YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/2082
KARAR NO : 2021/5108
KARAR TARİHİ : 15.06.2021
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı üçüncü kişi vekili, hacze konu mahcuzun müvekkili şirkete ait olduğunu, dava dışı şirketten satın alındığını, borçlu ile ilgisi bulunmadığını belirterek, istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece yapılan ilk yargılama sonucunda, davanın kabulüne ilişkin verilen karar, davalı alacaklı vekili ve tazminat yönünden de davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiş, Dairemizin 17.12.2019 tarihli ve 2016/18305 Esas, 2019/11399 Karar sayılı ilamı ile,hüküm fıkrasında kendi içinde çelişki oluşturacak ibarelere yer verildiği, ayrıca gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratıldığı anlaşıldığından Mahkemece, hüküm ve gerekçe çelişkisi yaratılmadan, HMK’nin 297. maddesine uygun biçimde, gerekli unsurları içeren bir karar verilmesi için hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece, haciz adresinin borçlu şirketin ticaret siciline kayıtlı adresi olmadığı, ödeme emrinin tebliğ edildiği adreste de olmadığı, haczin borçlu huzurunda da yapılmadığı, kanuni karinenin aksini ispat etme külfetinin davalı alacaklıda olduğu, alacaklı taraf mahcuzu ithal ettiğine dair fatura sunduğu, üçüncü kişinin dayandığı faturadaki makinenin ise hacze konu makine olduğu hususunun ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karar davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan inceleme ve araştırma karar vermeye yeterli değildir. Davacı üçüncü kişi, dava konusu mahcuzu dava dışı firmadan satın aldığını iddia ederken, davalı alacaklı dava konusu mahcuzu borçluya sattığını savunmuştur. Her iki taraf da delil olarak fatura sunmuş ise de haciz tutanağında mahcuzun ayırdedici özelliğine yer verilmediği görülmüştür. Bu nedenle; öncelikle dava konusu mahcuzun bulunduğu yerde keşif yapılarak mahcuzun seri numarası vb ayırdedici özelliklerinin belirlenmesi, ondan sonra davacı üçüncü kişi, alacaklı ve borçlunun tutması zorunlu ticari defterlerinin getirtilerek, defterlerin usulüne uygun tutulup tutulmadığı, açılış ve kapanış tasdiklerinin yapılıp yapılmadığı hususlarının da dikkate alınarak, makine mühendisi ve mali müşavir bilirkişilerden oluşacak bilirkişi heyetine inceleme yaptırılmak sureti ile haczedilen mahcuzun tarafların dayandığı faturalarda belirtilen makine olup olmadığı, bu faturanın tarafların ticari defterlerine işlenip işlenmediği, borçlu ile alacaklı arasında ticari ilişki olup olmadığı hususlarının yapılan ödemeler, vergi ve banka kayıtları da dikkate alınarak açıklığa kavuşturulması, bu doğrultuda elde edilen bilgilerin dosyada bulunan diğer delillerle birlikte değerlendirilerek, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucu karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nin 366. ve HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK’nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 15.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.