YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/13517
KARAR NO : 2023/1091
KARAR TARİHİ : 28.02.2023
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2014/1 E., 2018/10 K.
KARAR : Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine
Taraflar arasında görülen kadastro tespitine itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı bir kısım davacılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Kadastro sırasında, Adana ili …. ilçesi … Köyü çalışma alanında bulunan 158 parsel sayılı 143.900,00 m2 ve 157 parsel sayılı 92.260,00 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar tapu kaydı, vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak … mirasçıları adına tespit edilmiş iken 09.05.1963 tarihli tapulama tutanağı eki ile davalı Hazineye ait Mart 1317 tarih ve 18 sayılı tapu kaydının miktar fazlası bölümü kapsadığı gerekçesiyle 158 parsel sayılı taşınmaz 1439 pay üzerinden 400 payı … mirasçıları, 1039 payı Hazine adına, 157 parsel sayılı taşınmaz 9226 pay üzerinden 4000 payı … mirasçıları, 5226 payı Hazine adına tespit edilmiştir.
2.Davacı … dava dilekçesinde; murisi adına tapu kaydı ve vergi kaydı bulunmasına rağmen Hazineye de pay verilmek suretiyle tespit gördüğünü öne sürerek Hazine adına oluşan payların iptalini talep etmiştir.
3.Davacı … ; aynı nedenlerle Hazine adına verilen payların iptali ile taşınmazın tamamının murisin tüm mirasçılar adına tescilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 14.04.2011 tarihli ve 1991/120 Esas, 2011/2 Karar sayılı kararı ile taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde katılan davacı … mirasçılarından İsmail Mamuk, davacı … mirasçıları …, …, …, katılan davacı … mirasçıları …., … ve … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 03.05.2013 tarihli ve 2013/2442 Esas, 2013/4833 Karar sayılı kararıyla; davacı … ‘ın yargılama sırasında vefat ettiği dosya kapsamı ile sabit olduğu halde mirasçılarının kim ya da kimler olduğu belirlenerek karar başlığında gösterilmediği gibi mirasçılar usulünce davaya dahil edilerek taraf koşulu sağlanmadan aleyhlerine hüküm kurulduğu, diğer yandan, taşınmazın bir kısım payının tespit maliki olan …’nın … ve … oğlu 1971 yılında vefat eden … olduğu kabul edilerek bu kişinin mirasçıları davaya dahil edilmek suretiyle yargılama yapılarak sonuçlandırılmış ise de, dosya içerisinde davacı … tarafından ibraz edilen Kozan Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 14.04.1966 tarihli ve 1966/367 Esas, 1966/340 Karar sayılı veraset ilamında …, namı diğer … olarak aralarında davacı …. ve …’ın da bulunduğu kişilerin mirasçı olarak görüldüğü halde … ve … dışındakilerin eldeki davada taraf olmadığı gibi Hazine tarafından açılmış bir davanın da bulunmadığı, hal böyle olunca; Mahkemece bu hususlar göz ardı edilerek taraf teşkili usulünce sağlanmadan Hazinenin davacı olduğu kabul edilmek suretiyle hüküm kurulması isabetsiz olduğundan hükmün bozulmasına, bozma nedenine göre sair yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda 26.06.2018 tarihli ve 2014/1 Esas, 2018/10 Karar sayılı kararı ile, 08.12.2017 tarihinde yapılan keşif, alınan alındığı ziraat bilirkişisi raporuyla dava konusu parsellerin tarım arazisi olduğu, mahalli bilirkişilerce taşınmazların Hazineye ait 280.000 dönümlük Mart 1317 tarih ve 18 sıra nolu tapu kaydı kapsamında kaldığı, tespitlerine dayanak yapılan Temmuz 289 tarih ve 178 nolu tapu kaydının köyü itibarı ile bu parsellere uyduğu, hudutları itibarı ile de hudutlarında yazılı kişileri bilmediği ve duyum itibari ile hudutlarından … ve …’ın yerlerini gösterdikleri, Yargıtay bozma ilamında ve tapu kaydında bahsi geçen … namı diğer … ‘yı da bilmedikleri, yine tespitlerine dayanak yapılan 1937 yılına ait 153/28 tahrir hesap nolu vergi kaydının bu parsellere uyduğunu belirttikleri, komşu olan 148 nolu parselin dayanağı Temmuz 1289 tarih 265 nolu kaydın dava konusu parsellerle olan güney hududu … yine komşu 159 nolu parselin dayanağı olan Temmuz 1289 tarih 72 nolu kaydın doğu hududu … yazdığı, 25.05.2018 tarihinde yapılan keşfte davacı tanıklarının Temmuz 289 tarih ve 178 nolu tapu kaydının köy, mevkii ve hudutları itibari ile dava konusu taşınmazlara uydukları belirttikleri, taşınmazların Hazineye ait 280.000 dönümlük Mart 1317 tarih ve 18 sıra nolu tapu kaydı kapsamında kalması karşısında tapulu yerlerin vergi kaydına ve zilyetliğe dayanılarak mülk edinilemeyeceğinden vergi kaydı nazara alınmayacağı, bu nedenle davacıların dayanağı olan tapu kaydının daha eski olduğu ve miktarı itibari ile yeni yüzölçüme çevrildiğinde 9190,00 m2 ye tekabül ettiği, yapılan keşiflerdeki mahalli bilirkişi beyanları, tanık beyanları ve komşu kayıtları göre dava konusu 158 nolu parselin kuzey batısına uyduğu ve (A) harfi ile gösterilen yerin … mirasçıları adına, geri kalan yerlerin Hazinenin Mart 1317 tarih ve 18 sıra nolu tapu kaydı kapsamında kaldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, dava konusu 157 ve 158 nolu parsellerin kadastro tespitlerinin iptali ile, 158 nolu parselin 29.05.2018 tarihli fen bilirkişisi raporunda (A) harfi ile gösterilen 9190.00 m2 yüzölçümündeki bölümün aynı parsel numarasıyla 5.160.960 pay üzerinden payları oranında (hüküm yerinde mirasçıların adları ve payları gösterilerek) … mirasçıları adlarına, (B) harfi ile gösterilen 134.710,00 m2 yüzölçümündeki kısmının en son parsel numarası verilmek suretiyle Hazine adına, 157 nolu parselin ise tamamının Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde … ve arkadaşları vekili, … ve arkadaşları vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar … ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; taşınmazların tamamının tapu kaydı kapsamında kaldığını öne sürerek hükmün bozulmasını istemiştir.
2. Davacılar … ve arkadaşları vekili, dosyaya sunulan bilirkişi raporuna göre, kök murise ait tapu kaydının 100 dönüm olduğu belirtildiği halde mahkemece 10 dönüm olarak hükme esas alındığını, taşınmazların davacılara murisleri Hamza Akdağ’dan kaldığını, bu nedenle diğer mirasçıların hisselerinin bulunmadığını öne sürerek hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, taşınmazların tamamı yada bir kısmı üzerinde davacı taraf lehine mülkiyet koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 Sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 Sayılı Kanun) 14, 17 ve 20 nci maddeleri
3. Değerlendirme
İlk Derece Mahkemesince yukarıda (IV.B.) bendinde yazılı gerekçelerle karar verilmişse de yapılan araştırma ve inceleme karar vermeye yeterli olmadığı gibi varılan sonuç dahi dosya kapsamıyla uyumlu bulunmamaktadır.
Yapılan keşif ve alınan raporlara ve mahkemenin de kabulünde olduğu üzere; tespite esas alınan ve aynı zamanda davacıların da dayandıkları 1289 tarih, 178 nolu tapu ile davalı Hazinenin dayandığı yine tespite esas alınan Mart 1317 tarih, 18 nolu Tapunun dava konusu taşınmazları kapsadığı, zilyetliğin tapu maliki “…” mirasçılarında olduğu, ancak davacıların dayandığı 1289 tarih 178 nolu tapunun daha eski tarihli olması nedeniyle öncelikle bu tapu kaydına değer verilmesi gerektiği, 1289 tarih 178 nolu tapunun miktarıyla geçerli olacak şekilde dava konusu taşınmazları kapsadığı anlaşılmaktadır.
Ancak; Tapu Müdürlüğünden 1967 tarihli cevabi yazı ile gönderilen 1289 tarih 178 nolu tapu kayıt örneğinde tapunun “tasdiksiz” olduğu belirtilerek taşınmazın yüzölçümünün 10 dönüm olarak yazıldığı, tapu kaydının sıhhatinin denetlenmesi bakımında bir örneğinin Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünden istenilmediği gibi yargılama sırasında davacı Hamza Akdağ mirasçıları vekilinin 02.06.2015 tarihli duruşmada kendisinde Osmanlıca olarak mevcut bulunan tapu kaydının tercümesi yapılmış şekilde dosyaya sunacığını bildirdiği, bir sonraki duruşmada ise; tercüme ettirerek dosyaya sunduğunun anlaşıldığı, her ne kadar temyiz incelemesi sırasında dosya kapsamında bu tercüme evrakına rastlanılamamışsa da davacı vekilince temyiz dilekçesi ekinde sunulan 06.07.2015 tarihli tercüme edilmiş belgede, 1289 tarih 178 nolu tapunun miktarının 100 dönüm yazıldığının anlaşılmasına göre mahkemece tapunun yüzölçümü konusunda oluşan bu çelişki üzerinde durulmamış, tapu kaydının yüzölçümü tereddütsüz olarak saptanmaksızın karar verilmiştir.
Diğer yandan; taşınmazların kadastro tespitlerinde yukarıdaki paragrafta belirtildiği üzere davacıların tapusunun yanısıra 1937 tarihli 153 nolu 80 dönümlük vergi kaydının bulunduğu, bu nedenle miktarı fazla olan vergi kaydına değer verilmek suretiyle her taşınmazda 40 dönüme tekabül edecek şekilde davacıların ve davalı gerçek kişilerin murisi “… mirasçıları” pay verildiği, taşınmazın aynı zamanda Hazine tapusu kapsamında kalmasından dolayı geri kalan payların da Hazine adına tespit edildiği anlaşılmaktadır.
İlk Derece Mahkemesinin yine kabulünde olduğu üzere; taşınmazın aynı zamanda davalı Hazinenin dayandığı tapu kaydı kapsamında kalmasından dolayı davacıların dayandığı 1937 tarihli 153 nolu 80 dönümlük vergi kaydına değer verilemeyeceği tartışmasızdır. Ne var ki; 03.05.2013 tarihli bozma ilamında açıkça; Hazine tarafından açılmış bir davanın da bulunmadığı halde Hazinenin davacı olduğu kabul edilmek suretiyle taşınmazların Hazine adına tesciline karar verilmesinde isabet bulunmadığının belirtilmesine ve anılan bozmadan sonra yapılan yargılama sırasında da Hazine tarafından taşınmazın tam paylı olarak adına tescili istemini içeren bir katılma talebi yada davası olmadığı halde ve kadastro sırasında … mirasçıları adına her bir parselde 40’ar dönüme tekabül edecek şekilde pay verilerek adlarına tespitlerinin yapılmasına rağmen; eldeki hükümle, davacıların dava açmasından önceki durumlarından daha aleyhlerine olacak şekilde yalnızca 10 dönüm (=9190 m2) taşınmaz tescil edilmesi usule uygun bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince öncelikle; dava dosyası içinde bulanan tapu kaydı ile davacı tarafın temyiz dilekçesinde sunduğu tapu tercüme evrakının birer örneği de eklenmek suretiyle Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünden 1289 tarih, 178 nolu tapu kaydının istenilmesi, dosya arasında bulunan ve Tapu Müdürlüğünden gönderilen örneğinde “tasdiksiz” olduğu belirtilmesi karşısında Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünde bu tapunun kaydının bulunmayabileceği, bu nedenle Genel Müdürlükten olumsuz bir cevap gelmesi halinde konusunda uzman Osmanlıca bilen bir bilirkişi seçilerek İlçe Tapu Müdürlüğünde bulunan kayıtlar üzerinde inceleme yaptırılarak tapu kaydının denetime elverişli, özellikle yüzölçümü konusunda açıklayıcı bir şekilde tapu kaydının tercümesini içeren rapor alınması gerekir.
Tüm bu işlemlerden sonra 1289 tarih 178 nolu tapu kaydının yüzölçümünün tereddütsüz olarak 100 dönüm (=91.100 m2) olduğunun anlaşılması halinde her iki taşınmazın kuzeyinden başlamak üzere toplamda 100 dönüm (=91.100 m2) bölümünü gösterecek şekilde ek rapor anılarak bu bölümün … mirasçıları adına payları oranında tesciline, taşınmazların geri kalan kısımının davalı Hazine adına tesciline karar verilmesi, 1289 tarih 178 nolu tapu kaydının 10 dönüm olduğunun anlaşılması halinde ise; davacılar adına kadastro tespitinden daha aleyhlerine bir durum yaratılamayacağından kadastro tespitindeki payları oranında … mirasçıları ile Hazine adına tesciline hüküm kurulması gerekirken eksik araştırma ve inceleme dayalı davacıların dava açmalarından önceki durumlarından daha aleyhine olacak şekilde karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine,
1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesi’ne gönderilmesine,28.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.