YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/13601
KARAR NO : 2023/6144
KARAR TARİHİ : 23.11.2023
…
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2014/7 E., 2019/6 K.
…
…
KARAR : Davanın kabulüne
Taraflar arasındaki genel mahkemeden aktarılan kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen İlk Derece Mahkemesi tarafından karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (7.) Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı … ve dahili davalı … tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, 109 ada 5, 113 ada …,… ada 136, 139 ada 9, 39 ve 65, 141 ada 19, 160 ada 18, 169 ada 53, 185 ada 74, 239 ada 1, 152 ada 3 parsel … taşınmazlar, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduklarından söz edilerek, malik haneleri açık bırakılmak olarak tespit edilmişlerdir.
Davacılar … ve … tarafından, davalı …, … ve … aleyhine, kadastro tespitinden önce, asıl dava dosyasıyla açılan senet iptali davası, dava konusu taşınmazlar hakkında kadastro tutanağı düzenlendiği gerekçesiyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.
Davanın aktarılmasından önce Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda verilen davanın kabulüne dair karar, Dairemizin 22.10.2009 tarihli ve 2009/6052 Esas ve 2009/11719 Karar … ilamıyla; ”… satış senetlerinin muvazaa nedeniyle iptali istenilen taşınmazların tapusuz taşınmazlar olup işlemin muvazaa nedeniyle iptaline karar verilmesine yasal olanak bulunmadığı açıklanarak, bu nedenle istemin reddi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesinin isabetsizliğine …” değinilerek bozulmuş; bozma sonrası yapılan yargılama sırasında dava dosyasının Kadastro Mahkemesine aktarılmış ve bu mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine, dava konusu taşınmazların … adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı … ve miras şirketi temsilcisi … tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı … tarafından, birleşen dava dosyasıyla, davalı … aleyhine açılan elatmanın önlenmesi ve kal davası, dava konusu taşınmaz hakkında 152 ada 3 parsel numarasıyla kadastro tutanağı düzenlendiği gerekçesiyle Kadastro Mahkemesine aktarılmış ve bu mahkemede yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne, ölü … mirasçıları adına tapuya tesciline, davalının taşınmaza olan müdahalesinin men’ine, davalının taşınmaza yapmış olduğu haksız inşaatın kal’ine, masrafın davalı tarafından karşılanmasına karar verilmiş; hüküm, davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi tarafından her iki dosyanın aynı gün yapılan temyiz incelemesi sonucunda, her iki karar, 04.12.2013 tarihli ve 2013/1040 Esas, 2013/20917 karar … ve 2013/1056 Esas, 2013/20918 Karar … ilamlarıyla; ” tespit tutanaklarında isimleri belirtilen … oğlu … mirasçılarının davaya dahil edilmeden karar verildiği, dolayısıyla taraf teşkili sağlanmadan karar verildiği açıklanarak, öncelikle taraf teşkili sağlanarak, bağlantılı iki dava dosyasının birleştirilmesinin gerekip gerekmediği konusunda inceleme yapılması, yapılacak keşif sırasında zilyetlik konusunda ayrıntılı araştırma yapılıp, taşınmazların tapusuz olmaları nedeniyle menkul mal hükmünde oldukları ve satış işlemlerinin herhangi bir şekil şartına bağlı olmadıkları, mülkiyetin zilyetliğin teslimi ile birlikte devralana geçeceği dikkate alınarak, 3402 … Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmüne göre aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle başkaca taşınmaz mal tespit yada tescil edilip edilmediğinın belirlenmesi ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi ” gereğine değinilerek, her iki kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Kadastro Mahkemesince, bozma sonrası yapılan yargılama sırasında, 06.11.2014 tarihinde, mahkemenin 2014/7 Esas sırasına kaydı yapılan dosya ile 2014/19 Esas … dosyanın birleştirilmesine karar verilerek ve bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarından, dava konusu taşınmazların …’den geldiğinin, onun ölümüyle mirasçılarına kaldığının anlaşıldığı, her ne kadar… ile … gayrı resmi evli olduklarından… hukuken …’in mirasçısı değilse de, mirasçı olan müşterek çocuklarının …,…,…’ın taşınmazları kullanımına karşı çıkılmasının beklenemeyeceği ve taşınmazların … ‘in ölümünden sonra… ve çocukları tarafından kullanıldığı, dava dosyasında bulunan senetlerde adı geçen …, … ve … ‘nın dava konusu taşınmazlarda zilyetliklerinin bulunmadığı ve menkul mal hükmünde olan tapusuz taşınmazların davalı … veya … tarafından usulune uygun edinilmediği gerekçesiyle, dava konusu taşınmazların … mirasçıları adına tesciline, davacılar tarafından açılan meni müdahale ve kal talepli dosyada kal talebine ilişkin olarak görev yönünden davanın reddine karar verilmiş; hüküm davalı … ve dahili davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
1. Asıl ve birleşen davaların konusu … ada 3, 117 ada 44, 239 ada 1, 139 ada 9, 141 ada 19, 137 ada 136, 160 ada 18, 185 ada 74, 109 ada 5, 139 ada 39, 136 ada 22 ve 113 ada 79 parsel … taşınmazlar ile … ilçesi … Köyü 169 ada 53 parsel … taşınmazın, davacı … ve davalı …’nin ortak murisi babaları …’den miras yoluyla intikal ettiği, mahalli bilirkişi beyanları ve tüm dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Muris …’in resmi nikahlı olmayan eşi …’ın ise, taşınmazlar üzerinde zilyetliği bulunmamaktadır. Taşınmazlar, her ne kadar senetsizden tespit edilmiş olduğundan menkul mal hükmünde değerlendirilerek zilyetliğin devri, mülkiyetin nakli için yeterli kabul edilebilirse de, …’ ın taşınmazlar üzerinde hiçbir zaman zilyet olmadığının anlaşılması karşısında, tapusuz taşınmazlarda mülkiyetin nakli için, zilyetliğin devri şart olduğundan, adı geçenin zilyedi olmadığı bir menkul malı, devretmesi de mümkün olmayacağı kabul edilerek, belirtilen parseller yönünden yapılan temyiz incelemesinde; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 … Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 … Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı … vekili ve dahili davalı …’ın temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2. Dava konusu 139 ada 65 parsel … taşınmaza ilişkin hükme yönelen temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Ortak muris …’ in gayri resmi eşi …, 14 adet tapusuz taşınmazı 03.11.1999 gün ve 2437 … noter senedi ile davalılardan …’a 5.000,00 YTL bedelle satmıştır. Dava konusu taşınmazda, kök muris … ile …’ın birlikte oturdukları ve mirasbırakanın 1958 yılında ölümünden sonra da…’ın çocuklarıyla bu evde yaşadığı tanık ve mahalli bilirkişi beyanlarından anlaşılmaktadır. Ortak muris …’ in gayri resmi eşi…, sattığı 14 parça tapusuz taşınmazdan sadece 139 ada 65 parsel üzerinde mirasbırakanın ölüm tarihi olan 1958 yılından satış tarihi olan 1999 yılına kadar zilyetliğini uzun yıllar nizasız fasılasız malik sıfatıyla sürdürmüştür. Adı geçenin 1999 yılında taşınmazı davalı …’a satarak zilyetliğini devretmiş olduğundan mülkiyet hakkının davalı …’a geçtiğinin kabulü gerekir. Davalı …’ ın ise, 18.08.2005 tarihli 1487 … noter sözleşmesi ile…’dan almış olduğu 14 adet tapusuz taşınmazı …’ye satarak zilyetliğini devrettiğinin ve davalı …’ in de …’den zilyetliği devralarak ambar olarak taşınmazı kullandığının anlaşılması karşısında, dava konusu 139 ada 5 parsel yönünde davanın kabulü ile tam hisse itibariyle … adına tespit ve tesciline karar verilmesi gerekirken, tüm mirasçılar adına tesciline karar verilmiş olması doğru olmadığından, hükmün bu parsel yönünden bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Davalı … vekili ve dahili davalı …’ın temyiz itirazlarının, yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle reddi ile İlk Derece Mahkemesi kararının, dava konusu 152 ada 3, 117 ada 44, 239 ada 1, 139 ada 9, 141 ada 19, 137 ada 136, 160 ada 18, 185 ada 74, 109 ada 5, 139 ada 39, 136 ada 22 ve 113 ada 79 parsel … taşınmazlar ile … ilçesi … Köyü 169 ada 53 parsel … taşınmaz yönünden ONANMASINA,
Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle 139 ada 65 parsel … taşınmaz yönünden, davalı …’ ın temyiz itirazlarının reddi ve davalı …’ in temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının bu parsel yönünden BOZULMASINA,
1086 … Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Peşin harcın istek halinde temyiz eden davalı …’ e iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
23.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…