Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/14564 E. 2021/11389 K. 17.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/14564
KARAR NO : 2021/11389
KARAR TARİHİ : 17.11.2021

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin hükmün davacı vekili, davalı Hazine vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi’nin 17.06.2021 tarihli ve 2019/1517 Esas, 2021/5469 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmiş olup, davalı Hazine vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenmiş olmakla; dosya incelendi,gereği düşünüldü:
K A R A R
Mahkemenin verdiği önceki karar Yargıtayca bozulmuş olup, uyulan bozma ilamında özetle “yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermek için yeterli olmadığı belirtilerek, dava konusu taşınmazların dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait ve üç ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları üzerinde inceleme yapılmak suretiyle taşınmazların niteliğini, üzerinde imar-ihya işlemlerine başlandığı ve tamamlandığı tarih ile tarımsal amaçlı zilyetliğin başlangıç tarihini ayrı ayrı belirleyen ayrıntılı rapor alınması, dava tarihine kadar 3402 sayılı Kanun’un 14 ve 17. maddedeki kazanma koşullarının davacı taraf yararına oluşup oluşmadığı üzerinde durulması; diğer taraftan dava dilekçesinin 3 numaralı bendinde belirtilen taşınmazın kapsamı belirlendikten sonra, bu kısmın tescil harici alanda mı kaldığı yoksa iş bu dava devam ederken hakkında tutanak düzenlenen bir yer mi olduğunun tereddütsüz olarak saptanması ve sonucuna göre karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davacının çekişmeli 137 ada 49 parsel sayılı taşınmaza yönelik davasının reddi ile taşınmazın 2874,42 metrekare yüzölçümü ile tarla vasfıyla Hazine adına tespit ve tesciline, taşınmazın beyanlar hanesine “Taşınmazın tamamı … oğlu …’ın kullanımındadır. Taşınmazın 1.137,71 metrekarelik kısmında yer alan sera … oğlu …’a aittir.” şerhinin yazılmasına; çekişmeli 137 ada 51 parsel sayılı taşınmaza yönelik davasının reddi ile taşınmazın 698,56 metrekare yüzölçümü ile tarla vasfıyla Hazine adına tespit ve tesciline, beyanlar hanesine “Taşınmazın tamamı … oğlu …’ın kullanımındadır. Taşınmazın ekli krokide (A) harfiyle yeşil boyalı olarak gösterilen 401,97 metrekarelik kısmında yer alan sera … oğlu …’a aittir.” şerhinin yazılmasına; davacının çekişmeli 137 ada 60 parsel (eskisi 111 ada 3 parsel) sayılı taşınmaza yönelik davasının kısmen kabul kısmen reddi ile taşınmazın 05.10.2018 havale tarihli bilirkişi raporu ekinde yer alan krokide (C) harfiyle gösterilen kırmızı boyalı 8.17,94 metrekarelik kısmın tarla vasfıyla … oğlu … adına tespit ve tesciline, aynı tarihli bilirkişi raporu ekinde yer alan krokide (D) harfiyle gösterilen mavi boyalı 743,52 metrakerelik kısmın hali arazi vasfıyla Hazine adına tespit ve tesciline, taşınmazın beyanlar hanesine “Taşınmazın tamamı … oğlu …’ın kullanımındadır.” şerhinin yazılmasına karar verilmiş; hüküm, davacı vekili, davalı Hazine ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 17.06.2021 tarihli ve 2019/1517 Esas, 2021/5469 Karar sayılı ilamıyla hükmün onanmasına karar verilmiş ve iş bu onama ilamına karşı davalı Hazine vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile tutanaklar münderecatına ve Yargıtay ilâmında açıklanan gerektirici sebeplere göre yerinde olmayan ve HUMK’un 440. maddesinde yazılı hallerden hiçbirisine uymayan davalı Hazine vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair karar düzeltme istemlerinin reddine karar verilmiştir.
2. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 19/2. maddesinde taşınmaz üzerinde malikinden başka bir kimseye veya paydaşlarından birine ait muhdesat mevcut ise; bunun sahibi, cinsi, ihdas tarihi ve iktisap sebebi belirtilerek tutanağın veya kütüğün beyanlar hanesinde gösterilmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Aynı kanunun Ek 4. maddesinde ise, 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 20.06.1973 tarihli ve 1744 sayılı Kanunla değişik 2 nci maddesi ile 23.09.1983 tarihli ve 2896 sayılı, 05.06.1986 tarihli ve 3302 sayılı Kanunlarla değişik 2. maddesinin (B) bendine göre, orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerler, fiili kullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle, bu Kanun’un 11. maddesinde belirtilen askı ilanı hariç diğer ilanlar yapılmaksızın öncelikle kadastrosu yapılarak Hazine adına tescil edileceği düzenlenmiştir. Diğer bir anlatımla; taşınmazların kayıtlarına kullanıcı şerhi verilmesi ancak yasalarla özel düzenleme yapılması ile mümkündür.
Somut olaya gelince, çekişmeli taşınmaz hakkında, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun Ek 4. maddesi uyarınca yapılan kullanım kadastrosu söz konusu olmayıp, yapılan işlem, 3402 sayılı Kanun’ un Geçici 8. maddesi uyarınca tescil harici taşınmazların mülkiyetinin belirlenmesine ilişkin kadastro çalışması (tesis kadastrosu) olup, bu tür kadastro çalışmalarında ancak 3402 sayılı Kanun’un 19. maddesi uyarınca taşınmaz üzerindeki muhdesatın beyanlar hanesinde gösterilmesi mümkündür. Tesis kadastrosu çalışmalarında tutanağın beyanlar hanesinde kullanıma yönelik şerh verilmesi hukuken mümkün bulunmamaktadır. Öte yandan; 22.12.1995 tarihli ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi, eşya hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerindeki kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerektiği, mevcut bir muhdesata sonradan yapılan imalatlar yeni bir muhdesat meydana getirme sayılamayacağı gibi, bütünleyici parça niteliğinde olmayıp, her zaman için ana taşınmazdan sökülüp götürülebilen ve taşınmazdan ayrılması mümkün olan eşyaların da teferruat niteliğinde bulunduğu açıktır.
Mahallinde yapılan keşif ve sonrasında dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporlarına göre, taşınmazlar üzerinde bulunan seranın sökülebilir yapı olması nedeniyle muhdesat niteliği bulunmadığının kabulü gerekir.
Hal böyle olunca; Hazine adına tesciline karar verilen taşınmaz bölümleri üzerinde davacı lehine kullanıcı şerhi verilmesi ve seranın da muhdesat olarak gösterilmesi isabetsiz olup, hükmün bu nedenle bozulması gerekmekte ise de, anılan bu husus yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Davalı Hazine vekilinin karar düzeltme talebinin yukarıda 2.bentte açıklanan nedenle kabulüyle, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 17.06.2021 tarihli ve 2019/1517 Esas, 2021/5469 Karar sayılı maddi hataya dayalı onama ilamının kaldırılmasına, hükmün 1. fıkrasının (b) bendinin ve hükmün 2. fıkrasının (b) bendinin hüküm yerinden tamamen çıkartılmasına, hükmün 3. fıkrasının (b) bendinde ise “taşınmazın beyanlar hanesine, “taşınmazın tamamı … oğlu …’ın kullanımındadır” şerhinin yazılmasına” sözlerinin hüküm yerinden çıkartılmasına ve hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, davalı Hazine vekilinin sair karar düzeltme isteklerinin yukarıda 1.bentte açıklanan nedenle reddine, 17.11.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.