YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/15492
KARAR NO : 2022/9401
KARAR TARİHİ : 24.11.2022
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Mükerrer Kadastro İptali Ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Mahkemece verilen önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, bozma ilamında özetle “somut olayda davacı hazine, kadastrodan önceki sebeplere dayalı olarak dava açmamış, kadastro sonucu oluşmuş ve tapuda adına kayıtlı olan taşınmazının, daha sonra yapılan kadastro çalışmaları sırasında davalılar adına tespit ve tescil edilen taşınmazlar ile mükerrerlik oluşturduğunu ileri sürmüştür diğer bir anlatımla aynı kanunun 12/3. maddesinde düzenlenen ‘bu tutanaklar da belirtilen haklara sınırlandırma ve tespitleri ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz” hükmünün eldeki dosyada uygulanma imkanı bulunmamaktadır. Hal böyle olunca; mahkemece, mükerrer kadastro nedenine dayalı tapu iptal ve tescil davalarında hak düşürücü süreler uygulanmayacak gözetilerek iddia ve savunma doğrultusunda tarafların sundukları tüm deliller toplanmak suretiyle davanın esasî hakkında bir karar verilmesinin” gerekliliğine değinilmiştir.
Davacı Hazine, kendisine ait 354 parsel sayılı taşınmazın davalılara ait çekişmeli 1294,1295,1296 parsel sayılı taşınmazlarla ve ayrıca çekişmeli taşınmazların tescil harcı dere yatağı ile mükerrer oldukları iddiasına dayanarak mükerrer kadastro işleminin iptali istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda,davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1. Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde,dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilamında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre, yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2. Mahkemece, dava konusu taşınmazın, 1294,1295,1296 parseller ile kısmen mükerrer olduğu kabul edilerek kısmen kabul kararı verilmiş ise de, ulaşılan sonuç dosya kapsamıyla uyuşmamaktadır.
Şöyle ki; Hazine vekili dava dilekçesinde bozma ilamında da belirtildiği üzere kendisine ait 354 parsel sayılı taşınmazın davalılara ait çekişmeli 1294, 1295 ve 1296 parsel sayılı taşınmazlarla ve ayrıca çekişmeli taşınmazların tescil harici dere yatağı ile mükerrer oldukları iddiasına dayanarak mükerrer kadastro işleminin iptali istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yalnızca davalı taşınmazlar yönünden değerlendirme yapılmış Hazinenin dere yatağı ile mükerrerlik iddiası hususunda araştırma yapılmaksızın hüküm kurulmuştur.
Hal böyle olunca; hakim, tarafların talep sonucu ile bağlı olup, kararında taleplerin her biri hakkında verilen hükmü göstermesi gerektiği (HMK mad. 26; 297/2) halde, davacı Hazinenin dere yatağı ile mükerrerlik iddiası yönünden olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiş olması doğru görülmediğinden hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
peşin harcın istek halinde temyiz eden davalılara iadesine, 24.11.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.