Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/1548 E. 2021/4226 K. 24.05.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1548
KARAR NO : 2021/4226
KARAR TARİHİ : 24.05.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Nüfus Kayıtlarının Düzeltilmesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, davacı vekilinin 07.01.2021 tarihli dilekçe ile tavzih talibinde bulunması üzerine, talep hakkında bir karar verilmek üzere dosya Dairemize gönderilmiştir. Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı … dava dilekçesinde, davalı …’ın kızı olduğunu ileri sürerek, davalı …’nin nüfus kaydına tescilini istemiş; bilahare ibraz ettiği ıslah dilekçesi ile davalı …’nin kendisinin annesi olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece davanın kabulü ile talep gibi, davacı …’nun annesinin davalı … olduğunun tespitine dair verilen karar; davalı … tarafından temyiz edilmiş, hüküm Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesince 28.01.2016 tarihli ve 2015/5999-2016/1370 sayılı karar ile onanmış, karara karşı karar düzeltme yoluna başvurulmadan 16.04.2016 tarihinde kesinleşmiştir.
Dosyaya vekaletname sunan davacı vekili, 07.01.2021 tarihli tavzih dilekçesinde, Mahkemece verilen kararda davacının adının “…” olarak geçtiği, kararda yer alan kimlik bilgileri ile davacıya ait pasaportta yer alan kimlik bilgilerinin uyuşmaması nedeniyle infazının sağlanamadığı gerekçesiyle kararın; davacı adının “…” olarak düzeltilmek suretiyle tavzihine karar verilmesini istemiş; Mahkemece, 18.02.2021 tarihli tavzih duruşmasında, “Davacının tavzih isteminin Yargıtay kararına karşı yapıldığı anlaşıldığından tavzih talebi hakkında bir karar verilmesi için dosyanın Yargıtay 18. Hukuk dairesine gönderilmesine” karar verilmiş, bu Dairenin kapatılarak dosyalarının kısmen Dairemize devredilmesi nedeniyle dosya Dairemize gönderilmiştir.
Bilindiği üzere; hükmün tashihi ve tavzihi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 304. (1086 sayılı HUMK’un 455.) ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, 6100 sayılı HMK’nin 304. maddesinde “(1) Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, Mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmişse hâkim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir. (2) Tashih kararı verildiği takdirde, düzeltilen hususlarla ilgili karar, mahkemede bulunan nüshalar ile verilmiş olan suretlerin altına veya bunlara eklenecek ayrı bir kâğıda yazılır, imzalanır ve mühürlenir.” şeklindeki hükmün tashihi; 305. maddesinde de “(1) Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir. (2) Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez.” şeklinde hükmün tavzihi müesseseleri düzenlenmiştir. Aynı kanunun 306. maddesinde de “Tavzih, dilekçeye tarafların sayısı kadar nüsha eklenmek suretiyle hükmü veren mahkemeden istenebilir. Dilekçenin bir nüshası, cevap süresi mahkemece belirlenerek karşı tarafa tebliğ edilir. Cevap, tavzih talebinde bulunan tarafa tebliğ olunur. Mahkeme, cevap verilmemiş olsa bile dosya üzerinde inceleme yaparak karar verir; ancak gerekli görürse iki tarafı sözlü açıklamalarını yapabilmeleri için davet edebilir. Mahkeme tavzih talebini yerinde gördüğü takdirde 304 üncü madde uyarınca işlem yapar.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
Hâkim karar verdikten sonra kanun yollarına başvurulup bozulmadığı sürece kendiliğinden kararını değiştiremez. Bu kural, ilk derece mahkemeleri kadar üst derece mahkemeleri için de geçerlidir. Ancak bazı hâllerde hüküm açık olmayabilir, hükmün uygulanması aşamasında tereddütler ortaya çıkabilir ya da birbirine aykırı fıkralar içerebilir. İşte Kanun, açık olmayan, uygulama aşamasında tereddüt yaratan ya da çelişkili olan hükmün açıklanması, tereddüt ve çelişkilerin giderilmesi için “hükümlerin tavzihi” müessesini düzenlemiştir. Hükmün tavzihi kararı veren mahkemeden talep edilir; bu kapsamda hüküm ilk derece mahkemesince verilmiş ise ilk derece mahkemesinden; bölge adliye mahkemesi ya da Yargıtay tarafından verilmiş ise bu mahkemelerden hükmün tavzihi (açıklanması) talep edilir. Tavzih bir kanun yolu değildir. Zira tavzih hükmün kesinleşmesini önlemediği gibi, tavzih talebi bir üst mahkeme tarafından değil bizzat hükmü veren mahkemece incelenir. (HGK, 25.11.2020 tarihli ve 2017(21)10-1590 Esas, 2020/941 Karar sayılı kararı)
Buna göre, tavzih istemine konu kararın Yargıtay denetiminden geçmesi ve Yargıtay onama ilamında denetlenen Mahkeme kararında yer alan davacı kimlik bilgilerine yer verilmesine yönelik tavzih talebinin Yargıtay kararına yönelik olduğu anlamına gelmeyeceğinden, tavzih talebi hakkında bir karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine iadesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, dosyanın Mahkemesine İADESİNE, 24.05.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.