Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/15344 E. 2023/288 K. 25.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/15344
KARAR NO : 2023/288
KARAR TARİHİ : 25.01.2023

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul
DAVA TÜRÜ : Kadastro Tespitine İtiraz

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen davanın yapılan yargılaması neticesinde verilen karar, temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince 21.10.2019 tarih ve 2016/12622 Esas, 2019/6552 Karar sayılı ilamıyla bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı, asıl-birleşen davada davacılar vekili ve asıl-birleşen davada davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra; dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
… ilçesinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun Geçici 8 inci maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında, … Mahallesi çalışma alanında bulunan 2108 parsel sayılı 4.535,37 m2 yüz ölçümündeki taşınmaz, Hazineye ait yerlerden olduğundan bahisle üzerindeki zeytin ağaçlarının …’e ait olduğu şerhi verilerek Hazine adına 20.11.2013 tarihinde tespit edilmiştir.

Asıl ve birleşen davanın davacıları, … Mahallesi 2108 parsel sayılı taşınmazın yaklaşık 1500 m2′ lik ve 2000 m2’lik kısımlarının kendi kullanımlarında bulunduğunu, davalı Hazine adına yapılan tespitin hatalı olduğunu beyan ederek, kadastro tespitinin iptali ile belirtilen kısımların adlarına tesciline, tescil talepleri kabul edilmediği takdirde taşınmaz üzerinde bulunan zeytin ağaçlarının kendilerine ait olduğu hususunun beyanlar hanesine şerhine karar verilmesi istemiyle dava açmışlardır.

II. CEVAP
1. Davalı …, dava konusu taşınmazda davacıların da hakları olduğunu kabul ettiğini, kadastro çalışmalarında taşınmazın tamamının kendi adına yazılmasında herhangi bir kusuru olmadığını, bu nedenle aleyhine yargılama giderlerine yüklenmemesi gerektiğini beyan etmiştir.

2. Davalı Hazine vekili, öncelikle davanın husumet ve süre yönlerinden reddi gerektiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 19.04.2016 tarih ve 2014/6 Esas, 2016/84 Karar sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin (III.) numaralı başlık altında belirtilen 19.04.2016 tarih ve 2014/6 Esas, 2016/84 Karar sayılı kararı, süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

2. Yapılan temyiz incelemesi neticesinde, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 21.10.2019 tarih ve 2016/12622 Esas, 2019/6552 Karar sayılı ilamıyla; Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hüküm için yeterli bulunmadığı, zirai bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, taşınmaz üzerinde bulunan zeytin ağaçlarının 30 – 40 yaşlarında oldukları belirtilmesine rağmen zeytin ağaçlarının dikme mi yoksa aşılama mı olduklarının belirlenmediği, taşınmazın imar planı kapsamında olup olmadığı üzerinde durulmadığı, uyuşmazlığın çözümünde hava fotoğraflarından yararlanılmasına rağmen hava fotoğraflarının uzman jeodezi ve fotogrametri mühendisince incelenmediği, davacılar yararına edinme koşullarının ne sebeple gerçekleşmediği açıklanmaksızın, deliller tartışılmaksızın ve adeta gerekçesiz sayılabilecek şekilde hüküm kurulduğu açıklanarak, eksik araştırma, inceleme ve uygulamaya dayalı olarak karar verilmesinin isabetsizliğine değinilerek, ilk derece mahkemesi kararı bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozma ilamına Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonucunda, taşınmazın imar planı kapsamında olmadığı, çevre düzeni planında da orman alanında olduğu, önceki alınan orman bilirkişisi raporunda hava fotoğraflarına göre aşamalarda dava konusu taşınmazın çalılık olarak görüldüğünün gözlemlendiği, uyuşmazlığın öncelikle temyiz başvurusu da dikkate alındığında, davacıların iddiasında olan kısımların 2/B kapsamında değil, davacıların doğrudan mülkiyeti gerektirir zilyetliğin olduğu yönündeki iddialarından kaynaklandığı, bu şekilde taşınmazın belirlenen kısımlarının alınan bilirkişi raporları da gözönüne alınarak tarım alanı olduğu, imar ve ihya gördüğünün belirlendiği, yine buna göre dava konusu taşınmazın bulunduğu mevkide kadastro uygulaması yapıldığı ve bu kısımların orman olarak sınırlandırıldığı, Kadastro Kanunu’nun Geçici 8 inci maddesine göre yapılan çalışmanın amacının, orman olarak sınırlandırılan ve tescil harici bırakılan kısımların orman niteliğini kaybetmiş olması halinde ormandan çıkarılarak Hazine adına kullanıcı belirlemesi yapılarak, satışını sağlamak olup, buna göre taşınmazın orman niteliği ile sınırlandırıldığı, bu sınırlandırmanın kesinleştiği ve orman olan yerin zilyetlikle ya da imar ve ihya ile kazanımının mümkün olmadığı, davacı tarafın doğrudan adlarına tespit ve tescil istemi haklarının söz konusu olmadığı, ancak çoğun içinde azın varlığı kabul edilerek davacı iddiasının kullanıcı belirlemesi yönünde kabulü gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, tapulama tutanağının iptali ile dava konusu Bursa ili … ilçesi … Mahallesi 2108 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisi raporuna ekli krokide A ile gösterilen 2114,84 m2’lik kısmının ayrı bir parsel olarak tarla niteliği ile Hazine adına tespit ve tesciline, kullanıcı olarak … oğlu …’in beyanlar hanesine işlenmesine, C ile gösterilen 559,06 m2’lik alanın ayrılarak yeni bir parsel numarası verilerek Hazine adına tarla niteliği ile tespit ve tesciline, kullanıcı olarak İlyas oğlu …’in beyanlar hanesine işlenmesine, D ile gösterilen 643,72 m2’lik alanın ayrılarak yeni bir parsel numarası verilmek suretiyle Hazine adına tarla niteliği ile tespit ve tesciline, kullanıcı olarak … oğlu …’in beyanlar hanesine işlenmesine, B ile gösterilen 1217,75 m2’lik alanın kalan alan ölçüsü ve sınırları ile birlikte diğer kayıtlar mevcut bırakılarak tespit ve tesciline karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davanın davacıları vekili ile davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; Dava konusu taşınmazın 1948 yılında yapılan orman tahdidi sırasında orman sayılmayan yer olarak belirlendiğini, Mahkemece taşınmazın evveliyatının orman olduğu yorumlanarak tescil talebinin reddedilmesinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporlarında tescil şartlarının oluştuğunun belirlendiğini, ilk tesis kadastrosu ile çalılık olarak tescil harici bırakılan taşınmazın vekil edenleri olan davacıların ataları tarafından imar ihya edildiğini, taşınmaz üzerindeki zeytin ağaçlarının 45 – 50 yıllık olduğunu, taşınmaz üzerindeki ağaçların davacılara ait olduğunun ve taşınmazın ağaçlarla birlikte davacıların kullanımında olduğunun hükümde açıkça belirtilmediğini, davalı Hazine lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, Hazinenin davada yasal hasım olduğunu belirterek, hükmün bozulmasını talep etmiştir.

2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; Davalı Hazine aleyhine açılan davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacıların öncelikle idareye yazılı talep ile başvuru yapmaları ve talebin reddi halinde dava açılması gerektiğini, taşınmazın orman niteliğini kaybetmiş olduğu yönündeki iddiaya karşı davaya Orman Genel Müdürlüğünün dahil edilmesi gerektiğini, kullanıcı belirlemesi yönündeki kararın hatalı olduğunu, hüküm vermeye elverişli olmayan bilirkişi raporuna dayanarak karar verilmesinin de yanlış olduğunu belirterek, hükmün bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre, taraflar arasındaki uyuşmazlık, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14.maddesi “Tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüzölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar olan (40 ve 100 dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tespit edilir. (Değişik ikinci fıkra: 3/7/2005 – 5403/26 md.) Sulu veya kuru arazi ayrımı, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu hükümlerine göre yapılır.” hükümlerini içermektedir.

3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 17.maddesi “Orman sayılmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen araziden, masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilen taşınmaz mallar 14 üncü maddedeki şartlar mevcut ise imar ve ihya edenler veya halefleri adına, aksi takdirde hazine adına tespit edilir. İl, ilçe ve kasabaların imar planının kapsadığı alanlarda kalan taşınmaz mallarda bu hüküm uygulanmaz.” hükümlerini içermektedir.

3. Değerlendirme
1. Asıl ve birleşen davada davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilamında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Asıl – birleşen davada davacılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne, tapulama tutanağının iptali ile dava konusu Bursa ili … ilçesi … Mahallesi 2108 parsel sayılı taşınmazın Hazine adına tespit ve tesciline, kullanıcı olarak davacılar adına şerh verilmesine hükmedilmiş ise de, bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki; dosya kapsamında mevcut 05.05.2021 tarihli jeodezi ve fotogrometri mühendisi bilirkişisi ve harita bilirkişisi raporunda, 1984 ve 1997 tarihli hava fotograflarında, dava konusu 2108 parselin krokisinde A, B, C ve D harfleri ile gösterilen bölümleri içerisinde sıralı zeytin ağaçlarının bulunduğunun, 1959 tarihli memleket haritasında tamamen yeşil renk ile belirtilen, üzerinde çalılık işareti bulunan çalılık alanda, 1976 ve 2001 tarihli memleket haritasında ise yeşil renk ile gösterilen üzerinde zeytinlik işareti bulunan zeytinlik alanda kaldığının tespit edildiği; yine 10.05.2021 tarihli 3’lü ziraat bilirkişisi raporunda, dava konusu taşınmazın içinde bulunan zeytin ağaçlarının yaşlarının yaklaşık 40 – 45 yaşlarında olduğunun ve yaklaşık 30 – 35 yıldan beri imar ve ihyasının yapıldığının, tapulama çalışmasından sonra tarım alanı haline getirildiğinin ve halen tarım alanı olduğunun, zeytin bahçesi olarak kullanıldığının, evveliyatının orman olmadığının, üzerinde ve komşu parsellerde orman bitki örtüsü bulunmadığının, tarım yapılabilen bir yer olup tarım toprağı karakteri taşıdığının, üzerinde zeytin ağaçlarının bir kısmının fidan olarak dikildiğinin, bir kısmınında deliceden aşılandığının, fidanların düzenli ve sıra ile dikili olduğunun, mera, orman, yaylak ya da kışlak gibi yerlerden olmadığının belirlendiği anlaşılmaktadır.
Yine, mahallinde yapılan 06.11.2015 ve 14.04.2021 tarihli keşiflerde dinlenen mahalli bilirkişi, tutanak bilirkişi ve davacı tanıkları beyanlarında, dava konusu taşınmazın bölümler halinde, uzun yıllardır davacılar / davalı … tarafından zeytinlik olarak kullanıldığını belirtmişlerdir.
Ayrıca, ilgili belediyenin dosya kapsamında mevcut yazı cevabına göre dava konusu taşınmazın uygulama imar planında olmadığı anlaşılmaktadır.
Tüm bu açıklamalar ışığında; hava fotoğraflarından ve keşifte alınan beyanlardan da anlaşıldığı üzere, dava konusu taşınmazın 1984 tarihinden bu yana, davacılar tarafından zeytinlik olarak kullanıldığı, davacıların en az 20 yıldır dava konusu taşınmazda zilyet oldukları ve bu haliyle 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 üncü maddesinde yer alan zilyetlik şartlarının davacılar yararına oluştuğu dosya kapsamıyla sabit olduğundan, Mahkemece, davanın kabulüne kabul verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Asıl ve birleşen davada, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE,

Asıl ve birleşen davada, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’ nin Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile HUMK’un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,

Taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,

Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde temyiz eden asıl ve birleşen davanın davacılarına iadesine, 25.01.2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.