YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/14586
KARAR NO : 2021/13161
KARAR TARİHİ : 29.12.2021
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacılar vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, … İlçesi … Köyü çalışma alanında bulunan dava ve temyize konu 106 ada 154 parsel sayılı 22.407,42 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, … adına; 120 ada 5 parsel sayılı 6.988,31 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu belirtilerek, Hazine adına tespit edilmiştir.
Davacı … ve arkadaşları, çekişmeli 106 ada 154 sayılı parselin müşterek muristen intikal ettiğiini ve mirasçılar arasında terekenin taksim edilmediğini ileri sürerek, taşınmazların miras payları oranında adlarına tescili istemiyle; davacı … ve arkadaşları ise, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, taşınmazların yapılan taksime göre, olmadığı takdirde miras payları oranında adlarına tescili talebiyle dava açmışlardır.
Mahkemece, dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda, davanın reddine, çekişmeli 106 ada 154 ve 120 ada 5 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından esas ve davalı Hazine vekili tarafından vekalet ücreti yönünden temyiz edilmiştir.
1. Dava konusu 106 ada 154 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik davacılar vekilinin temyiz itirazlarının incelemesinde; Davacılar … ve arkadaşları, çekişmeli 106 ada 154 sayılı parselin davalı … ile müşterek murisleri … ’den intikal ettiğini ve taksim yapılmadığını ileri sürerek, miras paylarının adlarına tescili istemiyle dava açmışlardır. Mahkemece yapılan keşifte beyanına başvurulan mahalli bilirkişi ve tanıkların bir kısmı, taşınmazın kök muris …’den intikal ettiğini, … mirasçıları arasında taksim olup olmadığını bilmediklerini, davalının çekişmeli taşınmazı diğer mirasçılar adına kullandığını beyan etmişler; bir kısım tanıklar ise, taşınmazın kök muris …’ye ait olup, uzun süredir davalının zilyetliğinde olduğunu ifade etmişlerdir. Mahkemece, çekişmeli taşınmazların tarafların müşterek murisi … ’den intikal ettiği, taksimle davalıya kaldığı ve davalının zilyetliğinde olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere taşınmazın öncesinin ortak muris … Türkmen’e ait olduğu hususu uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, kök murisin ölümünden sonra mirasçıları arasında usulüne uygun şekilde taksim yapılıp yapılmadığı hususunda toplanmaktadır. Mahallinde yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve taraf tanıklarının soyut beyanları ile yetinilerek … mirasçıları arasında taksim yapıldığı kabul edilmiş olup, dava konusu taşınmazın davalının zilyetliğinde/kullanımında olduğu belirtildiği halde, bu kullanımın hangi hukuki sebebe dayandığı araştırılmaksızın hüküm kurulması cihetine gidilmiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için Mahkemece mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşifte dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, kök murisin ölümünden sonra terekesinin mirasçıları arasında taksim edilip edilmediği, taksim yapılmış ise ne zaman, nerede, kimlerin katılımı ile yapıldığı, taksime tüm mirasçılarının katılıp katılmadığı, katılmayanlar var ise bunların temsil edilip edilmedikleri ya da sonradan taksime icazet verip vermedikleri, taksim yapılmış ise çekişmeli taşınmazın kime isabet ettiği, davalının taşınmazdaki zilyetliğinin hangi hukuki sebebe dayandığı sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; beyanlar arasında oluşacak çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeye çalışılmalı; çelişkinin giderilmemesi halinde hangi beyana ne sebeple üstünlük tanındığı karar yerinde tartışılıp açıklanmalı; fen bilirkişisinden, keşfi takibe ve denetlemeye elverişli rapor ve kroki alınmalı ve bundan sonra toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece bu yönler gözardı edilerek yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de; 6100 sayılı HMK’nin 297. maddesine aykırı olarak davada taraf olmayan … ve …’ın gerekçeli karar başlığında davacı sıfatı ile gösterilmesi dahi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2. Dava konusu 120 ada 5 parsel sayılı taşınmaza ilişkin davalı Hazine vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelemesine gelince; Mahkemece, davanın reddine karar verildiğine ve davalı Hazinenin de davanın reddini savunup yargılama sırasında kendisini vekille temsil ettirdiğine göre, davalı Hazine lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken, davalı Hazine lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin (2) nolu bentte yazılı nedenle davalı Hazine vekilinin temyiz itirazı yerinde olduğundan kabulüyle, yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
peşin harcın istek halinde temyiz eden davacılara iadesine, 29.12.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.