YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/13537
KARAR NO : 2023/1077
KARAR TARİHİ : 28.02.2023
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2013/38 E., 2018/34 K.
KARAR : Davanın reddine
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz (genel mahkemeden aktarılan) davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (kapatılan)16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı asli müdahiller … ve arkadaşları vekili, … ve arkadaşları vekili, … ve arkadaşları vekili, … ve arkadaşları vekili ve … ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro sırasında Diyarbakır ili, … ilçesi, … Köyü çalışma alanında bulunan temyize konu 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 47, 48, 49, 50, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83 ve 84 parsel sayılı muhtelif yüzölçümündeki taşınmazlar, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduklarından söz edilerek malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmişlerdir.
2. Davacı … dava dilekçesinde; Mayıs 1949 tarihli ve 29 ilâ 54 sıra numaralı tapu kayıtları kapsamında kalan taşınmazların 30.08.1335 tarihli taksim senedi ile paylaşıldığını, paylaşım sonucunda davalı taşınmazların kendisi ile kardeşleri … ve …’e düştüğünü ileri sürerek, tapu kayıtlarındaki …’ye ait payların iptali ile adlarına tescilini istemiştir.
3. … ve …, … ve arkadaşları, … ve arkadaşları, … ve arkadaşları ile … ve arkadaşları ayrı ayrı sundukları müdahale dilekçelerinde; tapu kayıtları ve miras yoluyla gelen hakka dayanarak, davaya katılmışlardır.
II. CEVAP
Davalı … ve arkadaşları cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazların 30.08.1335 tarihli taksim senedine göre kendilerine düştüğünü, müdahil davacı … ve arkadaşlarına ise taksim senedi gereğince .. ilçesine bağlı …. köyündeki taşınmazların düştüğünü belirterek, davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Davacı … tarafından … ve arkadaşları aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tapu iptali ve el atmanın önlenmesi davası, davaya konu olan parseller hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.
Kadastro Mahkemesinde, çekişmeli parsel tutanakları ile aktarılan dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesinin 19.12.2000 tarihli ve 1976/176 Esas, 2000/1 Karar sayılı kararıyla; davacı … ve arkadaşları ile davacı … ve müştereklerinin davalarının feragat nedeniyle, asli müdahil …’ın davasının ise sabit olmadığı ve kesin mehile rağmen delil ikame etmediği gerekçesiyle reddine, çekişmeli taşınmazların hüküm yerinde gösterilen payları oranında …. çocukları …., …., …. ve … adlarına tapuya kayıt ve tescillerine karar verilmiştir.
IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin 19.12.2000 tarihli ve 1976/176 Esas, 2000/1 Karar sayılı kararına karşı asli müdahil … mirasçıları ve … vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
2. Yargıtay (kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 13.09.2001 tarihli ve 2001/7970 Esas, 2001/4790 Karar sayılı kararı ile “Davanın Asliye Hukuk Mahkemesinden aktarılmış olması nedeniyle 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 27 ve 11 inci maddeleri uyarınca gerekli askı ilanlarının yapılması, anılan Kanun’un 30/2 nci maddesi uyarınca re’sen lüzum görülen tüm deliller toplanmak suretiyle gerçek hak sahipleri adına tescil kararı verilmesi ve kabule göre de tutanaklarında yüzölçümleri yazılı olmayan bazı parsellerin yüzölçümlerinin teknik bilirkişiye hesaplattırılmadan hüküm kurulmuş olmasının isabetsizliğine” değinilerek bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 09.06.2009 tarihli ve 2002/1 Esas, 2009/4 Karar sayılı kararıyla; önceki kararı temyiz etmeyen davacıların talepleri hakkında yeniden karar verilmesine yer olmadığına, asli müdahiller … ve … mirasçılarının davasının kısmen kabulüne, çekişmeli 38, 39, 40, 43, 45, 48, 50, 53, 54 ve 63 parsel sayılı taşınmazların miras payları oranında Abdulaziz mirasçıları adına; 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 41, 42, 44, 47, 49, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83 ve 84 sayılı parsel sayılı taşınmazların ise … ve … mirasçıları adına hüküm yerinde gösterilen payları oranında tapuya kayıt ve tescillerine karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin 09.06.2009 tarihli ve 2002/1 Esas, 2009/4 Karar sayılı kararına karşı davacı/davalı … mirasçısı …, asli müdahiller … ve … mirasçıları vekili ile davacı/davalı …, … ve … vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
2. Yargıtay (kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 03.05.2012 tarihli ve 2011/568 Esas, 2012/3991 Karar sayılı kararı ile; “Bozma ilamına uyulduğu halde bozma ilamının gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği belirtilerek; tarafların iddia ve savunmaları ile ilgili tüm deliller toplandıktan sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişi kurulu ve aynı yöntemle belirlenecek taraf tanıklarının katımıyla taşınmazların başında keşif yapılarak, Asliye Hukuk Mahkemesinden devreden davanın kapsamının dava dilekçesi uygulanmak suretiyle belirlenmesi, bundan sonra tarafların kabul ve feragat beyanları ile tüm deliller değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre hüküm kurulması” gereğine değinilerek bozulmuştur.
D. İlk Derece Mahkemesince İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “Asli müdahiller … ve arkadaşlarının dayandıkları tapu kayıtlarının çekişmeli taşınmazlara uymadığını, müdahil davacı … ve arkadaşlarının dayandıkları tapu kayıtlarının Versin mezrasına ait kayıtlar olduğunu, çekişmeli taşınmazlar üzerinde kayıt maliklerinin ve mirasçılarının zilyetliğinin bulunmadığını ve dayanılan tapu kayıtlarının ilk tesislerinden bu yana tedavül görmediklerini; çekişmeli taşınmazların tespitlerine esas tapu kayıtlarının sınırlarının yol, cadde, hark, tepe, köy sınırı, … ağa, … ağa ve … ağa isimli şahıs tarlaları ile belirgin zeminde mevcut sınırları ihtiva ettiklerini, tespite esas alınan tapu kayıtlarının çekişmeli taşınmazları kapsadıklarını, çekişmeli taşınmazların tespit tarihine kadar 20 yılı aşkın süredir kayıt maliklerinin zilyetliğinde olduğunu, yine çekişmeli taşınmazların davalıların miras bırakanları …, … ve … adına kayıtlı olan 1937 tarihli ve 1 tahrir numaralı vergi kaydının kapsamında kaldığını, tespite esas tapu kayıtlarının bir bölümünün hissedarlar arasında 1335 tarihli rızai taksim sözleşmesi ile taksim edildiğini, bu taksim sonucunda dava konusu Bınama köyündeki taşınmazların tamamının … ve kardeşlerine, … ilçesi … köyündeki taşınmazların ise …’ye isabet ettiğini ve taşınmazların taksim edildiği tarihten bu yana taksim edildiği şekilde kullanıldığını, taksim hususunun mahalli bilirkişilerin beyanlarıyla da doğrulandığını, insan ömrünü aşan fiili kullanımın taksime karine teşkil ettiğini, dava konusu taşınmazların malik sıfatıyla nizasız fasılasız …, … ve … mirasçılarının kullanımlarında olduğunu, tespite esas alınan tapu kayıtlarının kapsamında kalan taşınmazlar ile …’den intikal eden taşınmazların taraflar arasında düzenlenen taksim sözleşmesi uyarınca …, … ve … mirasçılarına intikal ettiği” gerekçesiyle asli müdahiller … ve … mirasçıları, …, …, …, ., …, …, …, …, …, … ve …’ın davalarının reddine, çekişmeli 28, 29 (ifrazen 87 ve 88 parseller), 30, 31 (ifrazen 89 ve 90 parseller), 32 (ifrazen 91, 92 ve 93 parseller ), 34 (ifrazen 94 ve 95 parseller), 35 (ifrazen 96 ve 97 parseller), 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 47, 48, 49, 50, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59 (ifrazen 104 ve 105 parseller), 60, 61, 62, 63 (ifrazen 106, 107, 108 ve 109 parseller), 64, 65, 70 (ifrazen 102 ve 103 parseller), 71 (ifrazen 100 ve 101 parseller) ve 84 parsel sayılı taşınmazların hüküm yerinde gösterilen payları oranında … mirasçıları, … mirasçıları, … mirasçıları ve … mirasçıları adına tapuya kayıt ve tescillerine; aktarılan davanın kapsamında kalmadığı anlaşılan 27, 33, 36, 66, 67, 68, 69, 72, 73, 74, 75, 76, 77, 78,79, 80, 81, 82 ve 83 parsel sayılı taşınmazların malik hanelerinin olağan usullerle doldurulması için bu dava dosyasından tefrik edilerek Kadastro Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı asli müdahiller … ve arkadaşları vekili, … ve arkadaşları vekili, … ve arkadaşları vekili, … ve arkadaşları vekili ve … ve arkadaşları vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
1. Asli müdahil … ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; dayandıkları tapu kayıtlarının çekişmeli taşınmazları kapsadığını, dava konusu taşınmazların bulunduğu köyde meydana gelen kan davasından sonra müvekkillerinin güvenlik nedeniyle köyü terk etmek zorunda kaldıklarını ve bu nedenle taşınmazları kullanamadıklarını, ayrıca müvekkilinin murisi tarafından Savur Asliye Hukuk Mahkemesinde … Ağa oğlu .. Ağaya karşı açılan meni müdahale ve kayıt tashihi davasında, İlk Derece Mahkemece davanın kabulüne karar verildiğini, taşınmazların tespitine esas alınan tapu kayıtlarının sınırları ile müvekkillerinin dayandıkları tapu kayıtlarının sınırlarının ekseriyetle birbirini okuduğunu, dayanak kayıtlarının dava konusu taşınmazların bulunduğu köye ait olduğunun sabit olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
2. Asli müdahil … ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, müvekkillerinin zilyetlik iddialarının bulunmadığını, zira kan davası nedeniyle köyü terk ettiklerini, yapılan keşif ve hazırlanan bilirkişi raporunda eksikliklerin olduğunu, keşif sırasında müvekkillerinin dayandıkları kök kayıtlarının bilirkişilere detaylı şekilde sorulmadığını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
3. Asli müdahil … ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararının kanuna aykırı olduğunu, müvekkillerinin zilyetlik iddiasının bulunmadığını, zira taşınmazların bulunduğu köyde meydana gelen ölüm olayı nedeniyle müvekkillerinin miras bırakanlarının köyü terk etmek zorunda kaldıklarını, yapılan keşif ve hazırlanan bilirkişi raporunda eksikliklerin bulunduğunu, keşif sırasında kök kayıtlarının yerel bilirkişilere detaylı sorulmadığını, kök tapu kayıtlarının yeterince incelenip araştırılmadığını, bilgi sahibi olmayan mahalli bilirkişilerin beyanlarına itibar edildiği için dayanak tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazları kapsamadığına dair sonuca ulaşıldığını, çok sayıda parselin dava konusu kayıtların kapsamı dışında kaldığı gerekçesi ile dava dosyasından tefrik edilerek bu taşınmazlara ilişkin hukuka ve mevzuata aykırı bir şekilde karar verilmediğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
4. Asli müdahil … ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğunu, …’in askerde olduğu sırada kardeşleri olan … ve …’ın aralarında miras sözleşmesi yaptıklarını, miras sözleşmesinin Medeni Kanun’daki şekil şartlarını taşımamasından dolayı geçersiz olduğunu, sözleşmenin hukuken geçerli olduğu kabul edilse bile Mehmet Reşit ve mirasçılarını bağlamayacağını ve veraset ilamına göre hisse taksiminin yapılması gerektiğini, bilirkişi raporunun olayları ve gerçeği yansıtmadığını, mahkeme kararının mülkiyet hakkını yok saydığını, iyiniyetli olmayan mirasçıların korunduğunu, taşınmazların tamamının murislerinden intikal ettiğini, davadan feragat eden mirasçılar çıkarıldıktan sonra Diyarbakır Sulh Hukuk Mahkemesinin 20.12.1990 tarihli ve 1989/739 Esas, 1990/1354 Karar sayılı veraset ilamı ve 25.11.2008 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda taksimin yapılması gerektiğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
5. Asli müdahil … ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, kararda müvekkilleri adına lehte veya aleyhte hiçbir karar verilmediğini, yine gerekçe metninde müvekkillerine yönelik herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, eksik yargılama sonucunda karar verildiğini, müvekkillerinin taşınmazlarda müşterek mirasçılar olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, aktarılan davada verilen kararın usul ve kanuna uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 Sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 14, 15/1 ve 20 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Asli müdahiller … ve arkadaşları vekili, … ve arkadaşları vekili, … ve arkadaşları vekili ile … ve arkadaşları vekilinin dayandıkları tapu kayıtlarının çekişmeli taşınmazları kapsamadığı, asli müdahiller ve murisleri lehine taşınmazlar üzerinde zilyetlikle mülk edinme şartlarının da gerçekleşmediği mahkemece yapılan keşif, uygulama, bilirkişi ve tanık sözleri ile belirlendiği anlaşılmakta olup, asli müdahiller … ve arkadaşları vekili, … ve arkadaşları vekili, … ve arkadaşları vekili ile … ve arkadaşları vekilinin hükme yönelik temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Asli müdahil … ve arkadaşları vekilinin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Mahkemece, bozma ilamına uyulduğu halde bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Bozma ilamına uyulmakla taraflar yararına usuli kazanılmış hak oluşur. Bu hakkın zedelenmemesi için bozma ilamının gereklerinin tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerekir. Her ne kadar bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece, çekişmeli taşınmazların tespitlerine esas alınan tapu kayıtlarının taşınmazları kapsadıklarını, taşınmazların tespit tarihine kadar 20 yılı aşkın süredir kayıt maliklerinin zilyetliğinde olduğunu, yine çekişmeli taşınmazların davalıların miras bırakanları …, … ve … adına kayıtlı olan 1937 tarihli ve 1 tahrir numaralı vergi kaydının kapsamında kaldığını, tespite esas tapu kayıtlarının bir bölümünün hissedarlar arasında 1335 tarihli rızai taksim sözleşmesi ile taksim edildiğini, bu taksim sonucunda dava konusu Bınama köyündeki taşınmazların tamamının … ve kardeşlerine, …. ilçesi … köyündeki taşınmazların ise …’ye isabet ettiğini ve taşınmazların taksim edildiği tarihten bu yana taksim edildiği şekilde kullanıldığını, insan ömrünü aşan fiili kullanımın taksime karine teşkil ettiğini, dava konusu taşınmazların malik sıfatıyla nizasız fasılasız …, … ve … mirasçılarının kullanımlarında olduğunu, tespite esas alınan tapu kayıtlarının kapsamında kalan taşınmazlar ile …’den intikal eden taşınmazların taraflar arasında düzenlenen taksim sözleşmesi uyarınca …, … ve … mirasçılarına intikal ettiğini ve aktarılan davanın kapsamında kalmadığı belirtilen 27, 33, 36, 66, 67, 68, 69, 72, 73, 74, 75, 76, 77, 78,79, 80, 81, 82 ve 83 parsel sayılı taşınmazların malik hanelerinin olağan usullerle doldurulması için bu dava dosyasından tefrik edilerek Kadastro Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmiş ise de yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; davacı … oğlu … tarafından … oğlu … mirasçıları (… ve arkadaşları) aleyhine 29.09.1971 tarihli dilekçesi ile Asliye Hukuk Mahkemesine açılan davada Mayıs 1949 tarihli ve 29 ilâ 54 sıra numaralı tapu kayıtları kapsamındaki taşınmazların 30.08.1335 tarihli taksim senedi ile paylaşıldığını, paylaşım sonucu davalı taşınmazların davacı … ile kardeşleri … ve …’e düştüğünü ileri sürülerek, Mayıs 1949 tarihli ve 29 ilâ 54 sıra numaralı tapu kayıtlarındaki …’ye ait payın iptali ve adlarına tescili istemiyle dava açmış, çekişmeli parsellerin kadastro tespit tutanaklarının malik haneleri, açılan bu dava nedeniyle açık bırakılarak tespit edilmiş, sözü edilen dava dosyası da görevsizlik kararı ile Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Ne var ki, Mahkemece aktarılan davanın kapsamı yöntemince belirlenmemiş, davacı tarafın dayandığı ve dava konusu taşınmazların tespitlerine esas alınan tapu kayıtlarının tamamının tesislerinden itibaren tüm tedavülleri getirtilmemiş, yöntemince tapu ve vergi kayıt uygulaması yapılmamış, dayanılan kayıtların bazılarının gayri sabit hudutlu oldukları hususu dikkate alınmamış, taşınmazın niteliğini ve kullanım durumunu en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarının incelenmesi olduğu halde, hava fotoğraflarından yararlanılmamış, taşınmazların niteliğinin, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklinin ve süresinin ne olduğunun tespiti yönünden hüküm vermeye elverişli olmayan yetersiz ve soyut nitelikteki tek kişilik ziraatçi bilirkişi raporu ile yetinilmiş, 3 kişilik ziraatçi bilirkişi kurulundan ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmamış, tanık ve yerel bilirkişilerin soyut ve yetersiz beyanlarına itibar edilerek hüküm kurulmuştur.Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle, davacı tarafın dayandığı ve dava konusu taşınmazların tespitlerine esas alınan tapu kayıtlarının tamamının tesislerinden itibaren tüm tedavüllerinin mahalli Tapu Müdürlüğünden (eski yazı tapu kayıtlarının Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Arşiv Dairesi Başkanlığından) ayrı ayrı sorulup getirtilmeli; Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilmek suretiyle taşınmazların bulunduğu köyü/mahalleyi/mevkiyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafları olduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle buradan elde edilen verilere göre dava konusu taşınmazların dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesine (bulunmadığı taktirde bu tarihlere en yakın tarihlere) ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı Harita Genel Müdürlüğü’nden tarihleri açıkça yazılmak suretiyle istenilerek dosyaya konulmalı; dosyanın tapu işlerinden anlayan kadastro bilirkişisine tevdi edilerek yöntemince ve denetime uygun olacak şekilde pay raporu alınmalı; bundan sonra, mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, tespit bilirkişileri, taraf tanıkları, 3 kişilik ziraatçi bilirkişi kurulu, jeodezi ve fotogrametri mühendisi ve fen bilirkişisinin katılımıyla yapılacak keşifte; Asliye Hukuk Mahkemesinden devreden davanın kapsamı dava dilekçesi uygulanmak suretiyle belirlenmeli; dayanılan kayıtların yönleri yerel bilirkişilere tek tek okunmak ve sorulmak suretiyle taşınmazlar başında uygulanmalı, yerel bilirkişilerin gösterdikleri sınırlar fen bilirkişisine işaret ettirilmeli, tapu ve vergi kayıtlarında bilinmeyen sınırların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı tanınmalı, tapu ve vergi kayıtlarında okunan yönler komşu parsel tutanakları ve dayanakları ile denetlenmeli, böylece tapu ve vergi kayıtlarının kapsamı duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilmeli; uygulama sonucunda çekişmeli taşınmazların bir bölümünün ya da tamamının tapu ve vergi kayıtlarının kapsamı dışında ya da vergi kaydı kapsamında kaldığının anlaşılması halinde, yöntemince taksim ve zilyetlik araştırması yapılmalı ve bu bağlamda; taşınmazların geçmişte ne durumda bulunduğunu, kime ait olduğunu, kök muris …’tan geliyor ise taksim edilip edilmediğini, taksim edilmişse taşınmazların kime düştüğünü, taşınmazların kim tarafından, ne zamandan beri ve ne sıfatla kullanıldığını, imar-ihyaya konu edilip edilmediğini, edilmiş iseler imar-ihyanın hangi tarihte başlayıp hangi tarihte bitirildiği etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, beyanlar arasında çelişki bulunduğu takdirde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle oluşan çelişkilerin giderilmesine çalışılmalı; ziraatçi bilirkişi kurulundan, dava konusu taşınmazların toprak yapısını ve niteliğini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, taşınmazların üzerindeki bitki örtüsünü, taşınmazlar imar-ihyaya konu edilmişse imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir, komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi ve taşınmazların değişik yönlerden çekilmiş renkli fotoğraflarını içerir ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisine, hava fotoğrafları üzerinde stereoskopik inceleme yaptırılmak suretiyle, taşınmazların sınırlarını ve niteliğini, taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini belirtir şekilde rapor aldırılmalı; fen bilirkişisine keşfi ve uygulamayı denetlemeye elverişli, ayrıntılı rapor ve harita düzenlettirilmeli; davacı …’nun dayandığı 30.08.1335 tarihli taksim senedinin sadece davacı … ile kardeşi … arasında yapıldığı hususu; davaya konu taşınmazların kadastro tutanaklarının malik haneleri açık bırakılarak kadastro mahkemesine aktarıldığına göre 3402 sayılı Kanun’un 30/2 nci maddesi uyarınca resen hareket edileceği hususu; tapu ve vergi kaydının kapsamında kalmayan bölümler yönünden diğer koşulların varlığı halinde, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 766 sayılı Tapulama Kanunu’nun (766 sayılı Kanun) 33 üncü maddesinde belirtilen belgesiz zilyetlikten edinilebilecek taşınmaz miktarı göz önünde bulundurulmalı; bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
İlk Derece Mahkemesince açıklanan hususlar göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de; dava konusu taşınmazların taksim sonucu …, … ve …’a isabet ettiğinin kabul edildiği ve davacı …’ın dul ve çocuksuz ölümü nedeniyle asli müdahil … ve arkadaşlarının …’ın mirasçılarından olduğu dosya kapsamından anlaşıldığı halde, hüküm yerinde asli müdahil … ve arkadaşları adına …’dan isabet eden miras paylarının tesciline karar verilmemiş olması da isabetsiz olup, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Asli müdahiller … ve arkadaşları vekili, … ve arkadaşları vekili, … ve arkadaşları vekili ile … ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazlarının (V.C.3.1) no.lu bentte yazılı nedenlerle REDDİNE,
2. Asli müdahil … ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazları (V.C.3.2) no.lu bentte yazılı nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine,
1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,28.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.