Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/15545 E. 2023/653 K. 14.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/15545
KARAR NO : 2023/653
KARAR TARİHİ : 14.02.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
KARAR : Davanın reddine

Taraflar arasındaki mükerrer kadastrosunun iptali davasında yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1.Kadastro sonucunda … ili, Merkez ilçesi, … Köyü çalışma alanında bulunan 620 parsel sayılı 26.000,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, payları oranında … ve Hazine adına 12.06.1960 tarihinde tespit ve 22.05.1961 tarihinde tescil edildikten sonra, …’a ait paylar intikal ve satış yoluyla 13.09.2006 tarihinde kayden davacı … adına tapuda intikal ettirilmiş; … Köyü çalışma alanında bulunan 2833 parsel sayılı 13.000,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise … adına 10.11.1961 tarihinde tespit ve 18.02.1967 tarihinde tescil edildikten sonra, intikal suretiyle davalı … ve müşterekleri adına tapuda kayden intikal ettirilmiştir.

2.Davacı … vekili dava dilekçesinde, müştereği olduğu 620 parsel sayılı taşınmazın davalılara ait çekişmeli 2833 parsel sayılı taşınmazla mükerrer olduğundan bahisle, 620 parsel sayılı taşınmazın 4.072,54 metrekare yüzölçümlü olarak tapuya tescil edildiğini ileri sürerek, mükerrer kadastro işleminin iptali istemiyle tapu müdürlüğüne husumet yönelterek dava açmıştır.

II. CEVAP
Davalı … ve arkadaşları vekili cevap dilekçesinde; hak düşürücü sürenin geçtiğini, görevli mahkemenin kadastro mahkemesi olduğunu, davacı tarafa fazla yer tahsisinin yanlış hesaplamadan kaynaklandığını ve bu hatanın uygulama kadastrosu sırasında düzeltildiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 26.11.2015 tarihli ve 2014/198 Esas, 2015/950 Karar sayılı kararı ile; “davanın kabulüne, davalı kurum tarafından yapılan işlemin iptali ile 620 parsel sayılı taşınmazın önceki yüzölçümü olan 26.000,00 metrekare olarak davacı adına tapuya tesciline” karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Hüküm, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 23.10.2019 tarihli ve 2019/3180 Esas, 2019/6769 Karar sayılı kararı ile “Mahkemece, uyuşmazlığın hangi işlemden kaynaklandığı, davacının hangi işleme karşı dava açtığı yeterince araştırılmadan ve Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olup olmadığı kesin olarak belirlenmeden hüküm kurulmasının isabetsizliğine” değinilerek bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; … Köyünde bulunan dava konusu 620 parsel sayılı taşınmazın tesis kadastrosu çalışmaları sırasında çalışma alanı sınırına uyulmadan sınır dışında tespit yapıldığını ve 22.05.1961 tarihinde tapuya tescil edildiğini, tescil tarihinin … köyünde bulunan dava konusu 2833 parsel sayılı taşınmazın tescil tarihinden önce olmasına rağmen, köy sınırlarını belirleyen ve 13.06.1960 tarihinde onaylanan haritanın sınıra uyulmadan mükerrer olarak tescil edildiğini, 22/a çalışmaları sırasında ise bu durumun düzeltildiğini ve yapılan işlemin doğru olduğu gerekçesiyle” davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kararın eksik incelemeye dayalı olarak verildiğini ve yetersiz bilirkişi raporunun hükme esas alındığını ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazlar arasında mükerrer kadastro yapılıp yapılmadığına bulunup bulunmadığına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 Sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 22/1 inci maddesi.

3. Değerlendirme
1. İlk Derece Mahkemesince, yukarıda (IV/B) numaralı paragrafta açıklanan gerekçe ile yazılı olduğu şekilde karar verilmiş ise de yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.

2. Şöyle ki; eldeki dava mükerrer kadastro nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davası olup, davalılar adına kayıtlı 2833 parsel sayılı taşınmaza ait uygulama kadastro tutanak sureti ile taşınmazın tesis kadastrosu sonucu oluşan tapu kaydının tesisinden itibaren tüm tedavülleri getirtilmemiş, bozma sonrası mahallinde keşif yapılmadan bilirkişiden rapor ve ek rapor alınmak suretiyle hüküm kurulması yoluna gidildiği gibi hükme esas alınan bilirkişi ek raporunda, davacının müştereği olduğu … Köyünde kain 620 parsel sayılı taşınmazın köy sınırlarını belirleyen ve 13.06.1960 tarihinde onaylanan harita sınırına uyulmadan mükerrer olarak tescil edildiği bildirmiş ve Mahkemece hukuki durumun (mülkiyet hakkının taraflardan hangisine ait olduğunun) ilk kadastro çalışmasına ait tespit günü esas alınarak belirlenmesi gerektiği gözden kaçırılarak, hatalı değerlendirme yapılan bilirkişi raporuna itibar edilmek suretiyle, köy sınırlarını belirleyen ve 13.06.1960 tarihinde onaylanan haritanın sınırına uyulmadan 620 parsel sayılı taşınmazın mükerrer olarak tescil edildiği gerekçesiyle karar verilmiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile karar verilemez.

3. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, çekişmeli 2833 parsel sayılı taşınmaza ait uygulama kadastro tutanak sureti ile taşınmazın tesis kadastrosu sonucu oluşan tapu kaydının tesisinden itibaren tüm tedavülleri getirtildikten sonra, mahallinde konusunda uzman bilirkişilerin katılımıyla keşif yapılmalı ve teknik bilirkişilerden, çekişmeli taşınmazların teknik belgelerinden yararlanılarak haritalarının çakıştırılması suretiyle bu taşınmazlarda mükerrerlik bulunup bulunmadığını açıklayan denetime elverişli ve krokili rapor alınmalı, dava konusu taşınmazlar arasında mükerrerlik durumunun olduğunun anlaşılması halinde, çekişmeli 620 ve 2833 parsel sayılı taşınmazların mükerrer kadastro gören bölümlerinin, ilk önce kadastrosu yapılan 620 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin yapıldığı 12.06.1960 günü itibariyle kime ait olduğu belirlenmelidir.

4. İlk Derece Mahkemesince bu hususlar göz ardı edilerek ve eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, davacı vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile kararın bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

1086 sayılı Kanun’un HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,14.02.2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.