Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/16638 E. 2023/42 K. 09.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/16638
KARAR NO : 2023/42
KARAR TARİHİ : 09.01.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2014/227 E., 2021/92 K.
KARAR : Davanın reddi

Taraflar arasındaki tapu iptal tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı … vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 29.11.2022 Salı gününde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Duruşma için tayin edilen günde dava Hazine vekili geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 09.01.2023 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1.Kadastro sırasında; … ili, … ilçesi, … Köyünde, yapılan kadastro sırasında, çekişmeli 102 ada 237 parsel sayılı 458,13 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tarla niteliğiyle kazandırcı zamanaşımı zilyetliği hukuki nedenine dayalı olarak … adına tespit ve tescil edilmiştir.

2. Davacı … vekili, 102 ada 237 parsel nolu taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğuna ve zilyetlik koşullarının oluşmadığına dayanarak çekişmeli taşınmazın tapusunun iptali ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; tapu kaydı, vergi kaydı ve eklemeli zilyetliğe dayanarak davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 03.06.2011 tarihli ve 2010/657 Esas, 2011/398 Karar sayılı kararıyla, çekişmeli 102 ada 237 parsel bakımından imar ihya ve zilyetlik koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle; davanın kabulüne, … ili, … ilçesi, … Köyü, 102 ada 237 parsel sayılı taşınmazın davalı adına olan tapusunun iptali ile taşlık ve çalılık vasfı ile davacı … adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Metin Kurt vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 01.07.2013 tarihli ve 2013/1146 Esas, 2013/7422 Karar sayılı kararıyla; taşınmazın öncesinin makilik yerlerden olduğu, 1990 yılı memleket haritasında çalılık olarak göründüğü ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 36/A maddesi gereğince davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceği gerekçesiyle hüküm düzeltilerek onanmıştır.

3. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Metin Kurt vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

4. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 03.03.2014 tarihli ve 2013/8770 Esas, 2014/2679 Karar sayılı kararıyla; davalı tarafın dayandığı tapu kaydının ilk oluşumundan itibaren getirtilip revizyon durumu da sorularak usulünce uygulanması ve davacı Hazinenin taşınmazın vasfının değiştirilmesine yönelik bir talebi bulunmadığından taleple bağlı kalınarak karar verilmesine değinilerek hüküm bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafça dayanılan Şubat 1289 tarihli ve 191 no.lu, Mayıs 1951 tarihli ve 22 no.lu tapu kayıtlarının çekişmeli 102 ada 237 parsele uyduğu, tapu malikleri ile davalı … arasında mirasçılık bağının bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı … vekili temyiz dilekçesinde, önceki bozma gereklerinin yerine getirilmediğini, davalı tarafça dayanılan tapu kaydının usulünce uygulanmadığını, çekişmeli taşınmaz bakımından imar ihya ve zilyetlikle kazanma koşulları oluşmadığından davanın reddinin gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık,dava konusu taşınmazın davalının dayandığı tapu kaydı kapsamında kalıp kalmadığı, kalmıyorsa davalı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulu Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kanun’un 14 üncü, 17 ve 20 inci maddeleri,

3. Değerlendirme
1. İlk Derece Mahkemesince çekişmeli taşınmazın, davalının dayandığı Mayıs 1951 tarihli ve 22 no.lu tapu kapsamında kaldığı ve tapu malikleri ile davalı arasında mirasçılık bağının bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de davalı tarafından dayanılan tapu kaydının ilk oluşumundan itibaren getirilerek dosya arasına alınmadığı, revizyon durumunun araştırılmadığı; mahalli bilirkişilere sorulmak suretiyle sınırları belirlenmişse de 2018 ve 2020 tarihli keşifler sonucu düzenlenen fen bilirkişi raporlarından anlaşıldığı kadarıyla Hasan Göl Tarlası sınırının farklı yerde gösterildiği ve bu çelişki giderilmeden karar verildiği anlaşılmaktadır.

2. Ayrıca komşu 102 ada 238 parsele ilişkin Hazine tarafından aynı gerekçe ile açılan tapu iptal tescil davasında da Mayıs 1951 tarih 22 nolu tapu kaydına dayanıldığı ve o dosyanın Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 01.04.2021 tarihli ve 2020/4300 Esas, 2021/3063 Karar sayılı ilamıyla “102 ada 192 sayılı parselin beyanlar hanesinde söz konusu tapu kaydının bir bütün halinde 102 ada 65, 67, 82 ila 113, 173, 175 ila 179, 187 ila 195, 217, 220 ve 538 parsel sayılı taşınmazları kapsadığı belirtilmiş olup, dosyada anılan taşınmazların kadastro tutanakları ve tapu kayıtları olmadığından dayanılan tapunun bu parsellere revizyon görüp görmediği ve dava konusu taşınmazı kapsayıp kapsamadığı noktasında tereddüt oluştuğu” gerekçesiyle usulünce tapu uygulaması yapılmasına yönelik olarak bozulduğu da anlaşılmaktadır.

3. Dosya kapsamına toplanan delillere ve incelenen hava fotoğraflarına göre davalı tapu maliki lehine tespit tarihinden geriye doğru kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının oluşmadığı anlaşıldığına göre, Mahkemece dayanak tapu kaydının revizyon görmüş olabileceği düşünülen 102 ada 65, 67, 82 ila 113, 173, 175 ila 179, 187 ila 195, 217, 220 ve 538 parsel sayılı taşınmazların ve komşu diğer taşınmazların kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri, tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ve bu parseller yönünden Hazinenin benzer talepli açtığı dava dosyaları var ise ilgili dava dosyaları celbedilmeli, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında bir fen elemanı aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Yapılacak keşifte 3402 sayılı Kanun’un 20/C maddesine göre tapu kaydı değişir sınırları içerdiğinden miktarına itibar edilerek teknik bilirkişi eliyle uygulanmalı, tapu kayıtları tesisinden itibaren tüm tedavülleriyle birlikte okunup sınırlarının bilirkişilerce zeminde tek tek gösterilmesi istenilmeli; bilirkişilerin gösteremediği sınırlar için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı; bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, bilirkişi ve tanıklarca gösterilen sınırlar fen bilirkişisi tarafından kroki üzerinde işaretlenmeli, çekişmeli taşınmazın tapu kaydının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız şekilde saptanılmalı; fen bilirkişisinden keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli, tapu kaydının en son malikleri ile davalı arasındaki ırsi veya akdi illiyet bağı açıklığa kavuşturularak toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,

Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 8.400,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacı Hazineye verilmesine,

1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,09.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.