YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/2357
KARAR NO : 2021/5158
KARAR TARİHİ : 16.06.2021
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ : Eskişehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Eskişehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 13.07.2017 tarihli ve 2015/1934 Esas, 2017/449 Karar sayılı kararıyla davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermiş olup, bu kez davacı vekili ile katılma yoluyla davalı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, dava konusu 7957 ada 19 parsel nolu taşınmazdaki A blok zemin kat 2 nolu evin davacıya ait olduğunu, davacı ile davalının 08.09.2015 tarihinde boşandıklarını ve kararın kesinleştiğini, bu tarihten sonra haksız ihlalin bulunduğunu, davalıya 12.11.2015 tarihinde ihtar da çekildiğini sonuçsuz kaldığını, bu nedenle davalının müdahalesinin men’i ile taşınmazdan tahliyesini, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 1600 TL ecrimisilin yasal faizi ile boşanma davasının kesinleşmesinden itibaren faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili; davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; men’i müdahale talebinin kabulü ile, davalının 7957 ada 19 parsel A Blok zemin kat 2 nolu bağımsız bölüme müdahalesinin men’ine, ecrimisil isteminin kısmen kabulü ile, 1.133,33 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nce istinaf başvurusunun kabulüne İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına elatmanın önlenmesi talebi yönünden davanın kabulüne, ecrimisil talebi yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Bu defa davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz etmiştir.
Dava; elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir.
1. Davacı vekilinin temyiz talebinin incelenmesinde; 6100 sayılı HMK’nin 362. maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin temyiz olunamayan kararları düzenlenmiş, aynı maddenin 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 42. maddesiyle değişik 1/a bendinde de “Miktar veya değeri kırkbin Türk lirasını (bu tutar dahil) geçmeyen davalara ilişkin kararlar” hükmüne yer verilmiş; anılan 40.000,00 TL’lik kesinlik sınırı 2017 yılı itibarıyla 41.530,00 TL olarak uygulanmaya başlamıştır.
Öte yandan, temyiz kesinlik sınırı içinde kalması nedeniyle temyiz kabiliyeti olmayan kararlara karşı temyiz isteği yönünden mahkemece bir karar verilebileceği gibi 01.06.1990 tarihli ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay tarafından da bir karar verilebilir.
Somut olaya gelince, temyize sadece ecrimisil alacağı ve davalı lehine yüklenen vekalet ücreti konu edilmiş olup davacı lehine mahkemece 1133,33 TL ecrimisile hükmedilmiş ,davacı tarafından bu miktar istinaf edilmemişse de davalı tarafın istinaf talebi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davacı lehine verilen bu 1133,33 TL ecrimisil miktarı yönünden davanın reddine karar verilmiş ve davalı lehine de 1600 TL vekalet ücretine hükmedilmiştir. Görüldüğü üzere temyize konu reddedilen ecrimisil miktarı ve davalı lehine verilen vekalet ücreti miktarı 2017 yılı itibarıyla temyiz kesinlik sınırı olan 41.530,00 TL’nin altında kalmıştır. O halde 6100 sayılı HMK’nin 362. maddesi uyarınca 2017 yılı itibariyle miktar ve değeri 41.530,00 TL’yi geçmeyen Bölge Adliye Mahkemesi kararları kesin olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinin reddi gerekmiştir.
2. Katılma yoluyla temyiz eden davalı vekilinin temyiz talebine gelince; 6100 sayılı HMK’nin 348. maddesinin 1. fıkrasında “İstinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile vereceği cevap dilkeçesi ile istinaf yoluna başvurabilir.İstinaf yoluna asıl başvuran taraf buna karşı 2 hafta içinde cevap verebilir.” hükmü ile yine aynı kanunun 366. maddesinde “Bu kanunun istinaf yolu ile ilgili 342 ila 349 ve 352’nci maddeleri hükümleri temyizde de kıyas yoluyla uygulanır” hükmü düzenlenmiştir. O halde davalı vekilinin temyiz itirazları ancak süresinde temyizde bulunan davacı vekilinin temyizi halinde incelenebilecek olup davacı vekilinin temyiz dilekçesi az yukarıda da açıklandığı üzere değerden reddedildiğine göre davalı vekilinin katılma yoluyla temyizine dayanak bir dilekçe kalmadığından davalı vekilinin katılma yoluyla verdiği temyiz dilekçesinin de reddi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin, 6100 sayılı HMK’nin 362. maddesi uyarınca 2017 yılı itibariyle miktar ve değeri 41.530,00 TL’yi geçmeyen Bölge Adliye Mahkemesi kararları kesin olduğundan değerden REDDİNE, yine yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin katılma yoluyla verdiği temyiz dilekçesinin ise 6100 sayılı HMK’nin 348. maddesinin 1. fıkrası ve 366. maddesi uyarınca REDDİNE, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 16.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.