Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/3756 E. 2022/7152 K. 19.09.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3756
KARAR NO : 2022/7152
KARAR TARİHİ : 19.09.2022

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Uygulama Kadastrosuna İtiraz

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, asıl davanın kabulüne, birleşen davanın usulden reddine karar verilmiş olup, hükmün davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Mahkemenin verdiği önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, bozma ilamında özetle; “Mahkemece; kadastro tespit davalarında husumetin, aleyhine tespit yapılan taşınmaz maliklerine karşı yöneltilmesi gerektiği halde taşınmaza komşu durumda bulunan taşınmazların davalı … adına kayıtlı olmadığı ve davacının taşınmazının yüzölçümünün eksildiğini ileri sürdüğü 1417 ada 5 parsel sayılı taşınmazın maliklerinden yalnızca birinin diğer malikler adına dava açamayacağı gerekçesi ile davanın reddine dair yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de; verilen kararın usul ve yasaya uygun olmadığı, davaya konu eski 1492, yeni 1417 ada 5 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydından taşınmazda davacının tam paylı malik olmadığı, müşterek mülkiyet şeklinde davacı dışında başka paydaşların da bulunduğu, davanın niteliği itibariyle, dava sonucundan müşterek maliklerin tamamının hukukunun etkilenecek olması nedeniyle diğer paydaşların da davaya katılımının sağlanmasının zorunlu olduğu, ne var ki; mahkemece davacı tarafa diğer paydaşların katılımını sağlaması için süre ve imkan tanınmadığı, diğer taraftan davacının yüzölçümü miktarının eksildiğini ileri sürdüğü taşınmaza güney yönden komşu durumda bulunan eski 1439, yeni 1417 ada 13 parsel sayılı taşınmaz … adına kayıtlı olup, husumet eksikliğinin de bulunmadığı, hal böyle olunca; mahkemece, davacı tarafa diğer paydaşların davaya katılımını sağlaması için süre ve imkan tanınması gereğine değinilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra yapılan yargılama sonucunda; asıl dava yönünden; davacı ve dahili davacıların davasının kabulüne, dava konusu olan davacı ve dahili davacılara ait olan 1417 ada 5 parsel ve davalı … Belediyesine ait 1417 ada 13 parsel sayılı taşınmaza hakkında düzenlenen 13.04.2015 tarihli ve 2015/11 Karar sayılı kadastro komisyon tutanağının iptaline, 07.11.2019 tarihli ve 11.07.2019 havale tarihli Harita Yüksek Mühendisi … …. tarafından hazırlanan fen bilirkişi teknik raporunun sayfa:6 şekil:5’te C harfi ile gösterilen 4.562,901 m2 kısmın dava konusu 1417 ada 13 parsel nolu taşınmazdan ifrazı ile 1417 ada 5 parsel nolu taşınmaza eklenmek suretiyle 1417 ada 5 parsel nolu taşınmazın 17.294,568 m2 olarak tapuya tespit ve tesciline, 1417 ada 13 parsel sayılı taşınmazın ise C harfi ile gösterilen kısmın ifrazının ardından bakiye kalan 4.598,298 m2 olarak tapuya tespit ve tesciline, birleşen dosya olan 2016/10 Esas sayılı dava dosyası yönünden; davacının davasının 6100 sayılı HMK’nin 2. maddesi, 114/1-c maddesi ve 115/2 maddesi gereği görevsizlik nedeniyle usulden reddine, görevli mahkemenin Kars 2. Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna karar verilmiş olup; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 22/a maddesi gereğince yapılan uygulama kadastrosuna itiraz davasıdır.
Uygulama kadastrosu yapılırken öncelikle zeminde bulunan ve tesis kadastrosu tarihinde mevcut olan sabit nokta ve sınırlardan, aynı döneme ya da yöreye ait farklı amaçlarla üretilmiş haritalar ile benzeri verilerden yararlanılarak yapılan teknik çalışmalarla, tesis kadastrosuna ait pafta haritaları ortofoto üzerine işlenmekte; haritanın zemine uygun olmaması halinde farklılıkların nerelerden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı tespit edilip varsa hatalar yöntemine uygun şekilde giderilmekte, düzenlenen ada raporu ile yapılan teknik çalışmalar ve gerekçeleri açıklanmakta; bundan sonra yönetmelikte açıklanan ilkeler çerçevesinde taşınmazların bütün sınırları tek tek değerlendirmeye tabi tutularak ilk tesis kadastrosu sırasındaki gerçek fiili duruma ulaşılmaya çalışılarak, uygulama tutanağı düzenlenmekte ve uygulama kadastrosu haritaları üretilmektedir. İşte, uygulama kadastrosuna itiraz davaları, uygulama kadastrosu faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yönelik davalardır. Bu nedenle Mahkemelerce, uygulama faaliyetine eş değer ve amaca uygun bir araştırma yapılması zorunludur.
Uygulama kadastrosunun amacı, tapulama, kadastro veya değişiklik işlemlerine ilişkin; sınırlandırma, ölçü, çizim (tersimat) ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermektir. Uygulama kadastrosuna itiraz davaları, kadastro faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yöneliktir.
Somut olayda, davacının paylı malik olduğu 1417 ada 5 parsel sayılı taşınmazın öncesi 1492 parsel olup ilk tesis kadastrosunda tescil harici bırakılmışken Kars 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 29.12.1981 tarihli ve 1979/410 Esas, 1981/559 Karar sayılı ilamı ile hükmen tescil edilmiştir. Dava konusu 1417 ada 13 parsel sayılı taşınmaz da hükmen tescil edilmiştir.
Kadastro Kanunu 22/a maddesi tapulama, kadastro veya değişik işlemlere ilişkin sınırlandırma ölçü çizim ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermek üzere uygulama niteliğini kaybeden, teknik nedenlerle yetersiz kalan, eksikliği görülen veya zemindeki sınırları gerçeğe uygun göstermediği tespit edilen kadastro haritalarının tekrar düzenlenmesi ve tapu sicilinde gerekli düzeltmelerin sağlanması amacıyla yapılmaktadır. Uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağı göz önünde bulundurulmalıdır. Mahkemece dava konusu 1417 ada 13 parsel sayılı ve 1417 ada 5 parsel sayılı taşınmazın uygulama komisyon tespitinin iptaline karar verilmiş olması doğru ise de hükmün fıkrasının c bendinde “07.11.2019 tarihli ve 11.07.2019 havale tarihli Harita Yüksek Mühendisi … İlhan tarafından hazırlanan fen bilirkişi teknik raporunun sayfa:6 şekil:5’te C harfi ile gösterilen 4.562,901 m2 kısmın dava konusu 1417 ada 13 parsel nolu taşınmazdan ifrazı ile 1417 ada 5 parsel nolu taşınmaza eklenmek suretiyle 1417 ada 5 parsel nolu taşınmazın 17.294,568 m2 olarak tapuya tespit ve tesciline, 1417 ada 13 parsel sayılı taşınmazın ise C harfi ile gösterilen kısmın ifrazının ardından bakiye kalan 4.598,298 m2 olarak tapuya tespit ve tesciline” denilerek, mülkiyete yönelik tapu iptal ve tescil kararı verilmesi doğru olmamıştır.
Hal böyle olunca; 3402 sayılı Kanun’un 22/a maddesinin 1. fıkrasının A bendinde “Evvelce tespit, tescil veya sınırlandırma suretiyle kadastro veya tapulaması yapılmış olan yerlerin yeniden kadastrosu yapılmaz hükmü gereğince dava konusu 1417 ada 13 parsel sayılı ve 1417 ada 5 parsel sayılı taşınmazın kadastro komisyon tespitinin iptaline karar verilmesi doğru olmakla birlikte ne var ki tescil davasında belirtilen rapordaki kroki esas alınması gerekirken hükmün mülkiyete yönelik tescil şeklinde kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Davalı … vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan sebeple yerinde olduğundan kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz eden davalıya iadesine, 19.09.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.