YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/17507
KARAR NO : 2023/1937
KARAR TARİHİ : 30.03.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/69 E., 2021/165 K.
KARAR : Davanın reddine
Taraflar arasındaki vakıf üyeliği ile ödenmesi gereken prim miktarının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Dairece, Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı …’nun Türkiye İş Bankası A.Ş.’nde güvenlik görevlisi olarak çalışmaya başladığı 01.08.1982 ile emekli olduğu 01.11.2002 tarihleri arası davalı vakfa üyeliğinin ve prim borcunun tespiti istenmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın 10 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığı, Vakıf Yönetmeliği Geçici 3 üncü maddesi gereği vakıf üyeliği haklarından faydalanmak için belirtilen süre içerisinde davacının yazılı müracatının olmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEME KARARI
… Anadolu 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 26.10.2015 tarihli ve 2015/155 Esas, 2015/381 Karar sayılı kararıyla, davacının 2002 yılında emekli olduğu, 2002 yılından davanın açıldığı 28/04/2015 tarihine kadar 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesi ile davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Onama Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairenin 22.03.2018 tarihli ve 2017/5850 Esas, 2018/9865 Karar sayılı kararıyla; hükmün onanmasına karar verilmiştir.
3. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
4. Dairenin 29.11.2018 tarihli ve 2018/11348 Esas, 2018/19467 Karar sayılı kararıyla; “davacının güvenlik görevlisi olarak 01.08.1982 tarihinde Türkiye İş Bankası A.Ş’de güvenlik görevlisi olarak işe başladığı ve 01.11.2002 tarihinde emekli olduğu, … senedinin 4/b. maddesinde “Türkiye İş Bankası A.Ş.’de veya (a) şıkkında sözü edilen her iki vakıfta (Türkiye İş Bankası A.Ş. Mensupları Emekli Sandığı Vakfı veya …) gündelik veya götürü olarak çalışanlar, süreli sözleşmeliler ve Banka ve Vakıflara giriş tarihinde 45 yaşını doldurmuş olanlar vakfın yararlananı olamazlar.” hükmü getirilmiş, vakfın 30.09.2005 tarihli olağan genel kurulunda kabul edilip 01.10.2005 tarihinde yürürlüğe giren Munzam Sosyal Güvenlik Hakları Yönetmeliği’ne eklenen geçici 3 üncü madde ile, Türkiye İş Bankası A.Ş.’de koruma ve güvenlik görevlisi olarak süreli sözleşmeli çalışmış ve 01.10.2005 tarihinden önce emekli olmak üzere Bankadaki görevinden ayrılmış ve Türkiye İş Bankası A.Ş. Mensupları Emekli Sandığı Vakfından yaşlılık, malullük aylığı veya sürekli işgöremezlik geliri bağlanmış olanlara, 30.12.2005 tarihine kadar yazılı talepte bulunmak ve gereklerini tam olarak yerine getirerek yapacakları borçlanma nedeni ile tespit edilen aidatlarının tamamını 30.12.2005 tarihine kadar ödenmesi halinde vakıftan emeklilik aylığı bağlanabileceği düzenlenmiştir. Mahkemece, zamanaşımı başlangıcı olarak emeklilik tarihi esas alınmış ise de, geçici 3 üncü madde ile davacı gibi güvenlik görevlilerine borçlanma ile emekli olma hakkı getirildiğinden, bu hakka ilişkin davalarda zamanaşımı başlangıcı emeklilik tarihi değil (çünkü emeklilik tarihinde böyle bir hak mevcut değil) borçlanma hakkı getiren geçici 3.maddeye göre ödemenin yapılması için gösterilen son tarih olan 30.12.2005 tarihidir. Borçlar Kanunu’nun 146 ncı maddesine göre, bu tarihten itibaren on yıllık zamanaşımı süresi davanın açıldığı 28.04.2015 tarihi itibari ile dolmadığından, mahkemece, işin esasına girilerek Yönetmeliğin 3. maddesine göre, davacının davalı munzam vakfa müracaatı olup olmadığı, süresinde ödeme yapıp yapmadığı araştırılarak oluşacak sonuç doğrultusunda bir karar verilmesi gerekirken, davanın zamanaşımından reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden” onama kararının kaldırılarak hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozma Kararına Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, “Yönetmeliğin geçici 3 üncü Maddesi ile davacıyla aynı statüde olanlara 01.10.2005 tarihinden önce emekli olmak üzere bankadaki görevinden ayrılmış ve T.İş Bankası A.Ş. Mensupları Emekli Sandığı Vakfın’dan yaşlılık, malullük, ayni ve süreli iş görmezlik geliri bağlanmış olanlara 30/12/2005 tarihine kadar yazılı talepte bulunma ve yine bu tarihe kadar prim, aidat ve katılma payları ile ölüm yardımı aidatlarının tamamını ödemek şartıyla davalı vakıftan emeklilik aylığı bağlanması imkanı tanınmıştır. Tüm dosya kapsamından davacının 30/12/2005 tarihine kadar bu yönlü bir başvuruda bulunmadığı anlaşılmakla davacının dava dilekçesinin netice-i talep kısmında talep ettiği davalı vakfa üyeliğinin, ödemesi gereken üyelik primlerinin miktarının ve işveren prim payı miktarlarından sorumlu olmadığının tespitine ilişkin taleplerinin ayrı ayrı yasal koşulları oluşmadığı ” gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde, vakıf senedi gereği Vakıf üyeliğinin, İş Bankasında çalışmanın doğal sonucu olduğundan davacının İş Bankası çalışanı olması sebebiyle davalı vakıfın doğal üyesi olması gerektiği, Vakıf Yönetmeliği’nde 01.10.2005 tarihinde yapılan değişiklikğin kazanılmış hakları ihlal edici mahiyette ve TMK’nin dürüstlük ve iyi niyet kurallarına aykırı olduğu, davalı Vakfın Yönetmeliğine Geçici 3 üncü madde getirmek ve bu maddeye göre davacının 30.12.2005 tarihine kadar başvurması şartı ile Vakıf üyesi olması ve 5 yıldan az olmamak üzere bu süreye ilişkin tüm prim, aidat ve katılma paylarını kendisinin yine 30.12.2005 tarihine kadar vakıfa ödenmesi gibi ağır şartlara bağlandığı ve buna 3 ay hak düşürücü süre koymak suretiyle de vakıf senedine ve vakfın kuruluş amacına aykırı davranıldığı, bahsi geçen yönetmeliğin kazanılmış hakları ihlal edici mahiyette olduğu Yüksek Yargıtay Kararları ile sabit olduğu, davacının doğal üyesi olduğu vakıftan hiç bir kusuru olmadan çıkartıldığı ve davalı Vakfın, 01.10.2005 tarihli değişikliği davacıya bildirmediği, bu konuya ilişkin onlarca kesinleşmiş emsal karar olduğu açıklanarak mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı vakıf senedinde 2005 yılında yapılan değişiklik sonucu davacının vakıf üyesi olduğu ile davalı vakfa ödemesi gereken prim miktarının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 Sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’un (4721 sayılı Kanun) Vakıflara ilişkin 101 ve devamı maddeleri; 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun (5737 sayılı Kanun) 4,5 ve 6 ncı maddeleri, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 125 inci maddesi ile dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 146 ncı maddesi
3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının ONANMASINA,
59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 120,60 TL’nin temyiz eden davacıdan alınmasına,
Taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,30.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.