Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/13552 E. 2023/1550 K. 16.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/13552
KARAR NO : 2023/1550
KARAR TARİHİ : 16.03.2023

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
KARAR : Davanın reddine

Taraflar arasındaki davadan dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Kadastro sırasında; …. ilçesi … Köyü çalışma alanında bulunan temyize konu 107 ada 19 parsel sayılı 91.956.29 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 107 ada 20 parsel sayılı taşınmaza uygulanan tapu kaydının miktar fazlası olduğundan ve 25 yılın üzerinde zilyetliğin bulunduğundan söz edilerek davalı … adına tespit edilmiştir.

2. Davacı 107 ada 20 parsel sayılı taşınmazın paydaşı davacı …, toprak tevzi çalışmaları ile oluşan tapu kayıtlarına dayanarak, kendisine ait taşınmazın bir bölümünün 107 ada 19 parsel sayılı taşınmaz içerisinde tespit gördüğü iddiasıyla dava açmıştır.

II. CEVAP
Davalı … cevap dilekçesinde; kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 25.06.2012 tarihli ve 2008/58 Esas, 2012/8 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne, çekişmeli 107 ada 19 parsel sayılı taşınmazın davacı … ve müşterekleri adlarına tesciline karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davalı temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 10.03.2014 tarihli ve 2013/8308 Esas, 2014/2325 Karar sayılı kararıyla; “davacı … dışında davası bulunmayan 107 ada 20 parsel sayılı taşınmaz paydaşları lehine tescil hükmü kurulduğu, davacı dayanağı iskan tapusunun haritasının bulunup bulunmadığı araştırılmaksızın toprak tevzi çalışmaları sonucu oluşan haritaya göre tapu kaydına kapsam tayin edilmek suretiyle eksik araştırma, uygulama ve değerlendirmeye göre karar verildiği açıklanarak; davacının tutunduğu 16.05.1953 tarihli ve 34 sıra numaralı tapu kaydı 2510 sayılı İskan Kanunu (2510 sayılı Kanun) uyarınca oluşmuş olup, miktarı 180.000 metrekare olduğunu, davacının paydaşı olduğu 107 ada 20 parsel sayılı taşınmaza miktarı kadar revizyon gördüğü, 1969 yılında yapılan toprak tevzi çalışmaları sonucunda davacı dayanağı 16.05.1953 tarihli ve 34 sıra numaralı tapu kaydının, 282.000 metrekare olarak … ’e terk edilen 437 sayılı toprak tevzi parseline uygulandığı; bu durum toprak tevzi parselinin kapsadığı alan ile davacı dayanağı tapu kaydının kapsamının birebir örtüştüğünü göstermediği gibi, 437 parsel sayılı toprak tevzi parselinin tamamının davacı dayanağı tapu kaydının toprak tevzi çalışmaları sırasındaki tapu kayıt maliki … ’e ait olduğunu da göstermeyeceğini, davacı dayanağı tapu kaydının kapsamının belirlenmesini, şayet tapu kaydının kapsamı dışında kalan taşınmaz bölümünün bulunması, bir başka ifadeyle tapu kaydı miktar fazlası olması halinde bu bölüm yönünden zilyetlikle iktisap şartlarının oluşup oluşmadığı üzerinde durulması gerektiğini, bu nedenle usulüne uygun tapu kayıt uygulaması yapılmasını, öncelikle davacının tutunduğu 16.05.1953 tarihli ve 34 sıra numaralı iskan tapusunun haritasının olup olmadığının araştırılmasını, tapu kaydının haritasının bulunması halinde tapu kaydına 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 20/A maddesi uyarınca haritasına göre kapsam tayin edilerek fen bilirkişisinden tapu kaydının kapsadığı alanı krokisinde göstermesi istenilmesini, haritası bulunmadığı takdirde ise yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve tespit bilirkişilerinden tapu kaydının sınırlarında okunan taşınmazları göstermeleri istenerek, sınırların komşu taşınmazlara uygulanan kayıt ve tutanaklara göre denetiminin yapılmasını, gösterilen sınırların fen bilirkişisi tarafından hazırlanacak rapor ve krokide işaretlenmesinin istenilmesini, ayrıca tapu kaydının kapsamı dışında kalan taşınmaz bulunduğu takdirde bu taşınmazda kimin, ne zamandan itibaren, ne şekilde zilyetliğinin bulunduğu hususlarında yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve tespit bilirkişilerinin beyanlarına başvurulmasını, ayrıca dava dilekçesinde davacının 25.000 metrekare yüzölçümünde yer talebinde bulunduğu ve 107 ada 20 parsel sayılı taşınmaz paydaşlarından sadece Zeynep tarafından dava açıldığı göz önüne alınarak 107 ada 20 parsel sayılı taşınmazın diğer paydaşları lehine tescil hükmü kurulmaması gerektiği” açıklanarak hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “16.05.1953 tarihli ve 34 sıra numaralı İskan Tapu Kaydının yüzölçümünün 180.000 m2 olduğu, bu tapu kaydının uygulandığı toprak tevzi parselinin 29 K pafta ve 437 numaralı parselinin yüzölçümünün ise 282.000 m2 olduğu toprak tevzi çalışmaları esnasında bu parselin … Akgül adına dağıtımının yapıldığı,107 ada 19 ve 20 parsellerin kadastro tespit tutanaklarına göre toplam yüzölçümlerinin ise 271.953,49 m2 olduğu, toprak tevzi parselinin 29 K pafta ve 437 numaralı parselinin 107 ada 19 ve 20 parsel sayılı taşınmazlarla birlikte aynı zamanda dava dışı 107 ada 18 parselin 10.141,03 m2 lik kısmını (hakkındaki hükmün kesinleşmesi sonucu 107 ada 24 parsel numarasını alan kısım) da kapsadığı ve toprak tevzi parselinin 29 K pafta ve 437 numaralı parselinin tesis kadastro çalışmaları sonucunda 107 ada 19 ve 20 parselin tamamıyla dava dışı 107 ada 18 parselin 10.141,03 m2 lik kısmına (hakkındaki hükmün kesinleşmesi sonucu 107 ada 24 parsel numarasını alan kısım) neticeten 282.094,52 m2 yüzölçümüyle revizyon gördüğünün anlaşıldığı, davacının davasını ispat edemediği açıklanarak, davanın reddine, çekişmeli 107 ada 19 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tesciline” karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının gerekçesiz olduğunu, iskan haritası getirtilmeksizin karar verildiğini, bilirkişi raporunun davacı lehine olduğunu, usul ve esas yönünden yargılamanın hatalı yapıldığını ileri sürmüş ve resen nazara alınacak sebeplerle hükmün bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, askı ilan süresi içerisinde açılan kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 Sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 Sayılı Kanun’un 1, 14, 17, 20/A maddeleri.

3. Değerlendirme
İlk Derece Mahkemece bozmaya uyulduğu halde bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Bozmaya uyulmakla taraflar yararına usuli müktesep hak oluşur. Bu hakkın zedelenmemesi için bozmada işaret edilen hususların eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerekir. Bozma ilamında, davacının tutunduğu 16.05.1953 tarihli ve 34 sıra numaralı iskan tapusunun haritasının olup olmadığı merciinden sorulup araştırılması, haritasının bulunması halinde 3402 sayılı Kanun’un 20/A maddesi gereğince uygulama yapılması gereğine değinildiği halde İlk Derece Mahkemesince, bu husus araştırılmamış, iskan haritası istenildiği halde ilgili merci tarafından gönderilen toprak tevzi komisyonu tarafından hazırlanan pafta gönderilmiş ve bu paftanın uygulanması suretiyle araştırma ve inceleme yapılmıştır.
Öte yandan keşif sırasında dinlenen mahalli bilirkişiler ve taraf tanıkları, davacı ve davalı tarafından kullanılan kısımları zeminde gösterdikleri halde fen bilirkişi raporunda bu bölümler gösterilmemiştir. Bu şekilde eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak hüküm verilemez.
Hal böyle olunca, sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, önceki tarihli bozma ilamında da açıklandığı üzere; davacı dayanağı tapu kaydının kapsamı duraksamasız tayin edilmeli, şayet tapu kaydının kapsamı dışında kalan taşınmaz bölümünün bulunması, bir başka ifadeyle tapu kaydı miktar fazlası olması halinde bu bölüm yönünden zilyetlikle iktisap şartlarının oluşup oluşmadığı üzerinde durulmalıdır. Bu nedenle öncelikle; çekişmeli taşınmaza komşu taşınmazlara tespit sırasında uygulanan kayıtlar tesislerinden itibaren tüm tedavülleriyle birlikte dosyaya getirtilmeli, davacının tutunduğu 16.05.1953 tarihli ve 34 sıra numaralı iskan tapusunun haritasının olup olmadığı merciinden sorulup araştırılmalıdır. Bu araştırmalar sırasında davalıdan da delilleri sorulup, gösterdiği takdirde delilleri toplanmalı ve mahallinde yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, tespit bilirkişileri ile fen bilirkişisi katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında davacının tutunduğu tapu kaydının haritasının bulunması halinde tapu kaydına 3402 sayılı Kanun’un 20/A maddesi uyarınca haritasına göre kapsam tayin edilerek fen bilirkişisinden tapu kaydının kapsadığı alanı krokisinde göstermesi istenilmeli, haritası bulunmadığı takdirde ise yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve tespit bilirkişilerinden tapu kaydının sınırlarında okunan taşınmazları göstermeleri istenerek, sınırların komşu taşınmazlara uygulanan kayıt ve tutanaklara göre denetimi yapılmalı, gösterilen sınırların fen bilirkişisi tarafından hazırlanacak rapor ve krokide işaretlenmesi istenilmeli, ayrıca tapu kaydının kapsamı dışında kalan taşınmaz bulunduğu takdirde bu taşınmazda kimin, ne zamandan itibaren, ne şekilde zilyetliğinin bulunduğu hususlarında yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve tespit bilirkişilerinin beyanlarına başvurulmalıdır. İlk Derece Mahkemesince bu hususlar göz ardı edilerek eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, davacı vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden hükmün bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin harcın istek halinde temyiz eden davacı …’a iadesine,

1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,16.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.