YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/17465
KARAR NO : 2021/12693
KARAR TARİHİ : 21.12.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı …, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, … İlçesi … Mahallesi çalışma alanında bulunan ve kadastro sırasında tespit harici bırakılan taşınmazın adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece verilen, davanın kısmen kabulüne, 18.12.2014 bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 2.839,09 metrekare yüzölçümündeki bölümün tarım arazisi niteliği ile davacı adına tesciline ilişkin hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 10.05.2017 tarih ve 2015/16476 Esas, 2017/4205 Karar sayılı ilamıyla, “… davaya dahil edilmeden, yöntemince taraf teşkili sağlanmaksızın esas hakkında hüküm kurulmasının isabetsizliğine” değinilerek bozulmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne, 18/12/2014 bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 2.839,09 metrekare yüzölçümündeki bölümün tarım arazisi niteliğiyle davacı adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümünün tescil harici alanda kaldığı, orman niteliğinde olmadığı ve davacı lehine zilyetlik yoluyla iktisap koşullarının oluştuğu gerekçesiyle, davacı adına tesciline karar verilmiş ise de, parsel sorgudan yapılan incelemede (A) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümünün 106 ada 1 parsel sayılı taşınmaz sınırları içerisinde kaldığı gözükmekte olup, bu hususta mahkemece yeterli araştırma yapılmamış, fen bilirkişisinden rapor alınmak suretiyle taşınmaz bölümünün tescil harici alan da mı yoksa tapulu başka bir parsel sınırları içerisin de mi kaldığı tespit edilerek, davanın tescil davası mı yoksa tapu iptali ve tescil davası mı olduğu kesin olarak belirlenmemiş ve tapulu taşınmaz içerisinde kalması halinde tapunun kim adına, ne şekilde, ne vasıfla ve ne zaman oluştuğu, davada pasif husumet ehliyetinin mevcut olup olmadığı ve hak düşürücü sürenin geçip geçmediği hususları dikkate alınmaksızın hüküm kurulması cihetine gidilmiştir. Ayrıca; kabule göre de, hükme dayanak yapılan orman bilirkişi raporlarında dava konusu taşınmazın eğiminden bahsedilmiş ise de eğimin neye göre belirlendiği, klizimetre ile ölçülüp ölçülmediği açıklanmamış; çekişmeli taşınmazın niteliğinin saptanması bakımından en eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritası üzerinde usulünce inceleme yapılmadığından rapor denetlenememiş ve ayrıca dava tarihine kadar davacı lehine zilyetlik yoluyla iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı, taşınmaz bölümünün niteliğinin ne olduğu ve üzerinde imar ihyanın tamamlanıp tamamlanmadığı hususlarının tespiti açısından hava fotoğraflarından yararlanılmamıştır.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılması için Mahkemece, öncelikle, bir başka fen bilirkişisinden rapor alınmak suretiyle taşınmazın tescil harici alan da mı yoksa tapulu başka bir parsel sınırları içerisin de mi kaldığı tespit edilmeli; taşınmaz bölümünün tescil harici alanda kalmadığının belirlenmesi halinde, davanın TMK 713. maddesine göre açılan tescil davası olarak değil tapu iptali ve tescil davası olarak yürütülmesi gerektiği gözetilerek, tapu kaydının kim adına, ne şekilde, ne vasıfla ve ne zaman oluştuğu, pasif husumet ehliyetinin mevcut olup olmadığı ve dava tarihi itibariyle hak düşürücü sürenin geçip geçmediği belirlenmeli; taşınmaz bölümünün içerisinde kaldığı tapulu taşınmazın maliklerinin davada taraf olarak yer almadıklarının anlaşılması durumunda, davayı kayıt maliklerine yöneltmesi için davacıya süre ve imkan tanınmalı; ayrıca yöreye ait en eski tarihliden itibaren tüm memleket haritalar ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, bir ziraat mühendisi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşifte getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyedlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp, orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarının belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli; taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı; ayrıca, keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmak suretiyle, dava konusu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı ve bu yolla yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli; yerel bilirkişiler ve tanıkların beyanları arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraatçi bilirkişiden, taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki düzenlemesi istenilmeli; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli; 3402 sayılı Kanunun 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği ilgili tapu müdürlüğü ve ilgili kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanunun 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 21.12.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.