YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/263
KARAR NO : 2021/1885
KARAR TARİHİ : 04.03.2021
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı üçüncü kişi vekili ile davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı üçüncü kişi vekili, müvekkiline ait olan harman makinesi ve giyotinin haczedildiğini, mahcuzların dava dışı firmalardan satın alındığına ilişkin fatura sunarak istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, tanık anlatımları ve bilirkişi raporu uyarınca mahcuzların üçüncü kişiye ait olduğunun ispatlandığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dairemizin 10.04.2019 tarihli ve 2019/333 Esas, 2019/3966 Karar sayılı ilamı ile dava konusu haciz her ne kadar borçluya ödeme emrinin tebliğ edildiği adresten farklı bir adreste gerçekleştirilmiş ise de, mahcuzların ilk defa, borçluya ödeme emrinin tebliğ edildiği adreste, borçlunun huzurunda 27.12.2011 tarihinde haczedildiği ve borçluya yediemin olarak bırakıldığı, borçlunun takip dosyasına sunduğu 05.11.2012 tarihli dilekçe ile mahcuzları dava dışı …’ya ait adrese taşıdığını,taşınma esnasında etiketlerinin söküldüğünü beyan ettiği, borçlunun bildirdiği adrese gidildiğinde, mahcuzların bulunamadığı, dava konusu haciz esnasında öncesinde borçlu elinde haczedilen iki adet makinenin tespit edilerek haczedildiği, tüm bunlardan ayrı olarak, aynı adrese 24.09.2013 tarihinde muhafaza işlemi için gidildiği, İİK’nin 8. maddesi uyarınca aksi ispat edilene kadar muteber olan haciz tutanağı içeriğine göre borçlunun muhafaza işlemi esnasında haciz adresinde hazır olması nedeniyle İİK’nin 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesinin borçlu dolayısıyla alacaklı yararına olduğu kabul edilerek karinenin aksinin davacı üçüncü kişi tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerektiği, davalı üçüncü kişinin dayandığı, borcun doğum tarihinden sonra düzenlenen ve ayırt edici özelliği bulunmayan faturaların ise mülkiyet karinesinin aksini ispata yeterli kabul edilemeyeceği bu nedenle davanın reddi gerekirken kabulünün doğru olmadığı gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamada davanın reddine karar verilmiş,hüküm davacı üçüncü kişi ve davalı alacaklı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
1. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere,mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; istihkak davalarında davanın esasına yönelik karar verildiği hallerde karar tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hacizli malların değeri ile alacak miktarından hangisi az ise onun üzerinden hesaplanacak nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekir. Bununla birlikte dava değeri, harçlandırılan değer olup, vekalet ücretinin de harcı tamamlanan bu değer üzerinden hesaplanması gerekir. Somut olayda davacı alacak tutarından az olan mahcuz değeri (52.000,00 TL) üzerinden harç yatırarak dava açmıştır. Mahkemece davanın esasına yönelik karar verildiğine göre, karar tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı alacaklı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmiş olması doğru olmamıştır.
Ne var ki belirtilen bu yanlışlığın giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden, 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’un 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının 3. bendindeki “1.130,00 TL vekalet ücretinin” ibaresinin çıkartılarak yerine “karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 7.560,00 TL nispi vekalet ücretinin” ibaresi yazılmak suretiyle düzeltilmesine, hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, taraflarca İİK’nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya iadesine, 54,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 4,90 TL’nin temyiz eden davacı üçüncü kişiden alınmasına, 04.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.