Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/16606 E. 2022/9517 K. 29.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/16606
KARAR NO : 2022/9517
KARAR TARİHİ : 29.11.2022

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : 3402 Sayılı Kanunu’nun 41. Maddesi Uyarinca Yapılan Düzeltme İşleminin İptali
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiş olup, hükme karşı davacı … tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olup, bu kez de davacı … tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro Müdürlüğünce 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 41. maddesi uyarınca davalı …’un talebi üzerine yapılan düzeltme işlemi sonucunda, Bursa ili … ilçesi …., Mahallesi çalışma alanında ve tapuda davacı … adına kayıtlı bulunan 131 ada 2 parsel sayılı 3.147,60 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz 2.888,54 metrekare yüzölçümlü olarak; davalı … ve müşterekleri adına kayıtlı bulunan 131 ada 1 parsel sayılı 1.798,13 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise 2.033,42 metrekare yüzölçümlü olarak tapuya tescil edilmiştir.
Davacı …, düzeltme işlemi sonucu kendisine ait taşınmazın yüzölçümünün eksildiğini ve sınırınında yanlış belirlendiği, söz konusu eksikliğin ve yanlışlığın davalılara ait 131 ada 1 parsel sayılı taşınmazdan kaynaklandığını ileri sürerek, düzeltmenin iptali istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacı … tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 22/2-a maddesi uygulaması yapılıp kesinleşen taşınmazlar hakkında, bu işlemin hatalı olduğu iddiasıyla Kadastro Müdürlüğüne yapılan başvuru sonucu Kadastro Kanunu’nun 41. maddesi gereği yapılan düzeltme işleminin iptali istemiyle açılmış olup, gerek Kadastro Kanunu’nun 22/2-a maddesi, gerekse de 41. madde uygulamasında, tesis kadastrosuyla belirlenen mülkiyet durumunda herhangi bir değişiklik yapılması veya bu işlemlere karşı açılacak davalarda mülkiyete yönelik iddiaların ileri sürülmesi hukuken mümkün bulunmamaktadır.
Mahkemece, 3402 sayılı 41. maddesi uygulamasının, yasa ve ilgili yönetmelik hükümlerine uygun yapıldığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulamanın karar vermek için yeterli olmadığı anlaşılmaktadır.
Şöyle ki; Mahkemece, kadastro komisyonunun düzeltme işlemine ilişkin komisyon kararı ve teknik belgeler ile çekişmeli taşınmazlara ilişkin tesis kadastrosu ve uygulama kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgeler de tam olarak getirtilmediği gibi fen bilirkişilerinden tesis kadastrosunun, paftaların üretim yılı, üretim tekniği, altlığı ve ölçeği gibi hususları da açıklar tarzda hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların niteliğinin ne olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği, uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve harita alınmamış; tesis kadastro paftası ile belirlenen sınırın neresi olduğu hususu üzerinde durulmamış ve bu konuda yöntemince değerlendirme yapılmamıştır.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece, belirtilen eksik belgeler getirtilerek dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile harita ya da jeodezi mühendisi sıfatına sahip önceki bilirkişiler dışında oluşturulacak üç kişilik uzman bilirkişi kurulu eliyle üst paragrafta anlatıldığı şekilde yöntemine uygun inceleme ve araştırma yapılmalı, bu kapsamda, teknik bilirkişi kuruluna, tesis kadastrosu ile belirlenen sınır, Kadastro Kanunu’nun 22/2-a maddesi uygulaması ile belirlenen sınır ve anılan Kanun’ un 41. madde uygulaması ile belirlenen sınır yerlerinin tamamını gösterecek şekilde harita düzenlettirilmeli, çekişmeli taşınmazlar arasındaki pafta sınır değişikliklerinin veya haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, neden ileri geldiği hususu bilimsel metodlara uygun şekilde açıklattırılmalı, yapılacak değerlendirmede taşınmazlar arasındaki doğru sınırın tespiti konusunda, tesis kadastrosu ile belirlenen sınırda mülkiyet değişikliğine izin verecek uygulamalardan kaçınılması gerektiği üzerinde durulmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı …’ın temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nin 373/1 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının HMK’nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 29.11.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.