Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/16966 E. 2023/3783 K. 20.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/16966
KARAR NO : 2023/3783
KARAR TARİHİ : 20.06.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2014/357 E., 2019/310 K.
KARAR : Davalı … Müdürlüğü aleyhine açılan davanın husumet yokluğundan reddine, diğer davalılar aleyhine açılan davanın esastan reddine

Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davalı … Müdürlüğü aleyhine açılan davanın husumet yokluğundan, diğer davalılar aleyhine açılan davanın esastan reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşma isteğinin ise nitelikten reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Uygulama kadastrosu sırasında, … İli … İlçesi … Mahallesi çalışma alanında ve tapuda davacı … adına kayıtlı bulunan eski 61 parsel sayılı 5.700,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 13213 ada 18 parsel numarasıyla ve 3.858,32 metrekare yüzölçümlü olarak; davalı … Coşgun ve arkadaşları adına tapuda kayıtlı bulunan eski 59 parsel sayılı 41.800,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise 13213 ada 20 parsel numarasıyla ve 46.862,54 metrekare yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir.

2. Davacı … vekili dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında müvekkiline ait taşınmazın yüzölçümünün eksildiğini, eksikliğin davalılara ait taşınmazdan kaynaklandığını ileri sürerek, dava açmıştır.

II. CEVAP
1. Davalı … ve arkadaşları vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerine ait taşınmazın sınırlarında önceden beri hiçbir değişikliğin olmadığını ve bu şekilde kullanıldığını, müvekkillerine ait taşınmazın davacının taşınmazına bir müdahalesinin söz konusu olmadığını ve açılan davanın haksız olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

2. Davalı … cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazların sınırlarında tesis kadastrosu öncesi ve sonrasında herhangi bir değişiklik olmadığını, zemindeki fiili sınırlara göre halen kullanıldığını, davacı adına kayıtlı taşınmazın yüzölçümünün azalmasının nedeninin tesis kadastrosu çalışmalarında yüzölçümü hesaplarının klasik yöntemle o günkü teknolojik imkanlara göre yapılmasından kaynaklandığını, uygulama kadastrosunda ise uydudan sinyal alan cihazlarla yapılarak parsellerin köşe koordinatlarının belirlendiğini ve alan hesaplarının sayısal koordinatlara göre hesaplandığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

3. Davalı … Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde; ölçüm hatası ile taşınmazın sınırlarının daraltıldığına yönelik davacı tarafın iddiasının yerinde olmadığını, kadastral durumun zemine uygulanmasında kadastro komisyonunun yaptığı tespitin mevcut unsurlara ve uygulama kadastrosuna uygun olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 11.06.2013 tarihli ve 2011/365 Esas, 2013/218 Karar sayılı kararıyla; davalı … Müdürlüğü aleyhine açılan davanın husumet yokluğundan, diğer davalılar aleyhine açılan davanın esastan reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 18.03.2014 tarihli ve 2013/12925 Esas, 2014/2738 Karar sayılı kararı ile; “yetersiz inceleme ve araştırma yapılarak karar verilemeyeceği belirtilerek; keşif ve keşif sonucu ibraz edilen raporlardan taşınmazın kadastro paftası sınırı ile kadastro tespitinden beri fiilen kullanım sınırının farklı olduğu, davacının 2009 yılında kadastro ablikasyonu yaptırması sonucunda kadastroca belirlenen sınıra göre davacı tarafından kullanılmaya başlandığı, 2010 yılında yapılan 22/a çalışmalarında ise kullanım sınırı esas alınarak tespitin yapıldığının anlaşıldığı, keşifte davacı parseli ile davalı parseli sınırında harnup ağacı ve zeminde şu anda mevcut olmayan duvar sınırından söz edildiği ancak, 1963 yılında kadastro tespitinde taşınmaza ve çevresindeki parsellerin sınırına itiraz edilmesi nedeniyle sınırlar düzeltilerek 03.12.1963 tarihli idendifikasyon sırasında yapılan tashih paftası düzenlendiği halde paftalar ve tesis kadastrosuna ilişkin orijinal ölçü değerlerini gösterir ölçü krokisi getirtilerek ve uygulanarak ölçü değerlerinin mülkiyet sınırına aykırı olarak tespit edilip edilmediği ve tesis kadastrosu sınırı ile uygulama sınırı arasındaki farkın nereden kaynaklandığı, ihtilafın mülkiyete mi yoksa yönetmelikte belirtilen 22/a kapsamındaki hallere mi ilişkin olduğu yöntemince inceleme yapılarak açıklığı kavuşturulmadığı ve denetime imkan vermeyen, fiili kullanım sınırları dikkate alınarak hazırlanan yetersiz fen bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulmasının isabetsizliğine” değinilerek İlk Derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “toplanan deliller ve bozma ilamı doğrultusunda alınan 26.07.2019 tarihli bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu, idendifikasyon haritası ile 1/5000 ölçekli sınırlandırma haritası çakıştırılarak ve hava fotoğrafları uygulanmak suretiyle yapılan değerlendirme sonucu 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 22/2-a maddesi uygulamasının yasa ve yönetmeliklere uygun olarak yapıldığı” gerekçesiyle davalı … Müdürlüğü aleyhine açılan davanın husumet yokluğundan, diğer davalılar aleyhine açılan davanın esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı … vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, idendifikasyon haritası ve ölçü krokisi değerlendirilmeksizin hava fotoğrafları ve kullanım durumuna göre düzenlenen bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm tesis edildiğini, usuli kazanılmış haklarının ihlal edildiğini, bozma gereklerinin yerine getirilmediğini, taraf tanıkları ve mahalli bilirkişilerin dinlenilmediği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda taşınmazın yüzölçümündeki artışın nedeninin resmi veri ile açıklanmadığını ve gerekçe ile dosya kapsamının örtüşmediğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 Sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası,
3402 sayılı Kanun’un 22/2-a maddesi.
3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

54,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 125,50 TL’nin temyiz edenden alınmasına,

1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 … içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

20.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.