YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/15497
KARAR NO : 2022/9705
KARAR TARİHİ : 01.12.2022
MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Uygulama Kadastrosu
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kars 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında Kars 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiş olup, bu kez davacı vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Uygulama Kadastrosu sırasında ….., ili, Merkez ilçesi,….. Köyü çalışma alanında bulunan ve tapuda ….., adına kayıtlı bulunan eski 3114 parsel sayılı 1055 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 184 ada 6 parsel numarasıyla ve 1876,54 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.
Davacı …, uygulama kadastrosu sırasında kendisine ait taşınmazın eski 3114 parsel yeni 184 ada 6 parsel sayılı taşınmaz içerisine dahil edildiği iddiasına dayanarak dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen kararın istinaf edilmesi üzerine, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin 28.12.2017 tarihli 2017/193-237 Esas, Karar sayılı ilamıyla “.. denetime veri teşkil edecek ortofoto, tesis kadastrosu haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanılan diğer haritalar gibi bilgi ve belgeler toplandıktan sonra mahallinde yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve harita mühendisi fen bilirkişisinin katılımı ile yeniden keşif yapılması, keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapıların bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri fen bilirkişisine işaretlettirilmesi, fen bilirkişisinden uygulama kadastrosuna esas teşkil eden bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak uygulama kadastrosunu denetlemesi, tesis kadastrosunun hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebepten kaynaklandığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların yönetmelik hükümlerine uygun olarak tespit edilip edilmediği, uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlar ve “ada raporu” ile “uygulama tutanağı ve haritasını” irdeler şekilde teknik ve bilimsel verilere dayalı ayrıntıların yer alması, ayrıca birincisi, ortofoto üzerinde tesis kadastrosuna ait harita ile uygulama haritasını ada bazında, ikincisi çekişmeli taşınmaz ve komşularını kapsar bazda ve üçüncüsü ise tesis kadastrosu ile çekişmeli taşınmazın zeminini çakıştırır bazda en az 3 adet harita düzenlenmesi ve uygulama haritasında yanlışlık varsa doğru sınırları gösterir harita tanzim edilmesi, davacı tarafından dava konusu edilen ve zeminde gösterilecek olan yerin de haritalarda gösterilmesi istenmesi ve bu yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan, uyuşmazlığın uygulama kadastrosundan mı, mülkiyete ilişkin itirazdan mı kaynaklandığı belirlendikten sonra toplanan tüm deliller değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi” gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne, çekişmeli 184 ada 6 parsel, 1876,54 metrekare yüz ölçümlü taşınmaz üzerinde, 25.04.2018 tanzim tarihli harita mühendisi Sinan Atılmış’ın düzenlediği raporda belirtilen (B) numaralı alanın tamamının (787,41 m2) ifraz edilerek, 787,41 m2 (B) alanının tamamının ve bu alan içerisinde bulunan samanlık (25,28 m2) tek katlı konut (101,57) garaj (44,15 m2) olan taşınmazların davalı adına olan tapusunun kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiş; hükmün davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi tarafından istinaf başvurusunun kabulüne, Kars 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.06.2018 tarihli ve 2018/20 E. – 2018/347 K. sayılı kararının HMK’nin 353/(1)-b.2. maddesi uyarınca kaldırılmasına, davanın esasına ilişkin olarak; davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş; davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı …’in TMK’nin 713/1. maddesi uyarınca 20 yıllık zilyetlik süresini doldurmadığı, ayrıca uygulama kadastrosuna itiraz davalarının aleyhine düzenleme yapılan tapu maliki tarafından açılması gerektiği, davacının tapu kayıt maliki olmadığı gerekçeleriyle, İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, aktif dava ehliyeti bulunmaması sebebiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak varılan sonuç dosya kapsamına ve yasal düzenlemelere uygun bulunmamaktadır.
Davacı, yenileme kadastrosu ile eski 3114 parsel, yeni 184 ada 6 parsel sayılı taşınmazın doğu sınırında bulunan yola komşu olan bölümün kendi zilyetliğinde bulunduğunu; ancak yenileme kadastrosu sonucunda, kendi mülkiyetinde olan bu taşınmaz bölümünün eski 3114 parsel, yeni 184 ada 6 parsel sayılı taşınmaza ilave edildiğini ileri sürmüştür. İddianın ileri sürülüş biçimine göre dava; kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı tescil ve 2859 sayılı Yasa kapsamında yapılan yenileme kadastrosunun iptaline ilişkindir.
Dosyada bulunan ve fen bilirkişisi … … tarafından düzenlenen 14.6.2016 tarihli rapor içeriğine göre yenileme kadastrosunun hatalı yapıldığı, davalı taşınmaz bölümünün 1959 tarihinde yapılan tesis kadastrosunda yol fazlası olarak tescil harici bırakıldığı anlaşılmaktadır. Yargıtay tarafından yeterli görülen iş bu bilirkişi raporu ile 25.4.2018 tarihli fen bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan raporda (B) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümünün tesis kadastrosu sırasında eski 3114 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kalmadığı anlaşılmaktadır.
Dava; yalnızca yenileme kadastrosuna itiraz niteliğinde olmayıp, davacı aynı zamanda kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine de dayandığına, tesis kadastrosunda dava konusu taşınmaz bölümü hakkında kadastro tutanağı düzenlenmeyip yol fazlası olarak tescil harici bırakıldığı anlaşıldığına göre, 3402 sayılı Kanun’un 12/3. maddesi uygulanamayacaktır. Açıklanan bu durum karşısında dava, tapusuz taşınmazın tescili niteliğinde olup davacının taraf sıfatı bulunmaktadır. Mahkemece 3402 sayılı Kanun’un 14, 17 ve TMK’nın 713/1-3. maddeleri nazara alınarak öncelikle davacıya, davasını Hazine ve ilgili kamu tüzel kişilerine yöneltmesi için süre ve imkan tanınmalı, bu yolla taraf teşkilinin sağlanması halinde, taraflara savunma ve delilleri sorulmalı, bildirdikleri takdirde delilleri toplanmalı ve bundan sonra tarafların iddia ve savunmalarına ilişkin tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle HMK’nin 371. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine, karardan bir suretin de İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 01.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.