Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/16811 E. 2022/8836 K. 07.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/16811
KARAR NO : 2022/8836
KARAR TARİHİ : 07.11.2022

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Mahkemenin verdiği önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, Yargıtay bozma ilamında özetle; “Mahkemece, dava konusu taşınmazların 6831 sayılı Kanun’un 2/B maddesi kapsamında kalan yerlerden olduğu, zilyetlikle ormandan kazanma olanağı bulunmadığı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş ise de davacının tutunduğu…Sulh Hukuk Mahkemesinin 1955/413 E. – 1957/239 K. sayılı tescil dosyasında hükme esas alınan, fen bilirkişi tarafından düzenlenen tescil krokisi, keşif sırasında yerel bilirkişi ve fen bilirkişi yardımıyla uygulanıp, kapsamı ve dava konusu yere uyup uymadığı yönünde araştırma yapılıp (A) harfi ile gösterilen 3600 m2 lik kısmın 219 parsel içinde kaldığı, (B) harfi ile gösterilen bölümün ise kısmen 1227 ve 229 parsel sayılı taşınmazlar içersinde kaldığı belirlenmesine rağmen Mahkemece, Hazinenin ve davacı tarafın murisi … arasında görülüp sonuçlanan tescil davasının kesin hüküm teşkil edip etmediğinin tartışılmadığı, tapu kaydında 2/B şerhi bulunan 229 sayılı parselin, 17/12/2011 tarihli orman bilirkişi raporunda 588-566 nolu OS noktaları ile P.40 parsel numarası verilerek orman sayılmayan alanda kaldığı belirtilmesine rağmen Mahkemece bu hususun değerlendirilmediği, bu nedenle davacının dayandığı tescil dosyasındaki tescil krokisinin 3402 sayılı Kanun’un 20/A bendi de gözetilerek usulünce uygulanması, miktar fazlası olan bölümlerin zilyetlikle iktisap edilip edilemeyeceğinin düşünülmesi, tescil krokisinin dava konusu parsellere uyması halinde, tescil ilamında Hazinenin taraf olması nedeniyle tescil ilâmının Hazine yönünden kesin hüküm teşkil edeceği de göz önünde bulundurularak oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın ve birleşen davanın kısmen kabulü ile;…., ili…ilçesi … Mahallesinde bulunan tapunun 103 ada 219 parsel nosunda kayıtlı taşınmaza ilişkin davanın kısmen kabulü ile dosya kapsamında yer alan fen bilirkişisinin 26.04.2016 tarihli raporuna ekli krokide B harfi ile kırmızıya boyalı olarak gösterilen 3496,05 m² miktarındaki taşınmaz kesimine ilişkin tapu kaydının iptali ile bu kısmın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, taşınmazın kalan kısmına yönelik davanın reddine, aynı yer 103 ada 1227 parsel nosunda kayıtlı taşınmaza ilişkin davanın kısmen kabulü ile dosya kapsamında yer alan fen bilirkişisinin 26/04/2016 tarihli raporuna ekli krokide E harfi ile kırmızıya boyalı olarak gösterilen 1465,70 m² miktarındaki taşınmaz kesimine ilişkin tapu kaydının iptali ile bu kısmın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, taşınmazın kalan kısmına yönelik davanın reddine, aynı yer 103 ada 229 parsel nosunda kayıtlı taşınmaza ilişkin davanın kabulü ile taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile taşınmazın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, Mahkemece bozma gereklerine uygun biçimde karar verildiğine göre, davalı Hazine vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Mahkemece yazılı şekilde karar verilmişse de çekişmeli 103 ada 229 parselin F bölümü, bilirkişi raporlarında belirtildiği üzere, 5.264,03m2 yüz ölçümünde olup üzerinde 60-65 yaşlarında 6 adet zeytin ağacının bulunduğu başkaca tarımsal faaliyette bulunulmadığı anlaşılmaktadır. Bu bölümün yüz ölçümü ve üzerindeki ağaç sayısı gözetildiğinde ekonomik amaca uygun zilyetliğin bulunduğundan söz edilemeyeceğinden, bu kısım bakımından davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre de dosya kapsamından dava konusu taşınmazların hepsinin kamulaştırma alanında bulunduğu anlaşılmasına rağmen, Mahkemece kamulaştırma işlemleri dikkate alınmamış, kamulaştırılan kısımların ilgili kurum adına tescil veya terkini ile hak sahipleri lehine mülkiyetin tespitine yönelik hüküm kurulması gerektiği düşünülmemiş, ayrıca davacının talebinin kendi adına tescil değil muris … mirasçıları adına tescil olduğu ve diğer mirasçıların davaya katılımının sağlandığı da göz önünde bulundurulmamıştır.
Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm verilmesi usul ve yasaya uygun düşmediğinden hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin geçici 3.maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA; (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı Hazine vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 07.11.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.