YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/15479
KARAR NO : 2021/10372
KARAR TARİHİ : 14.10.2021
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kadastro Tespitine İtiraz
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında,…İlçesi …Köyü çalışma alanında bulunan 101 ada 66 parsel sayılı 31.986,06 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, beyanlar hanesinde şagilinin Kamil oğlu … olduğu belirtilerek mera niteliği ile sınırlandırılmıştır.
Davacı …, tapu kaydına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazın tespitinin iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece; çekişmeli taşınmazın davacıların dayandığı Eylül 1940 tarihli ve 1 sıra nolu tapu kaydının kapsamında kaldığı, taşınmazın çayır vasfında olup davacı ve murisi evvellerinin 20 yıldan daha uzun bir zamandır tasarruf ve zilyetlikleri altında bulunduğu, aynı zamanda davacı yararına zilyetlikle iktisap koşullarının da oluştuğu gerekçe gösterilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma ve inceleme karar vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Şöyle ki; çekişmeli taşınmazın tespit tutanağının edinme sebebi sütununda, 1965 tarihli toprak tevzi haritasında 32 nolu mera parseli olarak gösterilen ve …Köyünde kalan kısmı kapsamında kaldığı, tablendikatif listesinde köy orta malı olarak belirtme yapıldığı, paftanın zemine uymadığı, şeklen yararlanıldığı belirtilerek mera niteliğiyle sınırlandırıldığı yazılıdır. Davacının dayandığı Eylül 1940 tarih ve 1 nolu tapu kaydının 19.000,00 m2 yüzölçümlü olup, sınırlarının “Pasinlere giden yol, Zorova Yolu, Durnagölü Sırtı ve Güveyin Taş” olarak okuduğu, bu haliyle sınırlarının gayri sabit hudutlu olması ve haritasının bulunmaması nedeniyle miktarıyla geçerli olduğu tartışmasızdır. Tapu kaydının miktarından çok fazla olarak kadastro sırasında komşu 101 ada 54, 55, 56, 57, 61, 62 ve 63 parsellere revizyon gördüğü, bu taşınmazların tapu malikinin mirasçıları adına tespit ve tescil edildikleri, bu parsellerin öncesinde de toprak tevzi çalışmaları sırasında 442 ve 443 tevzi parselleri olarak ve tarla niteliği ile gösterildikleri, dosya kapsamından ve aynı gün temyiz incelemesi yapılan komşu 101 ada 60 parsel sayılı taşınmaz ile karar düzeltme incelemesi yapılan komşu 101 ada 67 parsel sayılı taşınmaza ait dava dosyalarının içeriğinden anlaşılmaktadır.
Diğer bir anlatımla; Mahkemenin tapu kaydının taşınmazı kapsadığı yönündeki gerekçesinde isabet bulunmadığı, taşınmazın 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 ve 46/1. maddesinde öngörülen şartların varlığı halinde ancak zilyetlikle kazanılabilmesinin mümkün olabileceği, ne var ki; bu yönde yapılan incelemenin yeterli bulunmadığı, taşınmaz başında davada menfaati bulunmayan komşu köylerden seçilecek bilirkişilerin dinlenmesi gerekirken, aynı köyden yerel bilirkişilerin dinlenilmesiyle yetinildiği, zirai bilirkişi tarafından sunulan raporda taşınmazın bir kısmının taşlı, bazı bölümlerinin eğiminin fazla, bir bölümünün sulanabilen çayır niteliğinde bulunduğu, bu nedenle taşınmazın kendi içinde bir bütünlük göstermediği belirtilmesine rağmen, raporun hüküm için yeterli olup olmadığının tartışılmadığı ve taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğraflarının rapora eklenmediği açıktır.
Bunlardan ayrı olarak; Meraların mülkiyet hakkı Hazineye, kullanım hakkı ise ilgili köy ya da belediye tüzel kişiliğine ait olduğundan, mera vasfıyla sınırlandırılan taşınmazlar hakkında açılan davalarda husumetin, Hazine’nin yanında ilgili Köy ya da Belediye Tüzel Kişiliğine de yöneltilmesi zorunludur. Somut olayda dava, Hazine ve …Köyü Tüzel Kişiliği hasım gösterilerek doğru şekilde açılmış ve yargılamaya devam edilmiş ise de, karar tarihinden sonra yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanun hükümleri uyarınca …Köyünün Tüzel Kişiliği sona erip mahalle statüsüne dönüştüğünden, … ile …’ nın da ilgili kamu tüzel kişiliği sıfatıyla davada yer almaları gerektiği gözden kaçırılmıştır. Bu nedenle davada taraf teşkilinin sağlandığından söz edilemez. Oysa ki, taraf teşkilinin sağlanması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında Mahkemece resen gözetilmesi gerekir.
Hal böyle olunca; Mahkemece öncelikle, davacı tarafa, … ile…Belediye Başkanlığına davasını yöneltmek suretiyle yöntemince taraf teşkilini sağlaması için süre ve imkan tanınmalı, bu şekilde taraf teşkilinin sağlanması halinde adı geçen davalılardan savunma ve delilleri sorulmalı ve bildirdikleri takdirde delilleri toplanmalı ve bundan sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, komşu köylerde ikamet edip davada yararı bulunmayan, olabildiğince yaşlı şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu, taraf tanıkları ile harita mühendisi bilirkişi ve 3 kişilik ziraatçı bilirkişi kurulunun katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşifte, yerel bilirkişiler ve tanıklardan, çekişmeli taşınmazın önceki niteliğinin ne olduğu, evveliyatı itibariyle kadim mera vasfında olup olmadığı, mera parseli ile çekişmeli taşınmaz arasında doğal ya da yapay ayırıcı bir unsur bulunup bulunmadığı, taşınmazın tamamı ya da bir bölümünün evveliyatı itibariyle mera vasfında değilse taşınmaz bölümü üzerindeki zilyetliğin ne zaman başladığı, zilyetliğin sürdürülüş biçimi, kimden kime ve nasıl intikal ettiği, meradan açma olup olmadığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, beyanlar arasında çelişki oluştuğu takdirde gerektiğinde yüzleştirme yapılarak yöntemine uygun şekilde çelişkiler giderilmeye çalışılmalı, yerel bilirkişi ve tanık beyanları komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli; komşu 101 ada 60 ve 67 parsel sayılı taşınmazlara ait dava dosyaları da getirtilerek çekişmeli taşınmazın niteliği ve zilyetlik durumunun değerlendirilmesi sırasında bu dosyalarda alınan beyan ve raporlar dikkate alınmalı; ziraatçi bilirkişi kurulundan, dava konusu taşınmaz bölümünün öncesinin geleneksel biçimde kullanılan kadim mera olup olmadığını, taşınmazın toprak yapısı, eğimi, bitki deseni ve diğer yönlerden bitişik mera parselinden nasıl ayrıldığını, aralarında doğal ya da yapay ayırt edici bir unsur bulunup bulunmadığını, çekişmeli taşınmaz bölümünün meradan açılan veya meranın devamı niteliğinde olan yerlerden olup olmadığını açıklayıp, tarımsal niteliğini belirten, taşınmaz bölümünün değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile yan görünüş (kesit) krokisi ile desteklenmiş, önceki zirai bilirkişi raporlarını irdeleyen, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; harita mühendisi bilirkişiden, çekişmeli taşınmazın, bölgede yapılan toprak tevzi çalışmaları ile 32 nolu mera parseli ve yine sınırında bulunan 23 nolu orta malı olarak tablendikatifte belirtilen parselin kapsamında kalıp kalmadığını açıklar şekilde keşfi takibe ve denetlemeye imkan verir rapor ve kroki düzenlettirilmeli; taşınmazın toprak tevzi ile belirlenen mera parseli kapsamında kaldığının ve öncesinin mera olmadığının belirlenmesi halinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 46/1. maddesinde öngörülen zilyetlikle kazanım koşullarının davacı taraf yararına gerçekleşip gerçekleşmediği üzerinde durulmalı ve bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru bulunmamış ve hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 14.10.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.