsel numarası verilerek 4/6 hissenin Hazine; 1/6 hissesinin ….; 1/6 hissesinin ise … ‘nin İzmir 6.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2003/54 esas 2003/332 karar sayılı veraset ilamında belirtilen mirasçıları adına miras hisseleri oranında tapuya kayıt ve tesciline; bu bölümün 1.derece arkeolojik sit alanı içerisinde olduğunun 3402 Sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun)19/2.maddesi gereğince kütüğün beyanlar hanesinde belirtilmesine, karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı Hazine vekili, Urla Belediye Başkanlığı vekili, …ve müşterekleri vekili; …ve müşterekleri vekili, … ve müşterekleri vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davalı Hazine vekili; yapılan araştırma ve incelemenin yetersiz olduğu;eksik ve yetersiz bilirkişi raporlarına dayanarak hüküm verildiğini, bilirkişi raporlarına vaki itirazlarının dikkate alınmadığını (taşınmazın kısmen 1. Derece arkeolojik sit alanında kaldığı ve bu nedenle G bölümünün şahıslar adına tescilinin mümkün olmadığı) öne sürerek ve re’sen nazara alınacak diğer sebeplerin de dikkate alınarak kararın Hazine aleyhine olan kısımlarının bozulmasını talep etmiştir.
2. Urla Belediye Başkanlığı vekili; hükme dayanak bilirkişi raporunda gösterilen kıyı kenar çizgisinin gerçeği yansıtmadığını, mahkemece yeniden kıyı kenar çizgisi tespiti gerektiğini, İmar, Kadastro ve Belediye Kanunları uyarınca kumluk, kovalık, park ve umumun yararlanmasına açık yerlerin Belediye adına tescili gerekeceği; 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 79 uncu maddesi uyarınca bu gibi yerlerin Belediye’nin tasarrufunda olduğu; 28 ada 1 parselin Belediye’nin park yeri ve sosyal tesisi olarak kullanılıp işletildiği, dayanak tapu kaydının hukuki niteliğini yitirdiği ve benzeri gerekçelerle hükmün bozulmasını talep etmiştir.
3….ve müşterekleri vekili ; çekişmeli 28 ada 1 ve 2 parseller ile ekli haritada I,II,III ile gösterilen yerlerin 1800’lü yıllardan beri muris …’ye ait olduğu; öncelikle eldeki davaların 3402 sayılı Kanun’un 28/2 maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiği; davacılardan Süzet’in istemine konu yerin su altında kaldığı,bu nedenle mesnet kaydın hukuki değer taşımadığı,1299 tarihli mikyaslı harita ile bu hususun teyit edildiği, yine davacı Süzet’e ait olan taşınmazın deniz tarafından istila edildiğine ilişkin kadastro komisyonunun ek karar ve beyannamelerinin mahkemece dikkate alınmadığı; çekişmeli taşınmazların ek karar-beyanname krokisinde A ile gösterilen bölümlerinin deniz tarafından istila edilmesi neticesinde, Belediye tarafından bu bölümlere izinsiz dolgu yapıldığı,ancak izinsiz dolgu yapılan bu bölümlerin sahipli ve tapulu taşınmazlar olduğu;sahipli arazide yapılan doldurma işleminin hukuken değer taşıyamayacağı halde, bu bölümlerin Hazine adına tescilinin hatalı olduğu,mahkemece verilen kararın AİHS’ne ve 1.nolu ek protokole aykırı olduğu;zira mülkiyet haklarına sebepsiz olarak müdahale edildiği, bedelsiz ve kanuna aykırı olarak mahkemece Hazine adına tescil kararı verilerek mülkiyet hakkının ihlal edildiği, 1800’lü yıllardan beri müvekkillerine ait olan tapulu taşınmazların ; 100 yılı aşkın bir süre sonra çıkartılan 1990 tarihli Kıyı Kanunu’na dayanarak İdare adına tesciline karar verilmesinin mümkün olmadığı, bunun ancak kamulaştırma yoluyla yapılabileceği, ancak somut olayda bir kamulaştırma işlemi mevcut bulunmadığı ve benzeri gerekçeler ile hükmün bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 2613 sayılı Kanun uyarınca yapılan kadastro komisyon kararının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 Sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 2613 sayılı Kanun, 3402 Sayılı Kanun’un 16-18/2-13-20 maddeler, Kıyı-Kenar Çizgisi’nin belirlenmesine Dair YİBK 13.3.1972 tarih ve 7-4 sayılı YİBK
3. Değerlendirme
Davalı Hazine, davacı Urla belediyesi ile davalılar …ve müşterekleri vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; mahkemece keşif sonucu alınan bilirkişi raporlarına atıf yapılmak suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Davacı …, 14.1.1976 tarihli dava dilekçesinde kendisinin kayden bayii olan … oğlu … ve … oğlu … adlarına hisse verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek de dava açmıştır. Mahkemece, dayanak kayıtlardan k.evvel 331 tarih ve 5 sıra tapu kaydının ise … satışından mahdumu … ya, bununda gittisi ekim 1952 tarih 52 sıra tapu kaydı ile … nun satışından … ya gitmiş olduğu gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de, dosya kapsamında yer alan nüfus kayıtları ile veraset ilamlarının incelenmesinden; … mirasçılarından … ve …’nin gerekçeli kararda taraf olmadıkları ve uyap sistemi üzerinden incelenen nüfus kayıtlarına göre de halen sağ oldukları ve dolayısıyla yöntemince taraf teşkilinin sağlanmadığı anlaşılmakta olup bu koşul yerine getirilmeden hüküm verilmiş olması isabetsizdir.
Yine davacı …’nın davası … ile birlikte … hissesi ile ilgili olduğu halde; mahkemece davaya konu …’a ait hissenin hükümle birlikte … mirasçıları adına tescil edildiği; ancak … davasına konu olmayan ve gerekçeli kararda da taraf olmayan ve dosya kapsamından da mirasçıları tespit edilemeyen dava dışı …hissesinin, neye istinaden ve hangi gerekçe ile davacı …. adına; davaya konu olan 1/6 … hissesinin ise hangi nedenle … mirasçıları adına tescil edildiği de anlaşılamamakta ve hüküm bu yönüyle de denetlenememektedir.
Yine 10.10.2014 tarihinde dosyaya gelen davaya konu 28 ada 2 parsele ait işlem dosyası içerisinde yer alan evraklar incelendiğinde, 28 ada 2 parsel sayılı taşınmazın Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1976/33 Esas ve 1980/ 38 karar sayılı mahkeme ilamına göre tanzim edildiği bildirilen tescil bildirim beyannamesine göre 28 ada 2 parsel sayılı taşınmazın sayfasının kapatılarak 3 parçaya ifraz edildiği ve neticeten 28 ada 3 parselin tarla vasfıyla 1424,55 metrekare olarak Hazine adına; 28 ada 4 parselin 644,86 metrekare olarak 4/6 hissesi Hazine; 1/6 şar hissesi ise … oğlu … ve … oğlu …adlarına; 556,53 metrekaresi ise yol olarak terkin edildiği yazılı olduğu halde; mahkemece bu hususta bir araştırma ve inceleme yapılmamış; anılan dosyanın ve ifraz beyannamesinin dayanağı kararın ne olduğu üzerinde de durulmamış, eldeki davanın taraflarını bağlayıp denetlenmemiştir.
Yine Mahkemece çekişmeli taşınmazlara ait tapunun krokisi bulunduğu ve bu krokiye değer verilmesi gerektiği bildirilmiş ise de; bu krokinin “İgor Kalfa” tarafından düzenlenen özel bir kroki olduğu anlaşılmakta olup haricen düzenlenen bu krokinin Hazine ve Belediye’yi bağlamayacağı kuşkusuzdur. Bu nedenle tapu kaydının kapsamının hudutlarında yazılı sınırlara göre belirlenmesi gerekmekte olup Mahkemece 3402 Sayılı Kanun’un 20/1-A hükmüne atıf yapılmak suretiyle kayıt kapsamı tayin edilmiş olması isabetsiz olduğu gibi Kadastro Komisyon kararında geçen ve 28 ada 1 ve 2 parsel sayılı davalı taşınmazlara ait olduğu bildirilen Teşrinievvel 313 yoklama ve 146 sıra nolu tapu kaydı ile ilgili olumlu olumsuz bir değerlendirme yapılmamış olması da isabetsizdir.
Öte yandan, Mahkemece kıyı kenar çizgisinin tespitine yönelik bir araştırma yapılmadığı, sadece Bakanlık tarafından onaylanan ve çevre ve şehircilik il müdürlüğü tarafından gönderilen 18.7.2014 tarih ve 16093 sayılı yazıya ekli kıyı kenar paftasını esas alan bilirkişi raporuna göre taşınmazların durumunun belirlendiği anlaşılmaktadır. İdare tarafından belirlenen kıyı kenar çizgisi onanmış olsa bile mahkemeyi bağlayıcı değildir. Bu nedenle, uzman bilirkişiler vasıtasıyla kıyı kenar çizgisinin tespitine yönelik bir araştırma yapılmadan, mahkemece sadece idare tarafından tespit edilen kıyı kenar çizgisinin uygulanması suretiyle inceleme yapılarak hüküm kurulması da doğru olmamıştır.
Hal böyle olunca, mahkemece öncelikle yukarıda ayrıntısı ile açıklandığı şekilde … mirasçılarından … ve …’nin yöntemince davaya katılımı sağlanıp diyecekleri sorulmalı; Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1976/33 Esas ve 1980/ 38 karar sayılı dava dosyası da dosya arasına getirtildikten sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi ve aynı yöntemle belirlenecek taraf tanıkları, 3 kişilik jeolog ya da jeomorfolg, 1 harita mühendisinden oluşacak bilirkişi kurulu eliyle, dava konusu taşınmazda yeniden keşif yapılmalı, tespite esas tapu kayıtlarının hudutlarında yazılı sınırlar tek tek okunmak suretiyle kapsamı tayin edilmeye çalışılmalı, bilinemeyen yönler bakımından tanık beyanlarına başvurulmalı ve alınan beyanların komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenerek tapu kapsamları duraksamasız olarak belirlenmeli, 3 kişilik jeolog ve jeoformolog bilirkişi kurulundan dava konusu taşınmazlardan gerektiğinde değişik kodlardan toprak örnekleri alınıp analizlerinin yapılması, mevsimsel etkilerin de göz önünde tutulması suretiyle kıyı kenar çizgisini saptamaları istenilmeli, belirlenen kıyı kenar çizgisinin de gözetilmesi suretiyle çekişmeli taşınmazın ya da taşınmaz bölümlerinin kıyı kenar çizgisinin kıyı tarafında kalıp kalmadığı ile ilgili olarak denetime açık, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, teknik bilirkişilerden çekişmeli taşınmazların kadastro komisyon haritası, tespite esas tapu kayıtlarının kapsamını gösterir harita ile belirlenecek kıyı kenar çizgisini çakıştırır tarzda harita üzerinde işaretlenerek gösterilmesi ve topoğrafik memleket haritalarından da yararlanılarak kıyı kenar çizgisinin tespit edilmesi, keşfen tespit edilen kıyı kenar çizgisi ile Bakanlık tarafından onaylanan kıyı kenar çizgisinin fen bilirkişi tarafından kroki üzerinde gösterilerek farklılık olursa sebebinin de açıklanması istenmeli ; ayrıca düzenlenecek raporda, 28 ada 2 parsel sayılı taşınmazın Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1976/33 Esas ve 1980/ 38 karar sayılı mahkeme ilamına göre tanzim edildiği bildirilen tescil bildirim beyannamesinin de değerlendirilmesi ve krokide gösterilmesi istenmeli, bundan sonra sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek ve tespit günü itibariyle deniz altında bulunan bölümler/ yerler hakkında tutanak düzenlenemeyeceği ve bu tarz yerlerin tescile tabi olmayacağı dikkate alınarak varsa bu yerler hakkındaki kadastro komisyon kararlarının da iptal edilmesi gerektiği de dikkate alınarak sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece belirtilen şekilde araştırma ve uygulama yapılmadan yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulmuş olması isabetsiz olduğu gibi kabule göre de hüküm kurulurken … oğlu …hissesinin, …’nın davasına konu olmadığının dikkate alınmadan bu hissenin iptal edilerek …adına tesciline karar verilmesi dahi isabetsiz olup Davalı Hazine, davacı Urla belediyesi ile davalılar …ve müşterekleri vekillerinin temyiz itirazları açıklanan bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüne karar vermek gerekmiştir.
V. KARAR
Açıklanan nedenlerle
A. Davacılar … ve müşterekleri vekili ile …ve müşterekleri vekilinin Temyizi Yönünden
Davacılar … ve müşterekleri vekili ile …ve müşterekleri vekilinin temyiz dilekçelerinin süre yönünden REDDİNE,
B.Davalı Hazine, davacı Urla Belediyesi ile davalılar …ve müşterekleri vekillerinin Temyizi Yönünden
Yukarıda (IV.C.3) no.lu bentte yazılı nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine,
1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,17.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.