Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/16881 E. 2023/1106 K. 28.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/16881
KARAR NO : 2023/1106
KARAR TARİHİ : 28.02.2023

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2021/2 E., 2021/10 K.
KARAR : Davanın reddine

Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1.Uygulama kadastrosu sırasında Giresun ili, … ilçesi, … Mahallesi çalışma alanında ve tapuda davacı … adına kayıtlı bulunan eski 270 parsel sayılı 2.320,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 420 ada 41 parsel numarasıyla ve 2.326,23 metrekare yüzölçümlü olarak; davalılar … ve … adına tapuda kayıtlı bulunan eski 271 parsel sayılı 2.500,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise, 420 ada 43 parsel numarasıyla ve 2.566,07 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.

2-Davacı … vekili dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında davacıya ait taşınmazın sınırının yanlış belirlendiği ve yanlışlığın davalılara ait 420 ada 43 parsel sayılı taşınmazdan kaynaklandığı iddiasına dayanarak taşınmazının sınırlarının eski haline getirilmesini istemiştir.

II. CEVAP
Davalılar, davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 08.03.2019 tarihli ve 2015/11 Esas, 2016/47 Karar sayılı kararıyla, arada sabit sınır niteliğinde olan ve yenileme kadastrosu öncesinde yıkılan taş duvar bulunduğunu, bu sınırın paftasıyla uyuşmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı taşınmazının fen bilirkişi raporunda (A) ile gösterilen 38,48 m2 yüzölçümündeki bölümünün davalı taşınmazdan alınarak davacı taşınmazına eklenmesine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar … ve arkadaşları temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 12.12.2019 tarihli ve 2019/2854 Esas, 2019/8377 Karar sayılı kararıyla; hükmün onanmasına karar verilmiştir.

3. Bozma ilamına karşı bir kısım davalılar vekili karar düzeltme talebinde bulunmuştur

4.Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 01.10.2020 tarihli ve 2020/1259 Esas, 2020/3925 Karar sayılı kararıyla;

a) İlk Derece Mahkemesince tesis kadastrosu öncesinde ve sonrasında var olan ancak uygulama kadastrosu öncesi yıkılmış bulunan taş duvarın taraflar arasındaki gerçek sınır olduğu belirtilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de varılan sonucun dosya kapsamına uygun bulunmadığı,

b) Davanın 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 22/a maddesi uyarınca 2014 yılında yapılan uygulama kadastrosuna itiraz niteliğinde bulunduğu ve taşınmazların tesis kadastrosunun 1981 yılında yapıldığı, taşınmazlar başında 2016 tarihinde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıkların eski duvarın 15-20 yıl kadar önce yapıldığını, davalılar tarafından ev yapılmak istenince sınır ihtilafının doğduğunu, davalının fen elemanı getirtip ölçüm yaptırması suretiyle sınırın belirlendiğini ve eski duvarın yıkılarak fen elamanınca belirlenen bu sınıra göre halen zeminde mevcut olan yeni duvarın davalılar tarafından yapıldığını beyan ettikleri, fen bilirkişisi tarafından sunulan raporda tesis kadastrosu ile uygulama kadastrosu sınırının birbiriyle örtüştüğü ve uyumlu olduğu, tesis kadastrosu öncesinde var olan eski duvarın sınırının ise tesis paftası sınırı ile uyumlu olmadığının bildirildiği,

c) Dosyaya getirtilen ve tesis kadastrosu sırasında düzenlenen orijinal ölçü krokisinde, taşınmazlar arasındaki sınırın duvar olarak gösterilmediği, keşifte alınan beyanlardan duvarın tesis kadastrosundan çok sonra yapıldığı anlaşıldığına göre, eski duvarın tesis kadastrosundan önce yapıldığının kabulünün dosya kapsamına göre mümkün olmadığı; kaldı ki bir an için eski duvarın tesis kadastrosundan önce yapılmış olduğu kabul edilse dahi fen bilirkişi raporunda açıkça belirtildiği üzere tesis sınırı ile uygulama sınırının birbiriyle çakışması karşısında davalıya ait taşınmazın sınırları içinde kalan ve (A) harfi ile gösterilen 38.48 metrekare yüzölçümündeki bölüm hakkındaki talebin ancak mülkiyete yönelik bir davanın konusu olabileceği, uygulama kadastrosuna itiraz olarak açılan eldeki davada mülkiyet ihtilafının çözülemeyeceği, bu uyuşmazlığın Kadastro Mahkemesini görev alanı dışında olduğu,

d) Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince uygulama kadastrosu sınırının doğru olduğu gerekçesiyle davanın reddine, uygulama tespiti gibi tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu, bu itibarla temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmesi gerektiği halde maddi hataya dayalı olarak onandığı belirtilerek; davalılar vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairenin 12.12.2019 tarihli ve 2019/2854 Esas, 2019/8377 Karar sayılı onama ilamının ortadan kaldırılmasına ve hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine, 420 ada 41 parseli sayılı taşınmazın uygulama komisyonunca yapılan tespit gibi, 420 ada 43 parselin uygulama tespiti gibi tesciline karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; taşınmazlar arasında davacı tarafından 30 yılı aşkın bir süre önce yapılan taş duvar olduğunu, bu zamana kadar taraflar arasında sınır ihtilafının bulunmadığını, yanlış ve hatalı ölçüm sonucunda sınırın duvarın bulunduğu yerden 2 metre kadar gerişe çekilmek suretiyle davacının maduriyetine sebep olunduğunu belirterek hükmün bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, uygulama kadastrosuna itiraza ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 Sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası. 3402 sayılı Kanun’un 22/a maddesi.

3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

179,90 TL maktu harcın temyiz eden davacıdan alınmasına,

1086 sayılı Kanun’un HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,28.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi