Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/1941 E. 2021/5490 K. 24.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1941
KARAR NO : 2021/5490
KARAR TARİHİ : 24.06.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Miras Taksim Sözleşmesi, Mirasçılar Arasında Harici Satış ve TMK’nin 713/2. Maddesine Dayalı Tapu İptali ve Tescil Olmazsa Alacak

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacılar tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacılar vekili, 576 parselin tarafların kök murisi … adına kayıtlı olduğunu, murisin 1957 yılında vefatı ile mirasçılarının 19.6.1959 tarihinde dava konusu taşınmazın da bulunduğu muris mallarını taksim ettiklerini, davalılardan … dışındaki tüm davalıların dava konusu 576 parseldeki hisselerini vekil edenlerinin murisi…’ye gayrimenkul harici satış senedi ile satıp satış bedelini aldıklarını, zilyetliğin devredildiğini, TMK’nin 713/2. maddesine göre de tarafların kök murisi …’nin 1957 yılında vefat etmesi nedeniyle o tarihten beri taşınmaza zilyet olan vekil edenlerinin murisi ve vekil edenlerinin tescil isteme hakkının doğduğunu belirterek, … dışındaki davalıların hisseleri yönünden tapunun iptali ile vekil edenleri adına miras payları oranında tesciline, bu talep yerinde görülmezse gayrimenkul satış sözleşmesindeki satış bedellerinin uyarlama kuralları gereğince şimdilik 5500 TL olarak dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile miras payları oranında vekil edenlerine ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar …, … ve … vekili; vekil edenlerinin miras hisselerini davacılar murisine satmadıklarını, kadastro tespitinden sonra 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, mirasçılar arasında TMK’nin 713. maddesinin uygulanamayacağını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Davalılardan … duruşmada alınan beyanında, miras taksim senedi ve harici satış senedindeki imzayı atıp atmadığını hatırlayamadığını beyan etmiş, davalı … ise miras taksim senedi ve harici satış senedindeki imzaların kendisine ait olmadığını beyan etmiştir.
Davalılardan…, annesi olan …’in dava konusu taşınmazı davacılar murisine devrettiğini ve açılan davayı kabul ettiğini beyan etmiştir.
Mahkemece ilk olarak, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 576 parsel sayılı taşınmazda 5796/12096 paya ait tapu kaydının iptali ile davacılar …, …, … adına 1/3’er oranında ayrı ayrı tesciline, … adına açılan tapu iptali tescil davasının reddine ancak bilirkişi raporlarında belirlenen 57.874,14 TL nin davalı …’den ıslah tarihi olan 25.05.2015 tarihinden itibaren isleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacılara 1/3’er miras payları oranında verilmesine, … aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalılar…, … vekili ve davalılar … mirasçıları tarafından temyiz edilmiş ve Dairemizin 08.11.2018 tarih ve 2018/12664 Esas, 2018/18385 Karar sayılı kararıyla “Somut olayda; elbirliği mülkiyetine tabi taşınmazın 31.07.1964 tarihinde mirasçılardan …’nin diğer mirasçı…’ye, onun da 23.05.1964, tarihinde mirasçı sıfatı olmayan … …’e miras payını sattığı, … …’in satın aldığı bu hisseyi 08.09.1965 tarihinde davacılar murisi…’ye sattığı anlaşılmıştır. Elbirliği mülkiyetinde mirasçı olmayan bir kişi ile mirasçı arasında yapılan bu şekildeki satış geçerli olmadığından ve kimse sahip olmadığı bir hakkı başkasına devredemeyeceğinden davalılardan …’nin önce mirasçı…’ye, ardından mirasçı olmayan dava dışı …’e ve … tarafından da davacılar murisi…’ye satılan payı davacılar murisine intikal etmemiştir. Bu nedenle mahkemece davalılardan … aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabulü doğru olmamıştır.
Dava konusu taşınmazdaki davalı … hissesinin 14.01.1970 tarihli adi senetle davacılar murisine satıldığı iddia edilmiş ise de; dosyada bulunan Adli Tıp Kurumu ve Kriminal Raporu’na göre belgedeki imzanın davalı …’ye ait olduğu kesin ve net olarak belirlenemediğinden satış geçersiz olup, somut olayda TMK’nin 677. maddesinin uygulanma imkanı da yoktur. O halde mahkemece davalı … aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Ne var ki davalı …’nin miras payını davacıların yakın murisine sattığı ve bedelini de aldığı yukarıda belirtilen gerekçelerle kanıtlanamadığından alacağa ilişkin istemin de reddine karar verilmesi gerekirken usul ve yasaya ve dosya içeriğine uygun düşmeyen şekilde davalı … aleyhine alacağa hükmedilmesi doğru değildir.
Kabule göre de; hüküm fıkrasında mirasçı …’in miras payı, davacı payına eklenmek suretiyle bu payın iptali ile davacı ve davalılar … ve … adlarına elbirliği mülkiyeti şeklinde tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır” şeklindeki gerekçe ile bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyma kararı verilerek devam eden yargılama neticesinde davanın reddine karar verilmiş olup; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; miras taksim sözleşmesine, mirasçılar arasındaki harici satışa ve TMK’nin 713/2. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tazminat istemine ilişkindir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, Mahkemece bozma gereklerine uygun biçimde hüküm verildiğine göre davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2. Vermiş olduğu bir hüküm Yargıtay tarafından bozulan ve Yargıtayın bu bozma kararına gerek iradi ve gerekse kanuni şekilde uymuş olan hukuk mahkemesi, bozma kararı doğrultusunda inceleme yapmak ve hüküm vermek zorundadır. Mahkeme, bozma kararından dönerek direnme kararı veremeyeceği gibi, hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan bölümleri hakkında da yeni bir hüküm kuramaz. Bu müesseseye “usuli müktesep hak” veya “usule ilişkin kazanılmış hak” denir. Açıkça bozmaya uyulmasına karar verilmesiyle, taraflardan birisi yararına usule ilişkin kazanılmış hak doğar. Bundan sonra mahkemenin yapacağı iş, bozma kararı uyarınca ve o doğrultuda işlem yapmak ve gerekli kararı vermekten ibarettir.
Somut olayda bozulan ilk hükmün … mirasçıları tarafından temyiz edilmediği ve dolayısıyla bu yönden davacılar yararına usuli kazanılmış hak oluştuğu göz ardı edilerek hüküm kurulmuştur.
Öte yandan; uyulan bozma ilamında davalı … ve …’ye ilişkin verilen kabul kararları yönünden bozma yapıldığı, …’in payına yönelik verilen kabul kararı yönünden bozma yapılmadığı, adı geçen yönünden sadece hüküm şekli açısından açıklama yapıldığı halde davanın tümden reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının (1) nolu bentte yazılı nedenlerle reddine, davacılar vekilinin temyiz itirazı (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 24.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.