Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/3345 E. 2022/7941 K. 12.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3345
KARAR NO : 2022/7941
KARAR TARİHİ : 12.10.2022

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kadastro Tespitine İtiraz

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davacı Hazinenin davasının reddine, davacı …’in ve … Ağaç İşleri Küçük Sanayi Sitesi Yapı Kooperatifinin davasının kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R
1991 yılında yapılan kadastro sırasında Adana İli … İlçesi… Köyü çalışma alanında bulunan 542 parsel sayılı 50.200,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydı nedeni ile … ve müşterekleri adına tespit ve tescil edilmiştir.
Davacı Hazine tapu kaydına, S.S. … ise, tapu kaydına, satış vaadi sözleşmesi ve kazandırıcı zaman aşımı zilyetliğine dayanarak Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmıştır.
Asliye Hukuk Mahkemesince dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonucunda davacı Hazine’nin davasının reddine, davacı S.S. …’nin davasının ise kabulüne, çekişmeli 542 parsel sayılı taşınmazın davalılara ait 240/280 payının iptali ile bu payın S.S. … adına tesciline karar verilmiş, iş bu kararın davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 09.04.2002 tarihli ve 2002/1690 Esas, 2002/2775 Karar sayılı ilamı ile; “… çekişmeli 542 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin 5602 Sayılı Tapulama Kanunu hükümleri uyarınca 15.11.1951 tarihinde yapıldığı ve tutanak düzenlendiği, taşınmazın miktarının ise 15.400,00 m2 olarak saptanıp, Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1947/964 Esas sayılı dava dosyasında ihtilaflı olduğunun tespit edildiği, diğer yandan tutanak aslının ise … Kadastro Mahkemesinin 1953/61 Esas, 1953/433 Karar sayılı dosyası içerisinde bulunduğunun belirlendiği, 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun 22/1. maddesi gereğince kadastrosu ya da tapulaması yapılmış olan yerlerin yeniden kadastrosunun yapılamayacağı ve bu gibi yerler ikinci bir defa kadastroya tabi tutulmuşsa ikinci kadastrosunun bütün sonuçları ile hükümsüz kalacağı, dolayısı ile 08.05.1991 tarihinde yapılan kadastronun ve tutanağın yok hükmünde olduğu, ayrıca 1951 yılında yapılan kadastro tespiti sırasında taşınmazın aynının uyuşmazlık konusu olduğu belirtildiğinden, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 30/2. maddesine göre taşınmazın geometrik ve hukuki durumunun kadastro hakimi tarafından belirlenmesi ve sicil oluşturmasının zorunlu olduğu açıklanarak görevsizlik kararı verilmesi…” gereğine değinilerek karar bozulmuş ve dava dosyası Kadastro Mahkemesine devredilmiştir.
Kadastro Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davacı Hazine’nin davasının reddine, çekişmeli 542 parsel sayılı taşınmazın 08.05.1991 tarihinde yapılan kadastro tespitinin iptaline, 542 numaralı parsel sayılı taşınmazın 15.11.1951 tarihli kadastro tespitinin iptaline ilişkin … Kadastro Mahkemesinin 1953/26 Esas, 1957/326 Karar sayılı ilamı ile karar verilmiş olduğundan karar verilmesine yer olmadığına, … Kadastro Mahkemesinin 1953/26 Esas, 1957/326 Karar sayılı ilamı ile tescil hükmü kurulmadığından; davacı …’in davasının ve davacı S.S. … Ağaç İşleri Yapı Kooperatifi’nin davasının kabulüne, dava konusu 542 parsel sayılı 50.200,00 m² yüzölçümündeki taşınmazın 24/288 payının …, 8/288’er payının …, …., … ve …, 240/288 payının ise S.S. … Ağaç İşleri Yapı Kooperatifi adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, aynı günlü maddi hatanın düzeltilmesine ilişkin şerh ile …, …..,, … ve … payları 6/288 olarak düzeltilmiş, S.S. …’nin talebi üzerine ise 27.01.2016 tarihli ek karar ile; hüküm fıkrasının tescile ilişkin 3. fıkrasının (b) bendinin çekişmeli taşınmazın 24/288 payının …, 6/288’er payının …, …, …, …, 240/288 payının ise S.S. … Ağaç İşleri Yapı Kooperatifi adına tapuya kayıt ve tesciline şeklinde tavzihine karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli 542 parsel sayılı taşınmazın 17.06.1945 tarihli ve 1770 sıra numaralı tapu kaydına istinaden …kızı … adına tespit gördüğü, tespite Hazine ve Musa Yürüktümen tarafından itiraz edildiği, … Tapulama Mahkemesi’nin 16.08.1957 tarihli ve 1953/26 Esas 1957/326 Karar sayılı ilamı ile dava konusu 542 parsel sayılı taşınmaz ile dava dışı 504, 505, 506, 507, 508, 511, 516, 543, 652 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin olarak yapılan yargılama sonucunda dava konusu 542 parsel sayılı taşınmazın tespitinin iptaline karar verildiği, iş bu kararın davacı Hazine ve Musa Yürüktümen tarafından temyiz edildiği ancak 542 parsel sayılı taşınmaz temyize konu olmadığından Yargıtay 7. Hukuk Dairesi Başkanlığınca bu taşınmaza yönelik bir karar verilmediği, taşınmazın … Tapulama Mahkemesi’nin 1953/26 Esas, 1957/326 Karar sayılı ilamı ile tespitinin iptaline yönelik karara tespit maliki …tarafından itirazda bulunmadığından iş bu kararın …yönünden kesinleştiği, davacı Hazine yönünden ise taşınmazın Hazine’nin tutunduğu tapu kaydının kapsamında kalmadığı, davacı …’in ve davacı S.S. …’nin davasının ise ispatlandığı gerekçeleri ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme karar vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Şöyle ki, hükmüne uyulan bozma ilamında sözü edilen 542 parsel sayılı taşınmazın 15.11.1951 tarihindeki tespitine ilişkin kadastro tespit tutanağı ile gerek eldeki dosya kapsamından gerekse de bozma ilamı içeriğinden eldeki taşınmaza yönelik olarak S.S. … tarafından açılıp eldeki dava dosyası ile birleştirildiği anlaşılan … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1995/174 Esas sayılı dava dosyası dosya arasında bulunmadığı gibi, diğer taraftan bozma ilamı içeriğinde taşınmazın “davalı” olduğu belirtilen Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1947/964 Esas sayılı dosyasının akıbeti araştırılıp, dosya arasına alınmamış, çekişmeli 542 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümü 1951 yılında yapılan kadastro tespitinde 15.400,00 m2 olarak, 1991 yılında yapılan kadastro tespitinde ise 50.200,00 m2 olarak belirlendiği ve ikinci kadastro tespiti iptal edildiği halde hangi nedenle taşınmazın yüzölçümü olarak hükme 50.200,00 m2’nin esas alındığı tartışılıp değerlendirilmediği gibi, bu husus üzerinde önemle durularak gerek 1951 yılında yapılan kadastro tespitine ilişkin gerekse de 1991 yılında yapılan kadastro tespitine ilişkin pafta örnekleri getirtilip, çekişmeli taşınmaza ilişkin önceki tarihli teknik bilirkişi raporlarını da göz önünde bulundurmak sureti ile rapor alınmamış, bu yolla taşınmazın hukuki durumu ve yüzölçümü tereddüte mahal bırakmayacak şekilde tayin ve tespit edilmemiştir.
Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez.
Hal böyle olunca, Mahkemece, çekişmeli 542 parsel sayılı taşınmazın 15.11.1951 tarihindeki tespitine ilişkin kadastro tespit tutanağı aslı ile … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1995/174 Esas ve Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1947/964 Esas sayılı dava dosyaları titizlikle araştırılarak dosya arasına celbedilmeli, yine çekişmeli 542 parsel sayılı taşınmazın 1951 ve 1991 tarihli tespitlerine ilişkin pafta örnekleri getirtilerek dosya ikmal edilmeli, bundan sonra gerek taşınmazın pafta örnekleri gerekse de dosya kapsamındaki tüm bilirkişi raporlarını karşılaştırır şekilde teknik bilirkişiden rapor alınmalı, rapor içeriğinde taşınmazın pafta örnekleri ve bilirkişi raporlarındaki durumu çakıştırılır şekilde gösterilmeli, bu yolla taşınmazın hukuki durumu ve yüzölçümü kesin olarak belirlenmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek ve usuli müktesep haklarda göz önünde bulundurulmak suretiyle sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde bulunduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 12.10.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.