Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/17471 E. 2022/1309 K. 17.02.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/17471
KARAR NO : 2022/1309
KARAR TARİHİ : 17.02.2022

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kadastro

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, müdahil Hazinenin davasının reddine karar verilmiş olup hükmün müdahil Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Kadastro sırasında … İlçesi çalışma alanında bulunan 111 ada 126 parsel sayılı 10553.23 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle toplam 320 pay üzerinden 27 payı …, 40 payı …, 27 payı …, 27 payı …, 27 payı … oğlu …, 40 payı …, 12 payı Veysal oğlu …, 40 payı …, 20 payı … oğlu …, 20 payı … oğlu … ve 40 payı … adlarına, 111 ada 133 parsel sayılı 4638.35 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … ve müşterekleri adına, 120 ada 129 ve 131 parsel sayılı sırasıyla 1257.53 – 3960.65 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … ve müşterekleri adına, 120 ada 133 parsel sayılı 1028.61 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ölü … ve müşterekleri adına tespit edilmiştir.
Davacı … tarafından satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak … aleyhine Sulh Hukuk Mahkemesinde açılan müdahalenin meni davası, dava konusu taşınmazlar hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Kadastro Mahkemesinde çekişmeli taşınmaz tutanakları, aktarılan dava dosyası ile davacı …, … ve … tarafından 111 ada 126 parsel sayılı taşınmazda paylarının hatalı tespit edildiği iddiasına dayanarak açtıkları dava birleştirilerek yapılan yargılama sırasında Hazine, çekişmeli taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu ve zilyetlikle edinme koşullarının oluşmadığı iddiasıyla, … ve arkadaşları 111 ada 126 parsel sayılı taşınmazda …, … oğlu …, … oğlu … ve …’in payları bulunmadığı ve taşınmazların belirttikleri paylarla kendi zilyetliklerinde olduğu iddiasıyla davaya katılmışlardır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda davacı … tarafından açılan davanın feragat nedeniyle reddine, davacı …, …, … ve müdahiller …, … ve …’in davalarının kabulüne, müdahil Hazine’nin davasının reddine, çekişmeli 111 ada 133, 120 ada 129, 131 ve 133 parsel sayılı taşınmazların tespit malikleri adına tesciline, 111 ada 126 parsel sayılı taşınmazın tespitinin iptali ile toplam 160 pay üzerinden 40 payın …, 40 payın …, 12 payın Veysal oğlu …, 17’şer payın …, …, … ve … oğlu … adlarına tesciline karar verilmiş; hüküm, müdahil Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre müdahil Hazine vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak, dava 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 27. maddesi gereğince Sulh Hukuk Mahkemesinden aktarıldığına göre her ne kadar kadastro sırasında taşınmazların malik haneleri doldurulmuş ise de hukuken malik haneleri boştur. Bu nedenle taşınmazların kimin adına tescil edildiği hükümde açıkça gösterilmesi gerekirken dava konusu 111 ada 133, 120 ada 129, 131 ve 133 parsel sayılı taşınmazlar hakkında tespit malikleri adına tescile şeklinde karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, aynı Kanun’un 14/1. maddesi gereğince bir kimsenin zilyetlikle aynı çalışma alanı içinde toplam yüzölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar taşınmaz mal iktisap edebileceği göz önüne alınarak, dava konusu taşınmazların tümü yönünden lehine hüküm kurulan kişiler adına belgesizden tescil edilen taşınmaz bulunup bulunmadığı Tapu Müdürlüğü, Kadastro Müdürlüğü ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğü’nden sorulup araştırılmadan karar verilmiş olması da doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle müdahil Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde bulunduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince … ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 17.02.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.