Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/14020 E. 2021/11329 K. 16.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/14020
KARAR NO : 2021/11329
KARAR TARİHİ : 16.11.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Mahkemenin verdiği önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, bozma ilamında özetle; “yapılan araştırma, inceleme ve uygulamanın karar vermek için yeterli bulunmadığı ve Mahkemece Yargıtay bozma ilamına uyulduğu halde bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği belirtilerek; tespite esas olan ve davalı tarafın dayandığı tapu ve vergi kayıtlarının hangi parsellere revizyon gördüğünün Tapu Kadastro ve Tapu Sicil Müdürlüklerinden sorulması, kayıtların revizyon gördüğü parsellerin tutanak suretleri ile bu parselleri kenardan çevreleyen tüm komşu taşınmazların tutanak ve dayanağını oluşturan belgeler getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız ve yöreyi iyi bilen şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve teknik bilirkişinin katılımıyla yapılacak keşif sırasında Hazinenin dayandığı Şubat 1949 tarih ve 3 sıra numaralı tapu kaydı ve davalı tarafın dayandığı tapu kayıtları ile 1 ve 11 tahrir numaralı vergi kayıtlarının yöntemince mahalline uygulanması, yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından, taşınmazların geçmişte ne durumda bulundukları, kime ait oldukları, kim tarafından ne zamandan beri ve ne şekilde kullanıldıkları, kullanmanın ekonomik amaca uygun olup olmadığı hususlarının maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılması, teknik bilirkişiye uygulanan kayıtların kapsamını belirtir ve keşfi takibe imkan verir rapor ve kroki düzenlettirilmesi; uygulama sonunda davacı Hazinenin dayandığı tapu kaydının çekişmeli taşınmazları kapsamadığının, davalı tarafın dayandığı tapu ve vergi kayıtlarının çekişmeli taşınmazları kapsadığının ve 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. ve 17. maddelerinde yazılı şartların davalılar yararına gerçekleştiğinin belirlenmesi halinde, davalıların dayandıkları kayıtların gayrisabit hudutlu olduğu ve başka parsellere de revizyon gördüğün nazara alınarak hüküm kurulması” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak ve dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davanın reddine, çekişmeli 31, 44 ve 54 parsel sayılı taşınmazların hüküm yerinde gösterilen payları oranında … ve müşterekleri adlarına; 32 ve 45 parsel sayılı taşınmazların … adına; 33 parsel sayılı taşınmazın hüküm yerinde gösterilen payları oranında … ve müşterekleri adlarına; 35 ve 48 parsel sayılı taşınmazların eşit paylarla … ve … adlarına; 40 ve 57 parsel sayılı taşınmazların 43/45 payla … , 2/45 payla … adlarına; 46 parsel sayılı taşınmazın eşit paylarla …, … , … ve … adlarına; 51 parsel sayılı taşınmazın … adına; 53 parsel sayılı taşınmazın ise Hasine Ateş adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyulduğu halde, bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Bozma ilamına uyulmakla taraflar yararına usuli kazanılmış hak oluşur. Bu hakkın zedelenmemesi için bozma ilamının gereklerinin tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerekir. Her ne kadar bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, çekişmeli taşınmazların tespitine esas olan ve davalıların dayandıkları tapu ve vergi kayıtlarının çekişmeli taşınmazları kapsadığı, davacı Hazinenin dayandığı tapu kaydının dava konusu taşınmazları kapsamadığı, dava konusu taşınmazlar üzerinde tespit malikleri yararına zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, mahkemece hükmüne uyulan bozma ilamında; tespite esas olan ve davalı tarafın dayandığı tapu ve vergi kayıtlarının hangi parsellere revizyon gördüğünün Kadastro ve Tapu Sicil Müdürlüklerinden sorulması, kayıtların revizyon gördüğü parsellerin tutanak suretleri ile bu parselleri kenardan çevreleyen tüm komşu taşınmazların tutanak ve dayanağını oluşturan belgelerin getirtilmesi, Hazinenin dayandığı Şubat 1949 tarihli ve 3 sıra numaralı tapu kaydı ve davalı tarafın dayandığı tapu kayıtları ile 1 ve 11 tahrir numaralı vergi kayıtlarının yöntemince mahallinde uygulanması, taşınmazların niteliği ve kullanım durumuna ilişkin yöntemince araştırma yapılması, davalıların dayandıkları kayıtların gayri sabit hudutlu olduğunun ve başka parsellere de revizyon gördüğünün nazara alınması hususlarına işaret edilmesine rağmen, tespite esas olan ve davalı tarafın dayandığı tapu ve vergi kayıtlarının revizyon gördüğü taşınmazların tamamının tutanak suretleri, kadastro sonucu oluşan tapu kayıtları, hükmen kesinleşenlere ilişkin mahkeme ilamları getirtilmemiş, yöntemince tapu ve vergi kayıt uygulaması yapılmamış, davalıların dayandıkları kayıtların boz, hali ve tepe sınırları ihtiva etmeleri nedeniyle gayrisabit hudutlu olduğu hususu dikkate alınmamış, böylelikle bozma ilamının gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Bu şekilde eksik inceleme ve araştırmaya dayanılarak hüküm kurulamaz.
Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için Mahkemece öncelikle, tespite esas olan ve davalı tarafın dayandığı tapu ve vergi kayıtlarının hangi parsellere revizyon gördüğünün Tapu ve Kadastro Müdürlüklerinden sorulması, kayıtların revizyon gördüğü parsellerin tutanak suretleri ile kadastro tespiti kesinleşmiş ise kadastro sonucu oluşan tapu kayıtlarının ve hükmen kesinleşmiş iseler, kesinleşme şerhini gösterir şekilde mahkeme kararı ile Yargıtay ilamlarının onaylı örnekleri, bu parselleri kenardan çevreleyen tüm komşu taşınmazların tutanak ve dayanağını oluşturan belgeler getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, tespit bilirkişileri, taraf tanıkları, üç kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu ve fen bilirkişisinin katılımıyla yapılacak keşifte; davacı Hazinenin dayandığı tapu kaydının haritası ve belirtmelik tutanağı dikkate alınarak, tarafların dayandıkları kayıtların yönleri yerel bilirkişilere tek tek okunmak ve sorulmak suretiyle taşınmazlar başında uygulanmalı, yerel bilirkişilerin gösterdikleri sınırlar fen bilirkişisine işaret ettirilmeli, tapu ve vergi kayıtlarında bilinmeyen sınırların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı tanınmalı, tapu ve vergi kayıtlarında okunan yönler komşu parsel tutanakları ve dayanakları ile denetlenmeli, böylece tapu ve vergi kayıtlarının kapsamı duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilmeli; uygulama sonunda davacı Hazinenin dayandığı tapu kaydının çekişmeli taşınmazları kapsamadığı, davalı tarafın dayandığı tapu ve vergi kayıtlarının dava konusu taşınmazlara ait olup, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. ve 17. maddelerinde yazılı şartların davalılar yararına gerçekleştiği belirlendiği taktirde, taşınmazlara uygulanan ve davalıların dayandığı tapu kayıtlarının boz, hali ve tepe sınırları nedeniyle, yine çekişmeli taşınmazlar ile bir çok parsellere revizyon gören 1 ve 11 tahrir nolu vergi kayıtlarının boz ve hali sınırları nedeniyle değişebilir sınırlı olduğu, vergi kayıtları ve tapu kayıtları iç içe girdiğinden kapsamlarının belirlenmesinde miktarları fazla olan vergi kayıtlarına değer verilmesi ve boz, hali sınırları bakımından yüzölçümü ile geçerli olan vergi kayıtlarının da kapsamlarının yüzölçümüne değer verilerek belirlenmesi gerektiği, vergi kaydı yüzölçümü fazlası olarak her parçada 100 dönüm taşınmaz edinilebileceği gözetilerek, vergi kayıtları kapsamının ayrı ayrı yüzölçümlerine değer verilerek belirlenmesi, her bir vergi kaydının yüzölçümü fazlası olarak zilyetlikten en fazla 100 dönüm taşınmaz edinilebileceğinin dikkate alınması ve bu miktarları aşan kısımların Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi gerektiğinin göz önünde bulundurulması, aynı tapu ve vergi kayıtlarının revizyon gördüğü dava konusu olmayan taşınmazların dikkate alınması; zilyetlik araştırması yönünden ise yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, taşınmazlar üzerinde zilyetliğin bulunup bulunmadığı, varsa hangi tarihte ve ne zaman başladığı, zilyetliğin sürdürülüş biçimi, kimden kime ve nasıl intikal ettiği, imar-ihya edilip edilmediği, edilmişse imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığı etraflıca sorularak maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, beyanlar arasındaki çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeye çalışılmalı; ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan, çekişmeli taşınmazların niteliğini, kullanım durumunu, imar-ihyaya muhtaç yerlerden olup olmadığını, böyle yerlerden ise imar-ihya edilip edilmediğini, tarımsal niteliğini açıklayan, taşınmazların komşu parsellerle karşılaştırmalı biçimde, toprak yapısını, eğimini, bitki desenini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetlik var ise zilyetliğin şeklini ve süresini bildiren, taşınmazların değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisine, keşfi ve uygulamayı denetlemeye elverişli, ayrıntılı rapor ve harita düzenlettirilmeli ve bundan sonra toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı … vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 16.11.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.