YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/17133
KARAR NO : 2021/12525
KARAR TARİHİ : 15.12.2021
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Kadastro sırasında, … İlçesi … köyü çalışma alanında bulunan 214 parsel sayılı 11.950,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının bulunamaması üzerine 18.11.2014 tarihinde ihya edilmiştir.
Davacı … ve …, Hazine ve … Tüzel Kişiliği’ne husumet yönelterek, çekişmeli 214 parsel sayılı taşınmazın 1973 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında … mirasçıları adına tespit edilip, daha sonra Hazine tarafından bu tespite itiraz edilmesine karşın, tüm aramalara rağmen Kadastro Mahkemesinde açılmış bir davaya rastlanılamadığını, taşınmazı satın aldıklarını ancak tapuya tescil işlemlerinin gerçekleştirilemediğini ileri sürerek kadastro tutanağın ihyası ile taşınmazın adlarına tescili istemi ile dava açmıştır.
Yargılama sırasında ise … ve … mirasçıları davaya dahil edilmiştir.
Mahkemece, kadastro tutanağı ihya edilerek yapılan yargılama sonunda; davanın reddine, çekişmeli taşınmazın hüküm yerinde gösterilen payları oranında … ve … mirasçıları adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacı … ve …’ın satın alma hukuksal nedenine dayalı olarak taşınmazın adlarına tespit ve tescili isteklerinin 3402 sayılı Kadastro Kanunun 40. maddesindeki koşulları bulunmadığından yerinde görülmediği, diğer taraftan 13/B – b koşullarının oluşmadığı gibi somut olayda maddenin uygulanma olanağı da bulunmadığı, ayrıca taşınmaz mülkiyetini kazanmayı sağlayan diğer durumlarında bulunmadığı gerekçesi ile, çekişmeli 214 parsel sayılı taşınmazdan ifraz sonucu oluştuğu belirtilen 831 parsel sayılı taşınmaz ile aynı tapu kayıtlarına dayalı olarak tespit edildiği belirtilen 101 parsel sayılı taşınmazın hükmen tescil kararları doğrultusunda sicil oluşturulduğu belirtilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
Ne var ki, çekişmeli taşınmazın dosya arasına alınan tapu kaydına göre malik hanesi açık olup, dosya kapsamında yapılan araştırma sonucunda tutanak aslı bulunamadığı gibi taşınmazın hangi dava dosyasında davalı olduğu da belirlenememiştir. Bunun üzerine, 18.11.2014 tarihinde tutanak ihya edilmiş olup, bu yolla dosyaya kazandırılan tutanağın edinme hanesinde, aynı kayda dayalı olarak tespit gören 831 parsel sayılı taşınmazın tutanağı içeriğinin aynen aktarıldığı ve bu tutanak içeriğine göre de çekişmeli taşınmazın … , …, … ve … adına tespit edildiği anlaşılmaktadır.
Şu halde dosyada, kadastro tutanak aslı ve hangi dava dosyasında davalı olduğu tespit edilemediğine göre, taşınmazın malik hanesi açık olup, resen malik tespiti yapılması gerekmekle birlikte, ihya edilen tutanakta taşınmazın malikleri olduğu belirtilen kişilerin, verilecek karar sonucunda hakları etkileneceğine göre dava da yer alması gerektiği kuşkusuz olup, ihya edilen tutanakta malik olarak belirlenen … ve … (…), ölmüş olmaları halinde ise mirasçılarının davada taraf olarak yer almaları gözardı edilerek karar verilmiştir.
Diğer taraftan Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama da yeterli bulunmamakta olup, çekişmeli taşınmaza revizyon gören tapu kaydının uygulandığı 101 ve 831 parsel sayılı taşınmazların hükmen tescillerine esas kararlara dayalı olarak hüküm verilmekle birlikte anılan dava dosyaları getirtilip, incelenmemiş, sözü edilen dava dosyalarının eldeki dosya bakımından hangi nedenle hükme esas teşkil ettikleri tartışılıp değerlendirilmemiş, tespite esas tapu kaydı uygulanıp, kapsamı yöntemince belirlenmemiş, dosya kapsamında alınan beyanlarda taşınmazın bir süre mera olarak kullanıldığı ve komşu durumda mera parseli bulunduğundan söz edildiği halde yöntemince mera araştırması da yapılmamıştır.
Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı karar verilmesi de mümkün değildir.
Hal böyle olunca; Mahkemece öncelikle, … ve … (…), ölmüş olmaları halinde ise mirasçılarını davaya dahil etmek üzere taraflara süre ve imkan tanınmalı, ayrıca Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilerek taşınmazın bulunduğu köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafları bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle buradan elde edilen verilere göre tespit tarihinden (1971) öncesine ilişkin olup, en eski tarihten başlanarak devam eden yıllara ilişkin stereoskopik hava fotoğraflarının en az üç tanesi tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden, çekişmeli taşınmaza komşu olup, aynı tapu kaydına dayalı olarak tespite konu edildikleri anlaşılan 101 ve 831 parsel sayılı taşınmazların hükmen tescillerine esas dava dosyalarının asılları ile çekişmeli taşınmaza komşu ve yakın komşu durumunda bulunan ve çekişmeli taşınmaz ile komşu 101, 830 ve 831 parsel sayılı taşınmazları dıştan çevreleyen taşınmazların kadastro tutanakları ile varsa dayanakları olan belgeler, davalı ya da hükmen tescil edilmiş olmaları halinde ise dava dosyaları ilgili yerlerden celbedilerek dosya ikmal edilmeli, tespite esas tapu kaydının haritası bulunup bulunmadığı araştırılarak, varsa bu harita da getirtilerek dosya arasına alınmalı, bundan sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek aynı mahalle ve komşu mahalle halkından yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları, jeodezi ve fotogrametri mühendisi, ziraat mühendisi ve fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı, bu keşifte, tespite esas tapu kaydının varsa krokisi/haritası zemine uygulanarak kaydın kapsamı 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20/A maddesi uyarınca haritasına göre belirlenmeli; tapu kaydının krokisinin/haritasının bulunmaması veya uygulanamaması durumunda, tapu kaydı tesisinden itibaren tüm tedavülleriyle birlikte okunup hudutlarının bilirkişilerce zeminde tek tek gösterilmesi istenilmeli, bilirkişilerin gösteremediği hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, fen bilirkişisine yerel bilirkişi ve tanıkların gösterdiği hudutlar haritasında işaret ettirilmeli; ayrıca yerel bilirkişi ve tanıklardan, dava konusu taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, taşınmazın öncesinin mera, yaylak veya kışlak olup olmadığı, ilk olarak ne zaman ve nasıl kullanılmaya başlandığı, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, evveliyatı imar – ihyaya muhtaç yerlerden ise imar ihyaya konu edilip edilmediği, imar-ihyaya konu edilmiş ise ihyanın ne zaman başlayıp bitirildiği hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi halinde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkilerin giderilmesine çalışılmalı; ziraat mühendisi bilirkişiden, çekişmeli taşınmazın niteliği, kullanım durumu, imar-ihyaya muhtaç yerlerden olup olmadığı ve böyle yerlerden ise imar-ihya edilip edilmediği hususlarını irdeler şekilde tarımsal niteliğini açıklayan, taşınmazın komşu parsellerle karşılaştırmalı biçimde, toprak yapısını, eğimini, bitki desenini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetlik var ise zilyetliğin şeklini ve süresini bildiren, taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı ayrıntılı ve gerekçeli; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişiye ise yukarıda sözü edilen tarihlere ilişkin hava fotoğrafları üzerinde stereoskopik olarak inceleme yaptırılarak, taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğinin ne olduğunu, arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını, kamu orta malı niteliğinde mera, yaylak gibi yerlerden olup olmadığını, komşu parsellerle arasında ayırıcı unsur bulunup bulunmadığını, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, taşınmazın imar-ihya gerektiren yerlerden olması halinde imar- ihyaya konu olmaya başladığı ve imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir rapor alınmalı; fen bilirkişisine ise keşfi takibe, bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye elverişli ve uygulanan kayıt sınırlarını gösterir şekilde krokili rapor düzenlettirilmeli, ayrıca aynı tapu kaydına dayalı olarak tespite konu edildikleri anlaşılan 101 ve 831 parsel sayılı taşınmazların hükmen tescillerine esas dava dosyalarından yararlanılmalı, tapu kaydının taşınmazı sabit sınırlar itibariyle kapsamadığı, bir diğer ifade ile açık yönler bulunduğunun anlaşılması halinde kaydın revizyon gördüğü taşınmazların miktarı göz önünde tutulmalı, tapu kaydının uymadığı ya da taşınmazı sabit sınırlar itibariyle kapsamadığının ve miktarının da komşu parsellerden edinildiğinin anlaşılması halinde işin zilyetlik hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği düşünülmeli, bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/I. maddeleri gereğince … Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 15.12.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.