YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/14410
KARAR NO : 2021/11384
KARAR TARİHİ : 17.11.2021
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davacılar ve müdahillerin davalarının ayrı ayrı reddine karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılmak suretiyle Yargıtayca incelenmesi davacı … ve müşterekleri vekili, duruşmasız olarak incelenmesi … ve müşterekleri vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 14.05.2019 günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü temyiz eden davacılar … ve müşterekleri vekili Avukat … ile karşı taraftan davalı Hazine vekili Avukat …’nun katılımlarıyla duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, … İlçesi … Köyü çalışma alanında bulunan 342, 351 ve 352 parsel sayılı taşınmazların tutanakları, taşınmazlara uygulanan tapu kayıtlarının aynı vasıf ve mahiyette olması sebebiyle malik tespiti yapılmak üzere Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.
Davacı … ve arkadaşları, tapu kaydına; davacı … ve arkadaşları ise, başka bir tapu kaydına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak ayrı ayrı dava açmışlar ve yargılama sırasında müdahil … ve arkadaşları, davacı … ve arkadaşlarının dayandıkları tapu kaydına dayanarak davaya katılmışlardır.
Mahkemece, dava dosyaları ile çekişmeli parsel tutanaklarının birleştirilmesi suretiyle yapılan yargılama sonunda, davacılar, birleşen dosya davacıları ve müdahil davacıların davalarının ayrı ayrı reddine, çekişmeli 342 parsel numarası ile tarla niteliğinde 64.181,89 metrekare, 351 parsel numarası ile tarla niteliğinde 108.689,51 metrekare ve 352 parsel numarası ile tarla niteliğinde 372.776,49 metrekare yüzölçümlü olarak kadastro tespiti yapılan taşınmazların kadastro tutanaklarının malik hanelerinin ayrı ayrı davalı Hazine adına doldurulması sureti ile davalı Hazine adına ayrı ayrı tapuya tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı … ve arkadaşları vekili, birleşen dosya davacıları … ve arkadaşları vekili ile müdahil … ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı … ve arkadaşlarının temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Müdahil-davacılar … ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazlarının incelemesine gelince; Mahkemece davacıların dayandıkları tapu kaydının üç sınır itibariyle dava konusu taşınmazlara uyduğu, ne var ki temyiz itirazları reddedilen diğer davacıların dayanak tapu kaydının dört hudut itibariyle uyduğu ve bu tapu kaydının önceki tarih ve sahih esasa dayanması sebebiyle bu tapu kaydına değer verilmesi gerektiği, ancak bu tapu kaydı kaçak yitik kişilere ait olduğundan taşınmazların tamamının kaçak yitik kişilerden kaldığı ve kazanılamayacağı kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli olmadığı gibi varılan sonuçta yasal düzenlemelere uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki; müdahil-davacılar … ve arkadaşlarının dayandıkları 07.01.1952 tarih ve 11 sıra numaralı tapu kaydının kök kaydı olan Şubat 288 tarih ve 6 sıra numaralı kayıt maliki Mehmed bin İbrahim olup bu kişinin kaçak yitik kişi olduğu iddia ve ispat edilemediği gibi, anılan şahsın kaçak yitik kişi olmadığı da anlaşılmaktadır. Bu itibarla, Mahkemenin adı geçen davacılar yönündeki kabulü yerinde değildir.
Öte yandan kayıt uygulamasında, dayanak tapu kaydının davalı taşınmazlara uyduğu, ancak güneydeki çay sınırı itibariyle değişebilir ve genişletmeye elverişli sınırlar ihtiva ettiğinden, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20/C maddesi uyarınca miktarıyla geçerli olduğu ve kapsamının miktarına göre belirlenmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece, mahallinde fen bilirkişisi marifetiyle yeniden keşif yapılarak, fen bilirkişisinden tapu kaydının sabit sınırlarından başlanarak kayıt miktarı kısım ile kayıt miktar fazlası kısmı kroki üzerinde ayrı ayrı gösterir rapor alınmalı ve bundan sonra kayıt miktarının davacılar adına, miktar fazlası bölümün ise Hazine adına tesciline karar verilmelidir.
Mahkemece, bu husus gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar … ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar … ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulüyle, yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 29.20 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 30.10 TL’nin temyiz edenden alınmasına ve davacılardan peşin alınan harcın istek halinde iadesine 17.11.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.