YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/13541
KARAR NO : 2023/72
KARAR TARİHİ : 11.01.2023
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
HÜKÜM/KARAR : Kısmen kabul, kısmen ret
Taraflar arasında Siirt Kadastro Mahkemesinde görülen ve temyiz incelemesinden geçen kadastro tespitine itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince Kadastro Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Siirt Kadastro Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davacı …’ın davasının reddine, müdahil davacı Hazinenin davasının kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.
Siirt Kadastro Mahkemesi kararı davalılar …, …, …, …, … vekili Av. …, davalılar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … vekili Av. …, müdahil davacı Hazine vekili ve müdahil davacı … tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı …, davalılar …. mirasçıları ve … aleyhine, Siirt Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı davada, davalılardan . … ile dava konusu taşınmaz hakkında 24.06.1967 tarihinde satış vaadi sözleşmesi yapıldığını, sonrasında aynı taşınmazın bahsi geçen davalı tarafından diğer davalı …’a satıldığını belirterek, dava konusu taşınmazın tapusunun iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiş, davaya konu edilen taşınmazlar hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle dava Siirt Kadastro Mahkemesine aktarılmış, Kadastro Mahkemesinde davaya konu olan 322 ve 323 parsel sayılı taşınmazların tutanağı ile dava dosyası birleştirilerek yargılama yapılmıştır.
2.Asli müdahil Hazine vekili, dava konusu taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazlardan olduğunu belirterek davaya katılmıştır.
3. Asli müdahil …, dava konusu taşınmazlardan 322 parsel sayılı taşınmaz içinde … Köyü sınırında bulunan 417, 433 parsel sayılı taşınmazlara komşu, yaklaşık 10.000,00 m2’lik yerin kendisine ait olduğunu belirterek, tespitin iptali ile dava konusu ettiği yerin kendi adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar, davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 21.05.2007 tarihli bozma ilamından sonra, Siirt Kadastro Mahkemesinin 03.06.2008 tarihli ve 2007/13 Esas, 2008/3 Karar sayılı kararıyla davacı …’ın davasının reddine, katılan Hazinenin davasının kısmen kabulüne 322 sayılı parselin 18.663.19 metrekare yüzölçümündeki bölümünün bu parselden ifrazı ile ayrı bir parsel numarası verilerek Hazine adına tapuya tesciline, 322 sayılı parselde bulunan ve tapu kaydı hudutlarına yakın olan ve taraf beyanlarına göre (A) ile gösterilen yerden 12.000 m2’sinin kuzeye doğru olan kısmının bu miktar üzerinden ayrılarak ve ayrı bir parsel numarası verilerek tespit malikleri adına tespit gibi tapu siciline tesciline; bu kısım açısından Hazine ve davacı …’ın davasının reddine, 323 sayılı parselde (B) harfi ile gösterilen alanda ve güneye doğru olan kısımda 100.000 m2 olan kısmın 323 sayılı parselden ayrılarak ve ayrı parsel numarası verilerek tespit malikleri adına tespit gibi tapu siciline tesciline, bu kısım açısından Hazine ve davacı …’ın davasının reddine, 322 ada (B), (C), (Ç) ve (D) ile gösterilen parselin tamamı ve (A) ile gösterilen kısımdan güney taraftan, 31.682,02 metrekarelik kısmın aynı parsel numarasıyla ve 323 sayılı parselde yer alan 1.775,44 metrekarenin ve kuzeyde kalan kısmının aynı parsel numarasıyla, bu kısımlar açısından tespit malikleri adına yapılan tespitin iptali ile Hazine adına mera niteliği ile sınırlandırılmasına, bu kısım açısından davacı …’ın davasının reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı asli müdahil Hazine vekili, davalı … vekili ve davalı … Halil Toprak mirasçısı … tarafından temyiz edilmiştir.
2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 28.01.2010 tarihli ve 2009/3105 Esas, 2010/292 Karar sayılı ilamı ile hükmüne uyulan Dairenin 21.05.2007 tarihli bozma ilamında, tespit ve davalıların dayanağının oluşturan tapu kayıtlarının çekişmeli taşınmazlara ait olduğu kabul edildikten sonra, değişebilir sınırlı dayanak tapu kayıtlarının miktar fazlası bölümü üzerinde zilyetlikle edinme koşullarının oluşup oluşmadığının araştırılması gereğine değinildiği, ancak bozma ilamından sonra yapılan araştırma, inceleme ve uygulamanın hüküm için yeterli olmadığı, kabule göre de tapu kaydı miktar fazlası bölüm üzerinde davalıların zilyetlikle kazanabilecekleri kabul edilen miktarın fazlasının mera olarak sınırlandırılması suretiyle çelişki yaratıldığı, uzman fen bilirkişisinden açık ve yeterli rapor alınmaksızın, infazı olanaksız şekilde tescil hükmü kurulmuş olmasında da isabet bulunmadığı belirtilerek, mahallinde yöntemince komşu köylerde oturan ve davada yararı bulunmayan elverdiğince yaşlı kişiler arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile uzman ziraatçı bilirkişi kurulu ve fenci bilirkişi hazır olduğu halde yeniden keşif yapılması, yapılacak keşifte, öncelikle tespitin ve davalıların dayanağını oluşturan tapu kayıtlarına yerel bilirkişi ve tanıklarca bildirilecek sabit sınırlarından başlamak üzere miktarınca 11.028 m2 olarak kapsam tayin edilmesi gerektiği, bundan sonra çekişmeli taşınmazın kayıt miktar fazlası olan bölümleri üzerinde davalılar yararına edinme koşullarının oluşup oluşmadığı üzerinde durulması gerektiği gerekçesi ile bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu … Köyü 323 parsel sayılı taşınmazın A ve B1 harfleri ile gösterilen alanları bakımından yapılan inceleme ve değerlendirmeler neticesinde, davalıların tespit dayanağı tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazlara uyduğunun anlaşıldığı, dava konusu taşınmazların yaklaşık 40-50 yıldır tespit maliki davalıların kullanımında olduğu, davacı …’ın taşınmaz üzerinde zemini ekonomik amacına uygun olarak kullanmak koşuluyla iktisap sağlayan süreye ulaşan bağımsız zilyetliğinin bulunmadığı, dava konusu taşınmazların yaklaşık 40-50 yıldır tespit maliki davalıların kullanımında olduğu, bu nedenle dava konusu taşınmaz üzerinde tespit gününde davacı yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşmediği gerekçeleri ile, yine, dava konusu … Köyü 323 parsel sayılı taşınmazdan geriye kalan ve B2 ile gösterilen yer ile dava konusu 322 parsel sayılı taşınmazın C, D, E, F ve G2 olarak gösterilen yer bakımından yapılan inceleme ve değerlendirmeler neticesinde, davacılar adına dava konusu taşınmazın bulunduğu çalışma alanında belgesizden tespit ve tescile karar verilen taşınmazların yüzölçümünün 100 dönümü geçtiği, davalılar adına senetsizden tespit gören taşınmazların yüzölçümlerinin 100 dönüm sınırını aştığı, taşınmazların C, E, F ve G2 harfi ile fen bilirkişisine işaretlettirilen bölümlerinde uzun zamandır tarım yapılmadığı, ekili-dikili ürün olmadığı, taşınmazlar zemininin otlarla kaplı olduğu; yerel bilirkişi beyanlarına göre de taşınmazların bu bölümlerinde son 40-50 yıldır tarım yapılmadığı ve tarımsal amaçla kullanılmadığı, yine dosya arasındaki taşınmaza ait renkli fotoğraflardan da, taşınmazların hali nitelikte olup, ekonomik amaca uygun biçimde tarımsal faaliyet sürdürülen yerlerden olmadığı, imar-ihyaya muhtaç olduğunun net bir biçimde görülmekte olup fotoğrafların tüm bu gözlem ve anlatımları doğrular nitelikte olduğu, Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde zilyetlikle kazanımın söz konusu olabilmesi için zilyetliğinin tespit tarihinden geriye doğru nizasız fasılasız 20 yıldan fazla olması gerektiği, sonuç olarak iş bu taşınmazlar bakımından tespit tarihinden geriye doğru nizasız aralıksız 20 yıllık kazanma süresi ve koşullarının davalı taraflar yararına gerçekleşmediği gerekçeleri ile ,müdahil davacı …’nın da (G2 ile gösterilen yer) dava konusu taşınmazda davacı ve miras bırakanının tespit çalışmalarından 20 yıl önceye giden nizasız, fasılasız, ekonomik amaca uygun malik sıfatıyla zilyetliğinin bulunmadığı ve 3402 sayılı Kanun’un 14. maddesinde belirtilen şartlarla birleştirilmediği gerekçeleri ile davacı …’ın davasının reddine, müdahil davacı … Hazinesinin davasının kısmen kabul kısmen reddine, müdahil davacı …’nın davasının reddi ile dava konusu Siirt İli … İlçesi … Köyü 323 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile Fen Bilirkişisi …. imzalı 19.06.2018 tarihli ek bilirkişi raporunda A harfi ile işaretli ve tapu kaydı miktarı kadar olan 11.028 m2’lik alanın aynı parsel numarası altında tespitteki niteliği ile tespit malikleri mirasçıları adına, aynı raporda B1 harfi ile işaretli ve zilyetlikten iktisap edinebilecekleri miktar kadar olan 100.000 m2’lik alanın dava konusu parselden ifraz edilerek ayrı parsel numarası verilmek suretiyle tespitteki niteliği ile tespit malikleri mirasçıları adına ayrı ayrı tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline, 323 parsel sayılı taşınmazdan geriye kalan ve aynı raporda B2 rumuzu ile işaretli 15.972 m2’lik alanın dava konusu parselden ifraz edilerek tespitteki niteliği ile ayrı parsel numarası verilmek suretiyle müdahil davacı … adına tapuya kayıt ve tesciline, dava konusu Siirt İli … İlçesi … Köyü 322 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile aynı raporda, C, D, E, F, G1 ve G2 rumuzu işaretli toplam 12.000,000 m2 alanın aynı parsel numarası altında tespitteki niteliği ile müdahil davacı … adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Davalılar …, …, …, …, … vekili …, davalılar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … vekili Av. …, müdahil davacı Hazine vekili ve müdahil davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalılar …, …, …, …, … vekili … temyiz dilekçesinde, 323 parsel sayılı taşınmazın B2, 322 parsel sayılı taşınmazın C, D, E, F, G1, G2 harfli yerlerin Hazine adına tesciline karar verilmesinin hatalı olduğunu, bahse konu yerlerin tarım arazisi olup,imar ve ihya edildiğini, vekil edenlerinin terör nedeni ile 1987 tarihinde taşınmazı terk ettiklerini, bunun iradi terk olmayacağını, karakol binasının yapımında kullanılmak üzere taşınmazın hibe edildiğinin doğru olmadığını, bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu belirterek temyiz talebinde bulunmuştur.
2.Asli müdahil … temyiz dilekçesinde, fen bilirkişi raporunda G1 ile gösterilen alanın kendisine ait olduğunu, komşu parseller olan 417 ve 433 parseller ile birlikte kullandığını, ziraat bilirkişi raporularının çelişkili ve yetersiz olduğunu, köyün 1987 yılında terör olayları nedeni ile terk edildiğini, taşınmazın tarım arazisi olduğunu belirterek temyiz talebinde bulunmuştur.
3.Asli müdahil Hazine vekili temyiz dilekçesinde, bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya yeterli olmadığını, taşınmazların imar-ihya görmediğini, zilyetlik koşullarının oluşmadığını belirterek temyiz talebinde bulunmuştur.
4.Davalılar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … vekili Av. … temyiz dilekçesinde, 323 parsel sayılı taşınmazın B2, 322 parsel sayılı taşınmazın C, D, E, F, G1, G2 harfli yerlerin Hazine adına tesciline karar verilmesi hatalı olduğunu, bahse konu yerlerin tarım arazisi olup, imar ve ihya edildiğini, vekil edenlerinin terör nedeni ile 1987 tarihinde taşınmazı terk ettiklerini, bunun iradi terk olmayacağını, karakol binasının yapımında kullanılmak üzere taşınmazın hibe edildiğinin doğru olmadığını, bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu belirterek temyiz talebinde bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Kadastro sırasında 322 ve 323 parsel sayılı 120.000 ve 127.000 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğu halde tapu kaydı ve ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeni ile davalılar adına tespit edilmiştir. Davacı tarafından, davalılar aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tapu iptali ve tescil davası, davaya konu parseller hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeni ile Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Kadastro Mahkemesinde çekişmeli parsel tutanakları ile dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sırasında Hazine dava konusu taşımazların Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazlardan bulunduğu iddiasına dayanarak davaya katılmış, asli müdahil … ise; dava konusu taşınmazlardan 322 parsel sayılı taşınmaz içinde Yerlibahçe Köyü sınırında bulunan 417, 433 parsel sayılı taşınmazlara komşu, yaklaşık 10.000,00 m2’lik yerin kendisine ait olduğunu belirterek, tespitin iptali ile dava konusu ettiği yerin kendi adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
2. İlgili Hukuk
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 1. maddesi, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesi.
3. Değerlendirme
1.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3’üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428’inci maddesi ile 439’uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen, (IV./B.) nolu bentte de belirtilen Mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalılar …, …, …, …, … vekili …, davalılar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … vekili Av. …, müdahil davacı Hazine vekili ve müdahil davacı …’nın aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir
3.3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 1. maddesi uyarınca kadastro hakimi doğru, infazı kabil ve infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde karar vermek zorundadır. Mahkemece, hükmün 3. bendinin a fıkrasında, dava konusu 322 parselin iptaline karar verilmesi gerekirken, maddi hata sonucu parsel numarası olarak 323 yazılması hatalı olmuş ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un geçici 3’üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 438’inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Yukarıda (3) nolu bentte açıklanan sebeplerle, tarafların temyiz itirazının kabulü ile Mahkeme kararının, hüküm fıkrasının (3) numaralı bendinin (a) fıkrasında yer alan “323” ibaresinin çıkartılarak yerine “322” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle tarafların sair temyiz itirazlarının reddine,
istek halinde peşin harcın temyiz eden davalı … ve arkadaşlarına, davalı … ve arkadaşlarına, asli müdahil …’ya ayrı ayrı iadesine,
taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,11.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.