Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/16099 E. 2023/2306 K. 11.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/16099
KARAR NO : 2023/2306
KARAR TARİHİ : 11.04.2023

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/676 E., 2020/850 K.
KARAR : Davanın reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Sivas Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2015/44 E., 2020/9 K.

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Kadastro sırasında; … ili, … ilçesi, … Köyü çalışma alanında bulunan 113 ada 7 parsel sayılı 4943,27 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tarla vasfıyla ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 1/2 paylı olarak … ve … adına, 111 ada 2 parsel sayılı 13.397,94 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tek katlı ahşap ev ve odunluk ve arsası vasfıyla hibe nedeniyle … adına tespit edilmiştir.

2.Davacı … dava dilekçesinde; taşınmazların öncesinde bir bütün olarak babası … tarafından Mayıs 1970 tarihli ve 8 yıl süreli senet ile köy halkınından … ile yaptığı para faizsiz, tarla icarsız sözleşmesi ile zilyet etmeye başladığını, 8. yılın sonunda parası kendisine ödenmediği için sözleşme gereğince taşınmazın kendisine kaldığını, tespit tarihine kadar kendilerinin zilyet ve tasarrufunda olduğu halde aradan yol geçirilerek iki parça halinde davalılar adına tespit edildiğini öne sürerek tespitin iptali ile taşınmazların adına tescilini istemiştir

II. CEVAP
1. Davalı taraf, davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile eldeki davanın niteliği itibariyle res’en incelemeye tabi olmayıp kadastro öncesi harici satın alma, zilyetliğe dayalı olarak açıldığı, davacının tespit tarihi itibariyle fasılasız nizasız olarak 20 yıl malik sıfatıyla ekonomik amaca uygun zilyet olduğunu ispat etmek zorunda bulunduğu, dava konusu taşınmazların 15 – 20 yıldır tarımsal faaliyete kullanılmadığı, hal böyle olunca dava konusu taşınmazlar üzerinde kesintisiz ve malik sıfatıyla, ekonomik amaca uygun olarak 20 yıllık asli zilyetlikten söz edilemeyeceği, davalı olarak gösterilen … Köyü Tüzel Kişiliğinin tespit maliki olmadığı gerekçesiyle; davacının … Köyü Tüzel Kişiliğine yönelik davasının husumet yokluğundan usulden reddine, davacının diğer davalar yönünden davasının esastan reddine, 111 ada 2 parsel sayılı taşınmazın kadastro komisyon tutanağı gibi, 113 ada 7 parsel sayılı taşınmazın ise kadastro tespiti gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; yapılan keşif ile taşınmazların 1970 yılından itibaren davacının murisinin zilyetliğinde olduğunun belirlendiğini, davalılar adına tespitin yapıldığı 2009 tarihi itibariyle davacının taşınmazı kullanmasının mümkün bulunmadığını, tespitin üzerinden 12 yıl geçtiğini, 1970 tarihli sözleşmenin sona erdiği 8. yıl sonunda bedelin davacının murisine ödenmediğini, bu yönde davalı tarafın yazılı bir belgesinin bulunmadığını, senede karşı senetle ispat zorunluluğunun bulunduğunu, 8. yılın sonunda taşınmazın mülkiyetinin davacı tarafa geçtiğinin sabit olduğunu, artık malikin taşınmazı dilediği gibi tasarruf etme hakkının bulunduğunu, bu haklardan birisinin de kendisine ait olanı dilerse kullanmama hakkının olduğunu, tespit tarihine kadar davacı tarafça kullanılmış olup, tespit tarihi itibariyle nizalı hale geldiğinden dolayı kullanılamadığını belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarihli ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının icar alan mirasçısı bu bedelin geri ödenmediğini, bu nedenle taşınmazın kendi murisine kaldığını savunduğu, davaya konu sözleşmede icar süresi 8 yıl olarak belirlenmiş olup, bu sürenin sonunda paranın iade edilmemesi halinde tarlanın mülkiyetinin icar alan davacı murisine geçeceğinin kararlaştırıldığı, ancak ödediği paranın davacı murisine iade edilmemiş olmasının yanısıra, davacı murisinin de sözleşmenin bittiği tarihten itibaren kadastro tespit tarihine kadar çekişmeli taşınmazı, nizasız fasılasız malik sıfatıyla kullanmasının gerekli olduğu, dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıkların 20 yıllık nizasız fasılasız kullanıma ilişkin bilgi ve beyanlarının bulunmamadığı, bu hususun davacı tarafça ispatlanamadığı, dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıkların bilgi ve beyanlarının bu hususun sübutuna yeterli bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, zilyetlikle kazanım koşullarının davacı lehine oluşup oluşmadığı hususuna ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun’un 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 14 üncü maddesi.

3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve temyiz edenin sıfatına, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,

59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 120,60 TL’nin temyiz edenden alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

11.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.