YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4049
KARAR NO : 2022/2453
KARAR TARİHİ : 17.03.2022
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Kullanım Şerhine İtiraza İlişkin
Taraflar arasında … Kadastro Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olup, davacı vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiş, temyiz dilekçesi Bölge Adliye Mahkemesi tarafından ek kararla ret edilmiş, bu kez bu ek karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
… İli … İlçesi … Mahallesi 1736 ada 1 parsel sayılı, 921,72 m² yüz ölçümündeki taşınmaz, 3303 sayılı Kanunu’nun ek-1. maddesi kapsamında yapılan kadastro çalışmaları sırasında beyanlar hanesine, ”3303 sayılı Yasa’nın 3. maddesi gereğince İdarenin ve ruhsat sahiplerinin maden arama ve işletme faaliyetlerine müdahale edilemeyeceği ve bundan doğacak zararlarda mülkiyet hakkına dayanılarak bir hak ve tazminat iddiasında bulunulamayacağı, kamu yararı ve ülke güvenliği açısından yabancı uyruklu gerçek kişiler ile kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip yabancı şirketlerince iktisap ve sınırlı ayni hak tesis edilemeyeceği ve taşınmazın 14.11.1999 tarihinden evvel olmak üzere 14.11.1999 tarihinden evvel olmak üzere … oğlu …’in kullanımında olduğu” şerhi verilerek, bahçe niteliğinde Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.
Davacı Hazine vekili , 3303 sayılı Kanun kapsamında yapılan kadastro çalışmaları sırasında davalı adına kullanıcı tespiti yapılarak Hazine adına bahçe niteliği ile tespit edilen taşınmazdaki 621,72 m²’si üzerindeki hak sahipliğine ilişkin kadastro tespitinin iptaline iptali istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine, çekişmeli taşınmazın üzerindeki ölü … adına olan şerh kaldırılarak mirasçıları adına veraset ilamındaki payları oranında şerh verilerek, sair şerhler aynen korunarak tapuya tesciline karar verilmiş; hükmün davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, davacının istinaf talebinin esastan reddedilmiş, bu karar, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle, Bölge Adliye Mahkemesince ek kararla temyiz talebinin miktar itibariyle kesin olduğu gerekçesiyle reddine karar verilmiş ve ek karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Anayasa’nın 36. maddesinin 1. fıkrası uyarınca herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Mahkemeye erişim hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir unsurudur. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde de herkesin kişisel hak ve yükümlülükleriyle ilgili her türlü iddiasını Mahkeme önüne getirme hakkı güvence altına alınmıştır. Buna göre, Mahkeme kararlarına karşı kanun yolu başvurusunda bulunma hakkı, adil yargılanma hakkı kapsamındadır.
28.07.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 22.07.2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanun’un 53. maddesi ile 3402 sayılı Kanun’a eklenen Ek 6. maddesi ile “Kadastro Mahkemesinin veya otuz günlük askı ilan süresinden sonra, kadastro öncesi nedene dayalı olarak açılan davalarda genel mahkemelerin verdiği kararlar ile orman kadastrosuna ilişkin davalarda bu mahkemelerce verilen kararlara karşı, miktar ve değere bakılmaksızın 12.01.2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulabilir.” hükmü getirilmiştir. Hükmün gerekçesinde belirtildiği üzere, bu madde ile söz konusu davaların miktar veya değerine göre istinaf veya temyiz yoluna tabi olup olmadığıyla ilgili uygulamada oluşan tereddütlerin giderilmesi amaçlanmıştır.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Yukarıda açıklandığı üzere Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki Mahkeme kararlarına karşı kanun yolu başvurusunda bulunma hakkı, hukuk güvenliği ile hukuki belirlilik ilkesi, 28.07.2020 tarihli ve Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 22.07.2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanun’un 53. maddesi ile 3402 sayılı Kanun’a eklenen Ek 6. maddesi karşısında, tereddüte yol açan usul kurallarının hakkaniyete halel getirecek kadar aşırı şekilci olarak uygulanmaması ve adalet duygusunun rencide edilmemesi gerektiği de gözetildiğinde, İlk Derece Mahkemesince verilen 09.05.2019 tarihli karara karşı temyiz yoluna başvurulabileceği kabul edilmelidir. Bu nedenle 27.12.2019 tarihli ek kararın kaldırılmasına karar verilerek davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine geçildi.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre davalı alacaklı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nin 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken HMK’nin 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA 17.03.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.