Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/14463 E. 2022/9230 K. 22.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/14463
KARAR NO : 2022/9230
KARAR TARİHİ : 22.11.2022

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Uygulama Kadastrosu

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R
Mahkemece verilen önceki tarihli hüküm Yargıtayca bozulmuş olup bozma ilamında özetle “ Mahkemece harita mühendisi sıfatına sahip üç kişilik uzman bilirkişi kurulu refakate alınarak mahallinde yeniden keşif yapılması ve yapılacak bu keşifte bilirkişi kurulundan; tesis kadastrosu sırasında belirlenen ve kesinleşen sınırları ve uygulama kadastrosu sırasında belirlenen sınırları bir arada ve farklı renklerle gösteren, tesis ve uyulama haritasındaki ölçü değerlerine göre taraflara ait olan bölümlerin açıkça gösterildiği, yüzölçümü farklılığının neden kaynaklandığını somut şekilde ortaya koyan krokili rapor alınması, fiili kullanım sınırının davanın mahiyeti gereği dikkate alınmayacağının gözetilmesi, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle bir karar verilmesi gereğine değinilmiş ve ayrıca davacıya ait 430 ada 98 parsel numaralı taşınmazın ilk etapta 8.461,56 metrekare olarak belirlenen uygulama kadastrosu yüzölçümünün, 06.02.2015 tarihli kadastro komisyon kararı ile 10.206,92 metrekareye çıkartıldığı ve kadastro tutanağı yerine kaim olmak üzere komisyon tutanağı düzenlendiği halde, bu taşınmaz yönünden “tespit gibi tescil” hükmü kurulmuş olmasının da da isabetsiz olduğuna” işaret edilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın reddine, tapuda davacı adına kayıtlı 430 ada 98 parsel sayılı taşınmazın uygulama komisyonunca yapılan tespit gibi; tapuda davalı adına kayıtlı 430 ada 97 parsel sayılı taşınmazın ise uygulama tespiti gibi tesciline, karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, ilk tesis kadastrosu çalışmaları sırasında eski 442 nolu parselin ifraz işlemi sırasında ölçü hatasının yapılması sebebiyle davaya konu 430 ada 98 ve 97 parsel numaralı taşınmazların ilk tesis kadastrosu çalışmalarındaki pafta sınırı ile zemindeki sınırının birbirinden farklı olduğu, davalı 430 ada 97 parsel sayılı taşınmazda ilk tesis kadastrosundan bu yana davacıya ait 430 ada 98 parsel sayılı taşınmaz aleyhine sınır değişikliği olduğunun ispatlanamadığı ve uygulama kadastrosu faaliyetlerinin yönetmelik hükümlerine uygun ve doğru yapıldığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki, bozmaya uyulmakla tarafların leh ve aleyhine usuli kazanılmış hak doğar. Ayrıca, mahkemece bozma kapsamı çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılarak hüküm kurma yükümlülüğü ortaya çıkar. Mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir.
Şöyle ki, dosya arasına gelen bilgi ve belgelerden, davaya konu taşınmazların 1978 yılında yapılan kadastro tespiti sırasında ilk önce bir bütün olarak 442 parsel numarası altında tespit edildikten sonra 1979 tarihli kadastro komisyon kararı ile ifraz edildiği ve davacıya ait taşınmazın 1606 numarası ile tespit edildiği ve kadastro komisyon kararına ifraz haritasının ekli olduğu görülmektedir. Nitekim, ifraz haritası incelendiğinde de, fiilen zeminde olan yolun bu haritada görülmediği, dolayısıyla yolun, taşınmazların ifrazen tesciliden sonra,bir başka ifade ile, tesis kadastrosu kesinleştikten sonra açıldığı haritadan anlaşıldığı gibi dosyaya yansıyan beyanlardan da davalıya ait 97 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki evin de kadastro tespitinden sonra yapıldığı ve yolun da 1990 lı yıllarda açıldığı anlaşılmaktadır.
Yine ifraz krokisinin incelenmesinde taşınmazlar üzerinde uygulama kadastrosu sırasında var olan yapılarda (ev, taş duvar vs.) görünmediğine göre uyuşmazlığın ifraz haritası esas alınmak suretiyle çözümlenmesi gerekmektedir.
Zira, uygulama kadastrosunun amacı, tapulama, kadastro veya değişiklik işlemlerine ilişkin; sınırlandırma, ölçü, çizim (tersimat) ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermektir. Uygulama kadastrosuna itiraz davaları, kadastro faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yönelik olup mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının da uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağı dikkate alınarak, 22.01.2021 tarihli teknik bilirkişi raporunda da tesis kadastrosunda pafta ve tersimat hatası bulunmadığının bildirilmesine ve yukarıda ayrıntısı ile açıklandığı üzere tesis kadastrosu sırasında çekişmeli taşınmazlar arasında sabit sınır sayılabilecek yapılarında (ev, taş duvar vs.) bulunmadığının anlaşılmasına göre; mahkemece tesis kadastro paftası ile uygulama paftası çakıştırılmak suretiyle uyuşmazlığın çözülmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda belirtilen nedenlerle, davacı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 22.11.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.