Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/14721 E. 2023/1753 K. 23.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/14721
KARAR NO : 2023/1753
KARAR TARİHİ : 23.03.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/649 E., 2021/730 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kısmen reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Akçakoca Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/301 E., 2018/192 K.

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının davacı Hazine vekili ve davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, davacı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde özetle; tapuda fındık bahçesi vasfıyla davalı adına kayıtlı bulunan Düzce ili … ilçesi … Köyü 107 ada 9 parsel sayılı 7460,93 m2 yüzölçümündeki taşınmazın kesinleşmiş orman sınırları dışında kalmasına rağmen evveliyatı itibariyle orman sayılan yerlerden olduğunu belirterek, tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine; Düzce ili … ilçesi … Köyü 107 ada 9 parsel sayılı taşınmazın kadastro bilirkişisi … 09.03.2018 havale tarihli krokili raporunda (A) harfi ile gösterilen 4.704,41 m2’lik kısmının tapusunun iptali ile ayrı bir parsel numarası verilmek suretiyle orman vasfı ile davacı Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, krokide (B) harfi ile gösterilen 2.756,52 m2 lik kısım için açılan davanın reddine karar vermiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararına karşı, davacı Hazine vekili ve davalı istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın B harfi ile gösterilen bölümünün de orman sayılan yerlerden olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

2. Davalı istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın A harfi ile gösterilen bölümünün orman sayılmayan yerlerden olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalının istinaf başvuru talebinin kabulü ile Akçakoca Asliye Hukuk Mahkemesinin 16.03.2018 tarih ve 2017/301 Esas, 2018/192 Karar sayılı kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.3 üncü maddesi uyarınca kaldırılmasına ve davacı Hazinenin davasının reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacı Hazine vekili temyiz isteğinde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve resen belirlenecek nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 6831 sayılı Orman Kanunu’nun (6831 sayılı Kanun) 1 inci ve devamı maddeleri,

3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemesince, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 01.10.2020 tarihli ve 2020/1409 Esas, 2020/3928 Karar sayılı “dava konusu taşınmazın, 1948 yılından itibaren yapılan orman tahdit çalışmalarının tamamında orman sınırları dışında kalan yer olduğu, bu haliyle artık orman sayılmayan yer olup imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine konu olabilecek yerlerden olduğunun kabulü gerektiği” yönündeki içtihadı uyarınca davacı Hazinenin davasının reddine karar verilmiş ise de, verilen bu karar usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Şöyle ki; dava dosyasının incelenmesinde, 1948 tarihinde yapılan orman kadastrosunda çekişmeli taşınmazın orman sınırları dışarısında bırakıldığı, bilahare 1975 yılında aplikasyon ve 2 nci madde çalışmalarının yapıldığı, bilahare dava konusu taşınmazın 2007 yılında yapılan kadastro çalışmalarında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak senetsizden davalı adına tespit gördüğü, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre, çekişmeli taşınmazın 1944 tarihli hava fotoğraflarında kısmen orman sayılan yerlerden olduğu ve buna göre 13.07.1945 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 4785 Sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine ve Bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (4785 sayılı Kanun ) uyarınca dava konusu taşınmazın devletleştirmeye tabii olduğu anlaşılmaktadır.
Bölge Adliye Mahkemesi kararında, emsal olarak gösterilen Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 01.10.2020 tarihli ve 2020/1409 Esas, 2020/3928 Karar sayılı içtihadı incelendiğinde, davanın konusu olan taşınmazın ilk kadastro çalışmaları sırasında tespit harici bırakıldığı, bilahare 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) Geçici 8 inci maddesi uyarınca kadastroya tabii tutulduğu, yörede 1948 tarihinde orman kadastro çalışmalarının, bilahare 1988 tarihinde de evvelce orman sınırları dışarısında kalmış ormanların kadastrosunun yapıldığı ve taşınmazın her iki orman kadastrosu çalışmasında da orman sınırları dışarısında bırakıldığı anlaşılmış olup, gerek taşınmazın ilk kadastro sırasında orman olarak tespit harici bırakılmış olması ve bilahare 3402 sayılı Kanun’un Geçici 8 inci maddesi uyarınca kadastroya tabii tutulması, gerekse 1948 yılındaki orman kadastrosundan sonra 1988 yılında tekrar orman kadastrosuna tabii tutulması hususları birlikte değerlendirildiğinde, söz konusu taşınmazın, eldeki temyiz incelemesine konu taşınmaz ile aynı hukuki durumda bulunmadığı açıktır.
Kaldı ki, Yargıtayın muhtelif dairelerinin yerleşmiş uygulamalarına göre, Hazine tarafından bir taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasıyla her zaman dava açılabileceğinin kabul edildiği kuşkusuzdur.
Bu durum karşısında, dava konusu taşınmaz hakkında Hazinece orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla açılan eldeki davada, dava konusu taşınmazın en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarındaki durumu belirlenerek sonuca gidilmesi gerekirken aksi düşünce ile yanılgılı değerlendirme sonucu davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmaktadır.

2. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Bölge Adliye Mahkemesince, öncelikle yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri, tapu kayıtları hükmen oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ve varsa ilgili Yargıtay ilamlarının örnekleri bulundukları yerlerden getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan, aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır.

3. Yapılacak bu keşifte, dosya arasına getirtilen belgeler, çekişmeli taşınmazla birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116 sayılı Orman Kanunu (3116 sayılı Kanun), 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine ve Bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (4785 sayılı Kanun), 5658 sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanun (5658 sayılı Kanun) sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; taşınmazın toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler, fen, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişileri ile orman bilirkişi eliyle yerine uygulattırılıp, orijinal – renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak)denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmaz çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi, klizimetre aletiyle ölçülerek, memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle tespit edilmeli; hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle üç boyutlu incelemesi yapılarak taşınmazın niteliği, üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı gibi hususların açıklandığı ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Kanun’un 17/2 nci maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten, müşterek imzalı şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan, krokili, bilimsel verileri bulunan, yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı ve bu şekilde, çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.

4. Bölge Adliye Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, hatalı değerlendirme ve sonucu eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi usul ve kanuna uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın karar veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,23.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.