Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/14523 E. 2022/7974 K. 12.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/14523
KARAR NO : 2022/7974
KARAR TARİHİ : 12.10.2022

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kadastro

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün temyiz incelemesi duruşma yapılması suretiyle Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı … ve arkadaşları ile müdahil … ve arkadaşları vekili, duruşmasız olarak müdahil … mirasçısı … tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 04.10.2022 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü temyiz eden … ve müşterekleri vekili Av. … ile karşı taraftan Hazine vekili Av. ……, … Belediye Başkanlığı vekili Av. …’in katılımıyla duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, …Köyü çalışma alanında bulunan 821 parsel sayılı 224.375 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz bir sene evvel haliden imar-ihya etmek suretiyle oğlu … ve diğerlerinin müştereken tasarrufunda bulunduğu belirtilerek tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir.
Davacı … … (…) ve … … (…), yoklama kaydı, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tespite itiraz etmek suretiyle dava açmıştır. Yargılama sırasında …,…,…, ve … aynı nedene dayanarak davaya katılmıştır.
Mahkemece, “kısa karar ve gerekçeli kararın çelişkili olması nedeniyle önceki kararla bağlı kalınmaksızın çelişkinin giderilmesi suretiyle yeniden bir hüküm kurulması” gereğine değinen Yargıtay bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davacı … müdahillerin davalarının reddine, çekişmeli 821 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı … mirasçısı … ve arkadaşları, müdahil … ve arkadaşları vekili ile müdahil … mirasçısı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, her ne kadar keşif sırasında dinlenilen bilirkişilerce dava konusu taşınmazın evveliyatından beri davacı … müdahillerle mirasçıları tarafından sürülerek kullanıldığı beyan edilmiş ise de bilirkişilerin yaşları itibariyle tespit tarihi olan 1951 yılından öncesinde görgüye dayalı bilgilerinin bulunmasının mümkün olmadığı, yine her ne kadar fen bilirkişi raporunda 1955 yılına ait hava fotoğraflarında taşınmazın tarla olarak kullanıldığının tespit edildiği beyan edilmiş ise de hava fotoğrafının eldeki davanın açıldığı tarihten sonraya ait olması, daha eski tarihleri içerir hava fotoğrafı mevcut olmaması sebebiyle fen bilirkişisinin hava fotoğrafının değerlendirmesine yönelik beyanlarına itibar edilemeyeceği, ziraat bilirkişisinin davalı taşınmazın 1951 yılından önce boş hali arazi vasfında olduğu yönündeki beyanlarına itibar etmek gerektiği, buna göre zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise, varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Mahkemece 14.10.2020 tarihinde yapılan keşifte dinlenen ve davacı ile müdahiller lehine beyanda bulunan mahalli bilirkişilerin gerekçede kabul edildiği üzere tespit tarihi olan 1951 yılından 20 yıl öncesine ilişkin görgüye dayalı bilgilerinin bulunması mümkün değildir. Ancak, 27.05.1986 yılında yapılan keşifte dinlenen 1331 ve 1327 doğumlu mahalli bilirkişi ve tanıklar için aynı şey söylenemez. Bu keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıklarca genel olarak dava konusu taşınmazın murislerinden intikalen tespite kadar en az 30 yıldır tarla olarak davacı … müdahillerce kullanıldığı beyan edilmiş; bu keşfe katılan ziraat bilirkişisi de taşınmazın en az 65-70 yıldır tarla olarak kullanılan, eskiden beri işlenen kültür arazisi olduğunu beyan etmiştir. 14.10.2020 tarihinde yapılan keşfe katılan ziraat bilirkişi raporunun içeriğinde de taşınmazın uzun yıllar arpa, buğday ekilerek kullanılan tarım arazisi olduğu belirtilmiş, raporun sonuç kısmında zilyetliğin başlangıç tarihini tespit etmenin teknik olarak mümkün olmadığı belirtilmekle birlikte devamında tespit tutanağı içeriğine göre yorum yapılarak 1951 yılından önce boş, hali arazi olduğu yazılmış, mahkemece hatalı değerlendirme ile ziraat raporundaki bu cümle hükme esas alınmıştır. Dava konusu taşınmaza ilişkin temin edilebilen en eski tarihli hava fotoğrafı tespitten sonra 1955 yılına ait olup, bilirkişi tarafından bu tarihte tarım arazisi olarak görüldüğü bildirilmiştir. Dolayısıyla dosya kapsamında davacı … müdahiller aleyhine değerlendirilebilecek bir delil bulunmamakla birlikte aksine davacıların iddiasını doğrulayan yerel bilirkişi ve tanık beyanları mevcuttur.
Hal böyle olunca; Mahkemece davacı … müdahiller lehine zilyetlikle edinme koşullarının oluştuğu, tespit tarihi itibariyle lehe olan Kanun’a göre de belgesizden kazanım yönünden bir sınırlama bulunmadığı dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmiş olması isabetsiz olup, bu nedenle bozulması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan gerekçelerle davacı … mirasçısı … ve arkadaşları, müdahil … ve arkadaşları vekili ile müdahil … mirasçısı …’ün temyiz itirazları yerinde bulunduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 8.400,00 TL avukatlık ücretinin davalı Hazineden alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacı … ve müştereklerine verilmesine
istek halinde peşin harcın temyiz edenler davacı … mirasçısı … ve arkadaşları, müdahil … ve arkadaşları, müdahil … mirasçısı …’e ayrı ayrı iadesine, 12.10.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.