Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/1988 E. 2021/5247 K. 17.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1988
KARAR NO : 2021/5247
KARAR TARİHİ : 17.06.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı, 190 parsel sayılı taşınmazda davalı ve dava dışı kişilerle birlikte paydaş olduğunu, ancak sahibi olduğu bu hisseyi davalı kardeşinin 15-20 yıldır ekip biçtiğini, kendisinin kullanımına izin vermediğini, herhangi bir kira bedeli de ödemediğini ileri sürüp elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemiştir.
Davalı, taşınmazın paydaşlarından biri olduğunu, intifadan men şartının gerçekleşmediğini, taşınmaz içindeki Hazine’ye ait kısmı işlediğini, diğer paydaşların payına tecavüz etmediğini bildirip, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, ilk olarak davanın reddine ilişkin verilen karar Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nce “ paydaşlar arasında tüm paydaşları bağlayan özel bir parselasyon yada kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise dava konusu yerlerin hangi paydaşın payına özgülendiğinin açıklığa kavuşturulması, bu tür bir kullanım biçimi oluşmamış ise uyuşmazlığın paylı mülkiyet hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda mahkemece, davacının sorununu elatmanın önlenmesi davası ile değil kesin sonuç getiren taksim veya şuyuun satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Akabinde mahkemece tekrar davanın reddine ilişkin verilen karar Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nce “çekişmeli taşınmazın tamamını kapsayacak şekilde araştırma ve inceleme yapılması, paydaşlar arasında tüm paydaşları bağlayan özel bir parselasyon ya da kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise dava konusu yerlerin hangi paydaşın payına özgülendiğinin açıklığa kavuşturulması, bu tür bir kullanım biçimi oluşmamış ise uyuşmazlığın paylı mülkiyet hükümlerine göre çözümlenmesi, uyuşmazlığın çözümü sırasında taşınmazda davacının kullanabileceği boş bir yer bulunup bulunmadığının da dikkate alınması gerekirken eksik araştırma ile yetinilerek yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması doğru değildir” şeklindeki gerekçe ile bozulmuş ve mahkemece bozmaya uyularak devam eden yargılama neticesinde davanın reddine karar verilmiş olup; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, paydaşlar arasında elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; çekişme konusu 190 parsel sayılı tarla vasıflı taşınmazda davacı ve davalı …’in paydaş oldukları, davacı ve davalı dışında taşınmazda başka paydaşların da bulunduğu, mahkeme kararı ile taşınmazdaki elbirliği mülkiyetinin müşterek mülkiyete çevrildiği anlaşılmıştır.
Öncelikle ve önemle belirtmek gerekir ki; mahkemenin bozma ilamına uymasıyla birlikte, bozma ilamı lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak doğar ve mahkeme de bozma ilamı gereklerini tam olarak yerine getirme yükümlülüğü altına girer. Ne var ki; eldeki olayda Mahkemenin uyulmasına karar verdiği bozma ilamının gereklerini tam olarak yerine getirdiğini söyleyebilme imkanı yoktur. Şöyle ki; mahkemece yapılan bozmalar öncesi ve sonrası yapılan tüm uygulama sonucunda da çekişme konusu taşınmazda yalnız davalı tarafından kullanılan yerlerin belirlendiği, taşınmazın diğer kısımlarını kimin kullandığının belirlenmediği, tanıklar ve mahalli bilirkişilerce davacının taşınmazda kullandığı bir yerin olmadığının ifade edildiği ancak taşınmazda davacının kullanabileceği bir yer bulunup bulunmadığı hususunun araştırılmadığı anlaşılmaktadır. O halde; bozma ilamına uyulduğu halde bozma gerekleri yerine getirilmeden, davacının taşınmazda az veya çok kullanabileceği bir yer olup olmadığı hususu araştırılmadan eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda yazılı nedenlerle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.