Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/1834 E. 2021/4834 K. 08.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1834
KARAR NO : 2021/4834
KARAR TARİHİ : 08.06.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacılar vekili, dava dilekçesinde belirttiği bağımsız bölümlerin tarafların ortak murisi adına tapuda kayıtlı olduğunu, murislerinin 23.06.2009 tarihinde vefat ettiğini, davalıların daireleri bizzat kullanarak ve kirasını alarak kullanmakta olduklarını, Gaziantep 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/1999 Esas sayılı dosyası ile ortaklığın giderilmesi davası açtıklarını belirterek, murisin ölüm tarihinden itibaren hesaplanacak ecrimisil bedelinin yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar …, …, dava konusu yerleri kendilerinin kullanmadıklarını hatta taşınmazların birinde davacıların kardeşlerinin oturduğunu, dava konusu yerlerin bedelini davacılara avukatları aracılığıyla ödediklerini beyan ederek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın kabulü ile 1.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte, ıslah edilen 6.599,00 TL’nin ıslah tarihi 14.07.2015 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte toplam 7.599,00 TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara (veraset ilamındaki hisselere göre) verilmesine karar verilmiş, hüküm davalılar …, … ve … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, paydaşlar arası ecrimisil isteğine ilişkindir.
Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu bağımsız bölümlerin tarafların ortak murisi … adına tapuda kayıtlı olduğu, murisin 23.06.2009 tarihinde vefat ettiği, Mahkemece, 20.03.2015 tarihinde yapılan keşif ve sonrasında alınan 23.05.2015 tarihli bilirkişi raporunda, dava konusu edilen dairelerin kullanımına ilişkin tespitler yapıldığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenmesini ve/veya ecrimisil isteyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir.
Yine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi ile TMK’nin 6. maddesi uyarınca herkes iddiasını ispatla mükelleftir. Bir başka ifade ile dava konusu taşınmazların davalıların kullanımında olup-olmadğını ispat külfeti davacı tarafa aittir.
Somut olayda, Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hükme yeterli olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur. Şöyle ki, davacı taraf dava dilekçesinde, tanık deliline dayanmış, Mahkemece, davacı vekilinin hazır bulunduğu, 21.10.2014 tarihli celse de, taraf vekillerine varsa tanıklarının ad, soyad ve adreslerini içeren tanık listesini vermesi için 2 haftalık kesin süre verilmiş, kesin süre içinde vermediği takdirde tanık deliline dayanmaktan vazgeçilmiş sayılacağı ihtar edilmiş, davacı tanık listesi sunmamış, dava dilekçesinde yazılı bağımsız bölümlerde kimlerin oturdukları kiracı oturuyor ise bunların kira bedellerinin kimlere ödeyip ödemediği hususunun zabıta aracılığıyla saptanmasına ilişkin davacı vekilinin talebi de ispat külfeti davacı da olduğundan reddedilmiştir. Bu durumda, Mahkemece yapılan keşif sonrası alınan bilirkişi raporunda, kabulüne karar verilen bir kısım dairelerde, kiracıların oturduğu tespit edilmiş ise de, bahsi geçen dairelerin kim tarafından kiraya verildiği, kira bedeli ve kira bedellerinin kim tarafından tahsil edildiği açıklığa kavuşmamış, başka bir deyişle, davacılar iddiasını ispatlayacak bir delil sunamamıştır. Kaldı ki, yapılan keşifte, dava konusu 5 numaralı bağımsız bölümde, mirasçı Süleyman’ın oturduğu tespit edilmiştir. O halde, dava, davacılarca, yöntemince ispatlanamadığına göre, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi yanlış olup hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davalılar …, … ve … vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 08.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.