YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/15288
KARAR NO : 2021/12774
KARAR TARİHİ : 22.12.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın kabulüne dair kararın davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 02.06.2021 tarihli ve 2020/585 Esas, 2021/4643 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmişti. Davalı asiller tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, müvekkilinin dava konusu 1472 ada 1 parsel sayılı, arsa niteliğindeki taşınmazın paydaşlarından olduğunu, taşınmaz üzerinde yer alan binada müvekkiline isabet eden dairenin davalı kardeşi …, dükkanın ise davalı …’in boşandığı eşi olan diğer davalı … tarafından hiçbir akdi ve hukuki ilişkiye dayalı olmaksızın işgal edildiğini öne sürerek elatmanın önlenmesi ve tahliyeye karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davalı … ile davacının kardeş olduğunu, dava konusu arsayı ve üzerindeki binayı alıp yaptıranın davalı … olduğunu, tefecilere borçlanınca mal kaçırmak için taşınmazın kardeşi adına tescil edildiğini, taşınmaz üzerinde bulunan dükkanın da müvekkili …’in boşanmak zorunda kaldığı eşi olan diğer davalı … tarafından kullanıldığını, davacının elinde bulunan payın aslında müvekkili …”e ait olup davacıda emaneten durduğunu açıklayarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu 1472 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tapuda arsa vasfı ile kayıtlı olmasına rağmen, taşınmaz üzerinde kat mülkiyeti veya kat irtifakı kurulmaksızın zemin + 3 katlı bina inşa edildiği, davacının da bu taşınmazın müşterek maliklerinden olduğu, davalılardan …’nın binanın zemin katında bulunan ve dükkân niteliğindeki taşınmazı, diğer davalı …’in ise aynı binanın 3. katında bulunan ve mesken niteliğindeki taşınmazı, üstün bir hakka dayandıkları yönünde bir ispat vesikası sunmadan kullandıklarının sabit olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün davalılar vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 02.06.2021 tarihli ve 2020/585 Esas, 2021/4643 Karar sayılı ilamı ile hükmün onanmasına karar verilmiş, davalı asiller tarafından karar düzeltme isteğinde bulunulmuştur.
Dava, çaplı taşınmaza vaki elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
1.Davalı … karar düzeltme itirazlarının incelenmesinde,
Dosya muhtevasına,dava evrakı ile tutanaklar münderecatına ve Yargıtay ilâmında açıklanan gerektirici sebeplere göre yerinde olmayan ve HUMK’un 440. maddesinde yazılı hallerden hiçbirisine uymayan, karar düzeltme isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Davalı …’ın karar düzeltme itirazlarının incelenmesinde,
Toplanan deliller, tüm dosya içeriği ve TAKBİS kayıtlarına göre, çekişme konusu 1472 ada 1 parsel sayılı taşınmazda davacı …’ın 1/24 ile paydaş olduğu, taşınmazda davalı …’in dava tarihinde herhangi bir mülkiyet hakkı bulunmadığı ancak davadan sonra 30.01.2017 tarihinde pay satın alarak 1/20 pay oranınnda paydaş olduğu, davacının dava konusu taşınmaz üzerinde yer alan binanın 3. katındaki dairenin davalı … tarafından işgal edildiğini ileri sürerek eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Dava konusu 1472 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 1/20 payı davalı … adına kayıtlı olduğuna göre artık bu davalıya karşı açılan el atmanın önlenmesi davasında paylı mülkiyet hükümlerinin göz önünde bulundurulması gerekmektedir.
Hemen belirtilmelidir ki, paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan payına vaki elatmanın önlenilmesini her zaman isteyebilir. Hatta elbirliği mülkiyetinde dahi paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine elatmanın önlenmesi davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı veya kullanabileceği bir kısım yer varsa açacağı elatmanın önlenmesi davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre, payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu elatmanın önlenmesi davası ile değil, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlenmesi gerekmektedir.
Bilindiği üzere 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 237., Borçlar Kanunu’nun (BK) 213., Tapu Kanunu’nun 26. maddeleri hilafına tapulu taşınmazlarda harici veya fiili taksim ile payların mülkiyeti ana taşınmazdan ayrılamaz. Ne var ki, taşınmazın kullanma biçimi tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşma ile belirlenmiş ya da fiili bir kullanma biçimi oluşmuş, uzun süre paydaşlar bu durumu benimsemişlerse kayıtta paylı, eylemsel olarak (fiilen) bağımsız bu oluşumun tapuda yapılacak resmi taksime veya ortaklığın satış suretiyle giderilmesine yahut o yerde bir imar uygulaması yapılmasına kadar korunması, “ahde vefa” kuralının yanında TMK’nin 2. maddesinde düzenlenen iyi niyet kuralının da bir gereğidir.
O halde, paydaşlar arasındaki elatmanın önlenilmesi davalarında öncelikle tüm paydaşları bağlayan harici bir taksim sözleşmesi ve özel bir parselasyon planının olup olmadığı veya fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı hususu üzerinde özenle durulmalı, varsa çekişmeli yerin kimin kullanımına terkedildiği saptanılmalı, harici veya fiili taksim yoksa uyuşmazlık yukarıda değinildiği gibi, TMK’nin müşterek mülkiyet hükümlerine göre çözümlenmelidir.
Ayrıca; paylı mülkiyet şeklindeki taşınmazların kullanım tarzlarının parsel bazında belirlenmesi paydaşlar arasında birbirlerine karşı açılacak davalarda TMK’nin paylı mülkiyet hükümlerine aykırılık teşkil edeceği tartışmasızdır. Bir başka ifade ile her bir parsel bakımından tüm paydaşların veya hissedarların aynı taşınmaz içerisinde benimsenen kullanım durumuna hukuken değer verilmesi, bunun dışındaki bir kullanıma itibar edilmemesi gerekmektedir.
Somut olayda, dava konusu taşınmazda davalı … dava tarihinden sonra pay satın alarak paydaş olduğundan mahkemece yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda bir araştırma yapılması için hükmün bozulması gerekirken onandığı anlaşıldığından yukarda açıklanan onama kararının kaldırılarak hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı … ‘nın karar düzeltme isteminin REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı …’ın karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 02.06.2021 tarihli ve 2020/585 Esas, 2021/4643 Karar sayılı onama ilamının davalı … yönünden kaldırılmasına, hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan karar düzeltme harcının karar düzeltme isteyenlere ayrı ayrı iadesine 22.12.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.