Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/13657 E. 2023/6146 K. 23.11.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/13657
KARAR NO : 2023/6146
KARAR TARİHİ : 23.11.2023


MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 1966/1 E., 2018/16 K.


KARAR : Davanın kısmen kabulüne
vekili

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı, davacılar …, … vekili ve davacı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında, … Köyü çalışma alanında bulunan 8 parsel … 2.131.875 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, Mayıs 1326 tarih …140 sıra numaralı ve Mart 1310 tarihli ve 33 sıra numaralı, T. Evvel 1329 tarih 64 sıra numaralı, Haziran 1307 tarih 45, 46 sıra numaralı, T. Evvel 1329 tarih 65 sıra numaralı, 1936 tarih 9, 10, 11 ve 12 tahrir numaralı vergi kayıtlarına istinaden, davalılar … mirasçıları … ve müşterekleri adlarına tespit edilmiştir.
Davacılar … ve … … dava dilekçelerinde; K. Sani 1295 tarih 300, 305 sıra numaralı tapu kayıtları ile K. Evvel 1291 tarih 73 sıra numaralı, Mayıs 1326 tarih 188 sıra numaralı, Haziran 1320 tarihli ve 22, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 33 sıra numaralı ve Haziran 1320 tarih 23 ile 32 sıra numaralı tapu kayıtlarına dayanarak, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın adlarına tescilini talep etmişlerdir.

Davacı … dava dilekçesinde; Eylül 1950 tarihli ve 33, 104, 105 sıra numaralı tapu kayıtlarına dayanak, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın adına tescilini talep etmiştir.

Davacı … dava dilekçesinde; T. Evvel 1291 tarihli ve 71, 21, 27, 68, 69, 70, 72 sıra numaralı tapu kayıtları ile Şubat 1335 tarihli ve 139 sıra numaralı tapu kaydına dayanarak, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın adına tescilini talep etmiştir.

Davacı … dava dilekçesinde; annesi …’nın kök muris …’nin kızı olduğunu belirterek, miras yoluyla gelen hakka dayalı olarak, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın adına tescilini talep etmiştir.

Davacı … dava dilekçesinde; kendisine tahsis edilen iskan kaydının 6 ve 9 numaralı parselleri kapsadığını ileri sürerek, kendi adına tesciline karar verilmesini talep etmiş; İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında, bu parsellere ilişkin taleplerin tefriki ile ayrı esasa kaydedilmesine karar verilmiştir.

Davacı … dava dilekçesinde; dayanak tapu kayıtlarındaki hisse dağılımı dikkate alınmadan adına tespit edilen hisse miktarının eksik olduğunu ileri sürerek, düzeltilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında, müdahil davacı … , dava konusu taşınmazda Hasan … mirasçısı olması nedeniyle adına hisse tespit edilmesi gerektiği iddiasıyla; müdahil davacı …, miras bırakanı …oğlu …’dan kendisine intikal edecek payın eksik yazıldığı iddiasıyla; müdahil davacı …, kadastro tespitine dayanak tapu kayıtlarının miktar fazlasının Hazine adına tescili istemiyle; müdahil davacı … ve arkadaşları, T. Sani 1329 tarihli ve 61, 62, 63 sıra numaralı tapu kayıtları ile aynı tarih 64 ve 65 sıra numaralı tapu kayıtlarına dayanarak, taşınmazın adlarına tescili istemiyle; müdahil davacı …, T. Evvel 1291 tarihli ve 100, 120, 99 sıra numaralı tapu kayıtları ile K.Sani 1289 tarihli ve 76, 77, 118, 119 sıra numaralı tapu kayıtlarına dayanarak, taşınmazın adına tescili istemiyle; müdahil davacılar …, …, …, … ve …, taşınmazların kadastro tespitine dayanak bir bölüm tapu kayıtlarında malik gözüken …oğlu … mirasçı olduklarını ve bu nedenle tespitten adlarına pay verilmesi gerektiği iddiasıyla; müdahil davacılar … … ve … ise, tescile esas pay oranlarının hatalı olduğunu ileri sürerek, tapudaki hisse oranlarına göre bu payların düzeltilmesi istemiyle davaya katılmışlardır.

İlk Derece Mahkemesince, dava konusu 8 numaralı parselle birlikte 6 ve 9 numaralı parseller hakkında 1953/115 Esas numaralı dosya üzerinden yürütülen yargılama neticesinde 1956/13 … kararla, taşınmazların tespitlerine yapılan itirazların reddine ve davalılar adına tesciline karar verilmiş ve bu karar, Yargıtay 7. Hukuk Dairesince yapılan temyiz incelemesi neticesinde verilen 14.06.1957 tarihli ve 1957/4235 Esas, 1957/7714 Karar … ilamla; “eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesinin isabetsizliğine” değinilerek bozulmuş olup, bozma ilamı doğrultusunda yapılan sırasında İlk Derece Mahkemesince, 6 ve 9 numaralı parsel hakkındaki davanın tefriki suretiyle yapılan yargılama sonucunda, dava konusu 8 numaralı parsel hakkındaki davanın reddine karar verilmiş ve bu karar, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 1965/4651 Esas ve 1966/3031 Karar … ilamıyla; “kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratılmasının isabetsizliğine” değinilerek bozulmuş ve bozma sonrası dava dosyası mahkemenin 1966/1 Esas sırasına kaydedilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargıama sonunda; dava konusu 8 numaralı parselin kamulaştırma nedeniyle hükmen ifrazı ile 63, 64, 65 ve 66 parsellere ayrıldığı, 64 ve 66 parsel … taşınmazların Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı Boru Hattı olduğu belirtilerek Hazine adına tescil edilmiş olması nedeniyle yeniden bu parseller hakkında hüküm kurulmaksızın, bu parsellerin tespitine dayanak tapu kayıtlarının kapsamında kaldığının tespitine; 63 numaralı parselin miktarının 1.883.269,07 m2 ve 65 numaralı parselin miktarının 1.002.060,33 m2 olduğu ve fen bilirkişi krokisinde 65/A harfi ile gösterilen yerin 20.271,04 m2 ve 65/B harfi ile gösterilen yerin 153.982,05 m2, 65/C harfi ile gösterilen bölümün 90.917,03 m2, 65/D harfi ile gösterilen yerin 291.171,23 m2, 65/E harfi ile gösterilen bölümün 445.718,98 m2 geldiği, tespite dayanak tapu kayıtlarında A-3 harfi ile gösterilen Mayıs 1326 tarihli ve 130 ve Eylül 1948 tarihli ve 24 sıra numaralı tapu kaydının dışındaki diğer tüm tapu kayıtlarının birer sınırları gayri sabit ve genişletilmeye müsait sınırlar olması nedeniyle bu kayıtların kapsamlarının miktarlarıyla tayini gerektiği, A-3 harfi ile gösterilen kayıt ise dört tarafı sabit sınırlarla çevrili olması nedeniyle kaydın miktarına değil sabit sınırlarına göre kapsam tayini gerektiği, netice olarak tespite dayanak 9 adet tapu kaydının miktarlarının zilyetlikle edinebilinecek miktar olarak kök kayıt malikleri …,…,… mirasçılarının 100’er dönüm olmak üzere toplam 300 dönüm, kayıt maliklerinden …’ın ölüm tarihi Medeni Yasanın kabulünden önce 1920 tarihli olduğu ve ölüm tarihinde hayatta kalan 2 eş, 2 erkek çocuk ve 3 kız mirasçı bulunduğu, toplam 7 adet mirasçısının toplam 700 dönüm zilyetlikle edinilebilecek haklarının bulunduğu, fen bilirkişisi tarafından 20.02.2018 tarihli pay hesaplanmasında kayıt miktarları, zilyetlikle edinilebilecek miktarlar ve kayıt kapsamları göz önünde bulundurularak taşınmazın tamamının 6.451.200 pay üzerinden … mirasçıları, … mirasçıları, bir kısım … mirasçıları ve bir kısım … mirasçılarından… … ile … mirasçıları, kadastro tespitinden önce tapuda hisselerini … …’a ve … … da … ve müştereklerine, … ve müşterekleri de Eylül 1948 tarihinde tapuda davalı …, …, … ile …’e hisselerini devretmiş olmaları nedeniyle belirtilen bu şahısların adlarına belirlenen pay oranları dahilinde tapuya kayıt ve tesciline, taşınmazda kayıt ve zilyetlik miktar fazlası olarak ortaya çıkan krokide 65/D harfi ile gösterilen 291.171,23 m2’lik kısmın Maliye Hazinesi adına tapuya kayıt ve tesciline, davacıların itirazlarına dayanak yaptıkları tapu kayıtlarının gerek kısmen dava dışı parsellere revizyon görmesi ve tapuda davalıların murislerine intikal etmesi, davacılarla bu kayıt maliklerinin akdi – ırsi ilişkilerinin bulunmaması ve davacı … müdahil davacıların itirazlarının haklı nedenlere dayanmaması nedeniyle reddine, davacılardan …, …, … ve müşterekleri ve … mirasçılarının itirazlarının haklı nedenlere dayanmış olması nedeniyle kabulüne, müdahil davacılardan …, …, …, …, …, …’ın murisleri … ve … …’dan pay talepleri, tapuda tespitten önce murisleri … …’ın … ten gelen tüm hisseler ile … kızı… …’ın 3/32 payının tamamını tapuda satmış olması nedeniyle itirazlarının haklı nedenlere dayanmadığı, …’ın taşınmaz satış vaadine dayalı iddiasının dayanağı satış vaadinin 02.05.2002 tarihinde kadastrodan sonra yapılmış olması nedeniyle mahkemenin görevsizliğine, diğer davacı … müdahil davacılarının iddiaların ispatlayamamış olmaları nedeniyle reddine ve fen bilirkişisinin 20.02.2018 havale tarihli raporu uyarınca tesciline karar verilmiş; hüküm, dayanak tapudan farklı tapu kayıtlarına dayanarak dava açan davacı … mirasçısı …, … vekili ve davacı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.

3402 … Kadastro Kanunu’nun 15 inci maddesinin birinci fıkrasında ” Tapuda kayıtlı taşınmaz malların malikleri veya bunların mirasçıları arasında, tapuda kayıtlı olmayan taşınmaz malların ise ondördüncü madde gereğince belirlenen zilyetleri arasında taksim edildikleri belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanları ile sabit olduğu takdirde bu mallar taksim gereğince zilyetleri adına tespit olunur.” düzenlemesine yer verilmiş olup, buna göre, tapulu taşınmazların malikleri veya mirasçıları arasında taksim edildiğinin ispatlanmış olması halinde taşınmazların zilyetleri adına tespit edilmesi gerekir.
Somut olayda; kök muris …’nin ölüm tarihi 1905 yılı olup, 1936 tarihli vergi kayıtlarının, kök murisin torunu olan tespit maliklerinden … oğlu … adına olduğu, dolayısıyla taşınmazda uzun süreli kullanımının bulunduğu ve 29.03.1971 tarihli keşifte dinlenen, yaşları itibariyle tespit tarihi olan 1951 yılı ve öncesindeki fiili durumu bilebilecek yaşta olan 1903 ve 1912 doğumlu mahalli bilirkişilerin, tespit maliklerinin zilyetliğini ve taksimi doğrulayan beyanları dikkate alındığında, 3402 … Kanun’un 15 inci maddesi kapsamında kök murisin mirasçıları arasında taksim yapıldığının kabulü gerekir.

Bu kabul doğrultusunda yapılan temyiz incelemesinde; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 … Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 … Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına, 22.03.1950 tarihinde yürürlüğe giren 5602 … Kadastro Kanunu uyarınca, tespit tarihi olan 1951 yılı itibariyle kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla belgesizden kazanılabilecek taşınmaz miktarı hususunda her hangi bir sınırlama bulunmamasına rağmen, davalı tespit maliklerinin zümre başı / başları açısından belgesizden kazanılabilecek taşınmaz miktarı yönünden 100 dönüm sınırlamasının uygulanmasının doğru olmadığı anlaşılmakta ise de, bu yönde her hangi bir temyizin bulunmadığının anlaşılmasına ve temyiz edenin sıfatına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar …, … vekili ve davacı … vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

1086 … Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,

Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,

35,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 233,95 TL’nin temyiz eden gerçek kişi davacılardan alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

23.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.