Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/17090 E. 2022/9231 K. 22.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/17090
KARAR NO : 2022/9231
KARAR TARİHİ : 22.11.2022

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Uygulama Kadastrosu
İLK DERECE MAHKEMESİ : Amasya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında Amasya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olup, bu kez davacı tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Uygulama kadastrosu sırasında, ….., ili …., ilçesi …..,Köyü çalışma alanında bulunan ve tapuda davacı … adına kayıtlı bulunan eski 1105 parsel sayılı 4826,4 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 155 ada 4 parsel numarasıyla ve 4519,49 metrekare yüzölçümlü olarak; tapuda davalılar … ve … adına kayıtlı bulunan eski 1106 parsel sayılı 4773,6 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise 155 ada 5 parsel numarasıyla ve 5261,14 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.
Davacı; uygulama kadastrosu sırasında kendisine ait taşınmazın yüzölçümünün 306,91 metrekare eksildiği ve eksikliğin davalılara ait 155 ada 5 parsel sayılı taşınmazdan kaynaklandığı iddiasına dayanarak dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine karar verilmiş; hükmün davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi tarafından istinaf başvurusu esastan reddedilmiş, hüküm, yine davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Uygulama kadastrosu yapılırken öncelikle zeminde bulunan ve tesis kadastrosu tarihinde mevcut olan sabit nokta ve sınırlardan, aynı döneme ya da yöreye ait farklı amaçlarla üretilmiş haritalar ile benzeri verilerden yararlanılarak yapılan teknik çalışmalarla, tesis kadastrosuna ait pafta haritaları ortofoto üzerine işlenmekte; haritanın zemine uygun olmaması halinde farklılıkların nerelerden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı tespit edilip varsa hatalar yöntemine uygun şekilde giderilmekte, düzenlenen ada raporu ile yapılan teknik çalışmalar ve gerekçeleri açıklanmakta; bundan sonra yönetmelikte açıklanan ilkeler çerçevesinde taşınmazların bütün sınırları tek tek değerlendirmeye tabi tutularak ilk tesis kadastrosu sırasındaki gerçek fiili duruma ulaşılmaya çalışılarak, uygulama tutanağı düzenlenmekte ve uygulama kadastrosu haritaları üretilmektedir. İşte, uygulama kadastrosuna itiraz davaları, uygulama kadastrosu faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yönelik davalardır. Bu nedenle mahkemelerce, uygulama faaliyetine eşdeğer ve amaca uygun bir araştırma yapılması zorunludur.
Mahkemece, amacına ve yöntemine uygun bir araştırma yapılabilmesi için öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları, tesis kadastrosuna ait pafta haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanıldığı anlaşılan diğer haritalar, çekişmeli taşınmaza ilişkin tesis kadastrosu ve uygulama kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgelerin toplanması gerekmektedir. Bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, harita ya da jeodezi mühendisi fen bilirkişisinin katılımı ile keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında çekişmeli taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı, bitki örtüsü, zeminde mevcut ağaçların yaşı gibi hususlar ile zeminin jeolojik yapısının değerlendirilmesine ihtiyaç duyulan hallerde uzman ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişi de keşif heyetine dahil edilmelidir. Yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri fen bilirkişisine işaretlettirilmeli, fotoğrafları çekilmeli, taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise zeminde ortak sınır üzerinde uzlaşıp uzlaşmadıkları tespit edilip gerektiğinde imzaları ile beyanları tevsik edilmeli, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırlar fen bilirkişisi tarafından haritasında işaretlenmeli, keşif sırasında hazır edilmeleri halinde ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişisinden, taşınmazlar arasında değişmeyen doğal ya da yapay sınırlar bulunup bulunmadığı, sınırlarda mevcut ağaçların yaşları gibi hususlarda bilgi alınmalı, fen bilirkişisinden denetime veri teşkil etmek üzere dosya içine getirtilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak uygulama kadastrosunu denetlemesi istenmelidir. Teknik bilirkişiden, tesis kadastrosunun, paftaların üretim yılı, üretim tekniği, altlığı ve ölçeği gibi hususları da açıklar tarzda hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların niteliğinin ne olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği, uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve “ada raporu” ile “uygulama tutanağı ve haritasını” irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve haritalar alınmalıdır. Raporun denetime elverişli olması için fen bilirkişisinden, düzenleyeceği haritalardan iki tanesinde hava fotoğrafı üzerinde, iki tanesinde ise ortofoto (yoksa uydu fotoğrafı) üzerinde ilk tesis kadastrosu paftası ve uygulama kadastrosu paftasını çakıştırması istenmeli; çakıştırmaların birer tanesinin ada bazında değerlendirme yapmaya elverişli geniş ölçekli olması, diğerinin ise çekişmeli taşınmaz ve çevresini gösterir şekilde daha dar ölçekli olması istenmelidir. Fen bilirkişi haritasında, uygulama kadastrosunda yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiği de gösterilmelidir. Açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmeli; değerlendirme yapılırken uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağı göz önünde bulundurulmalıdır.
Somut olaya gelince; Davacı ve davalılara ait taşınmazlar “müfrez tarla” vasfında olup, 1956 yılında yapılan tesis kadastrosunda 358 parsel sayılı tesis parselinin 1958 yılında yapılan ifrazından oluşmuştur.
Yukarıda açıklandığı gibi taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise, zeminde ortak sınır üzerinde uzlaşıp uzlaşmadıkları tespit edilip gerektiğinde imzaları ile beyanları tevsik edilmeli, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırlar fen bilirkişisi tarafından haritasında işaretlenmelidir.
Nitekim çekişmeli taşınmaz başında yapılan 17.02.2020 tarihli keşifte; davacı ile davalılardan … hazır olup davacı iddia ettiği sınırları göstermiş; davalı … ise imzalı beyanı ile tesis kadastrosu ve daha sonra ifraz ile iki parsele ayrılan iş bu taşınmazı ifrazdan beri bilirkişilere göstermiş olduğu şekilde kullandığını, yenilemeden önceki tapu kayıtlarının da bu duruma uygun olduğunu; yenileme sırasında davacının taşınmazının yüzölçümünün eksilerek kendi taşınmazlarının yüzölçümünde artış olduğunu beyan ederek devamla müşterek sınırı göstermiştir. Keşif sonucu düzenlenen fen bilirkişisi raporunda; davacı ve davalının gösterdiği ve mutabık oldukları sınırın aynı olduğu ve buna göre davalılara ait 155 ada 5 parsel sayılı taşınmaz içerisinde bulunan ve A harfi ile gösterilen 100,54 metrekarelik bölümün davacıya ait 155 ada 4 parsel sayılı taşınmaza dahil olması gerektiği anlaşılmıştır. Bu rapor, davacı ve davalı tarafa 28.05.2020 ve 17.06.2020 tarihlerinde usulünce tebliğ edilmesine rağmen, taraflarca rapora karşı bir itirazda bulunulmadığı gibi, davalı tarafların keşiften önce 08.11.2019 tarihli ön inceleme duruşmasında da imzalı beyanları ile davacı tarafın açtığı davayı kabul ettikleri görülmüştür.
Bu ortak sınır gösterimi, tarafların rapora itiraz etmemesi ve davalı tarafların kabulü bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacı tarafın iddia ettiği sınıra davalı tarafın muvafakat ettiği ve karşı çıkmadığı kabul edilerek, Mahkemece 17.03.2020 tarihli teknik bilirkişiler raporunda A ile gösterilen 100,54 metrekarelik taşınmaz bölümünün davalılara ait 155 ada 5 parselden ifraz edilerek davacıya ait 155 ada 4 parsele eklenmek suretiyle tesciline karar verilmesi gerekirken, tarafların uzlaştıkları sınırlar dikkate alınmaksızın ve davalı tarafın kabul beyanı değerlendirilmeksizin uygulama kadastrosunun yöntemine uygun yapıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi ve bu karara karşı davacı tarafça yapılan istinaf başvurusunun esastan reddedilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda belirtilen nedenlerle, davacının yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin 07.07.2021 tarihli ve 2021/269 Esas, 2021/810 Karar sayılı istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi hükmünün 6100 sayılı HMK’nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 22.11.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.