YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1914
KARAR NO : 2021/4720
KARAR TARİHİ : 03.06.2021
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine ve karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olup hükmün davalı … vekili ile karşı davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı-karşı davalı üçüncü kişi vekili, 25.03.2014 tarihli haciz esnasında mülkiyeti müvekkiline ait olup,13.06.2013 tarihli kira sözleşmesi ile borçluya kiralanan menkullerin haczedildiğini belirterek hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı-karşı davacı alacaklı vekili, davacının dayandığı kira sözleşmesinin takip konusu borcun doğumundan sonra alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı olarak yapıldığını, yapılan tasarrufun İİK’nin 97/17. maddesi gereğince iptale tabi olduğunu belirterek, istihkak iddiasının reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuş, karşı dava olarak açtıkları tasarrufun iptali davasının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan ilk yargılama sonunda istihkak davasının kabulüne,karşı dava olarak açılan tasarrufun iptali davasının reddine, davalı-karşı davacı alacaklının kötüniyet tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmiş, karar davalı-karşı davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiş, Dairemizin 16.01.2018 tarihli ve 2015/12662 Esas, 2018/531 Karar sayılı kararı ile istihkak davası yönünden mülkiyet karinesinin borçlu ve dolayısıyla alacaklı yararına olduğu ve davada ispat yükünün davacı üçüncü kişide bulunduğu gözetilerek, taraflarca sunulan delillerin bu eksende değerlendirilmesi gerektiği; tasarrufun iptali davası yönünden ise borçluya dava dilekçesi tebliğ edilerek taraf teşkili sağlanıp yargılama yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak, asıl davada ispat yükü üzerinde olan üçüncü kişinin karinenin aksini ispatlayamadığı gerekçesiyle reddine, karşı davanın ise mahcuzlara yönelik muvazaalı tasarruf yapılmış olduğu anlaşıldığından kabulüne karar verilmiş, karar davacı-karşı davalı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dairemizin 09.06.2020 tarihli ve 2020/1252 Esas, 2020/3185 Karar sayılı kararı ile üçüncü kişinin açtığı istihkak davasında, davanın reddine karar verilmesi nedeniyle davalı – karşı davacı alacaklı vekili tarafından açılan tasarrufun iptali davasında, başlangıçta mevcut olan hukuki yararın ortadan kalktığı, Mahkemece, tasarrufun iptali davasının da hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği belirtilerek bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma sonrası üçüncü kişinin davasının reddine ilişkin karar kesinleşmiş olduğundan karar verilmesine yer olmadığına, karşı dava olarak açılan tasarrufun iptali davasında ise hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmiş ve davalı karşı davacı alacaklı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmiş , hüküm davalı- karşı davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96 ve devamı maddelerine dayalı istihkak iddiası ile alacaklının karşı dava olarak İİK’nin 97/17, 277-280. maddeleri gereğince açtığı tasarrufun iptali talebine ilişkindir.
1.Yargıtay ilamında belirtilen bozma sebepleri çerçevesinde işlem yapılmış olmasına,dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere,mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp,değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre,davalı – karşı davacı vekilinin karşı davaya yönelik aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Karşı davaya yönelik diğer temyiz itirazlarının incelenmesinde; HMK’nin 114/1-4. maddesinde hukuki yarar dava şartı olarak düzenlenmiştir. Hukuki yararın davanın açıldığı tarih itibariyle mevcut olması yeterli olmayıp dava sonuçlanıncaya ve karar kesinleşinceye kadar hukuki yararın devamı gerekir.
Somut olayda, davalı – karşı davacı alacaklı vekili tarafından açılan tasarrufun iptali davasında başlangıçta mevcut olan hukuki yarar , yapılan yargılama sonunda davacı -karşı davalı üçüncü kişinin davasının reddine karar verilmesi nedeniyle sonradan ortadan kalktığından, davalı karşı davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamışıtır. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir nitelikte görülmediğinden 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’nin 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Davalı-karşı davacı alacaklı vekilinin (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz taleplerinin reddine; (2) nolu bentte yazılı sebeplerle hüküm fıkrasının 5. bendinin hüküm fıkrasından çıkartılmasına, hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, taraflarca İİK’nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 03.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.