YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4153
KARAR NO : 2022/8756
KARAR TARİHİ : 03.11.2022
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, …., ilçesi … Mahallesi çalışma alanında bulunan 62 ada 44 parsel sayılı taşınmaz, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğu belirtilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir.
Davacılar … ve … tarafından açılan tescil davası, davaya konu olan parseller hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.
Mahkemece verilen, davanın kısmen kabulüne ilişkin önceki hüküm, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi tarafından bozulmuş olup bozma ilamında özetle; “çekişmeli 62 ada 44 parsel sayılı taşınmaz hakkında mahkemece teknik bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen kısım yönünden anılan bölümün mera vasfında olup zilyetlikle kazanılmasının mümkün bulunmadığı, (B) harfi ile gösterilen kısım yönünden ise davacılar lehine zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğu gerekçe gösterilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulamanın hüküm vermek için yeterli bulunmadığı, dava genel mahkemeden aktarılan dava niteliğinde olup, kadastro tutanaklarının malik hanesi boş hükmünde olduğu, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 1. maddesi uyarınca kadastro hakimi, doğru, infazı kabil, infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde bir karar vermek zorunda olduğu, Mahkemece, yöntemince mera araştırması yapılmadığı, temyize konu taşınmaz bölümlerinin öncesinin zilyetlikle iktisaba elverişli tarım arazisi olup olmadığı yeterince araştırılmadığı, tek ziraat bilirkişi tarafından düzenlenen soyut ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak karar verildiği, yerel bilirkişi ve tanıklardan davacılar yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı konusunda denetlemeye elverişli şekilde somut ve maddi olaylara dayalı beyan alınmadığı, soyut nitelikteki beyanlarla yetinildiği ve ayrıca taşınmazın niteliğinin belirlenmesinde esaslı unsur olan hava fotoğraflarından da yararlanılmadığı açıklanarak, doğru sonuca varılabilmesi için; öncelikle, tespit tarihinden geriye doğru 15-20-25 yıl öncesine ait stereoskopik hava fotoğraflarının Harita Genel Komutanlığından tarihleri açıkça yazılmak suretiyle istenilerek dosya arasına konulması, dosya bu şekilde keşfe hazır hale getirildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, komşu köylerden seçilmiş, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile fen bilirkişisi, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi ve üç ziraat mühendisi bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılması ve bu keşif sırasında dinlenilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıklarından, temyize konu taşınmaz bölümlerinin öncesinin ne olduğu, geleneksel biçimde kullanılan kadim mera olup olmadığı, komşu mera parselinin devamı olup olmadığı, meradan açılıp açılmadığı, arada ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı, taşınmaz üzerinde zilyetliğin bulunup bulunmadığı, zilyetliğin hangi tarihte başladığı, sürdürülüş biçimi, kimden kime ve nasıl intikal ettiği hususlarının etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılması; beyanlar arasında çelişki bulunması halinde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmesi; ziraat mühendisleri bilirkişi kurulundan, çekişmeli taşınmaz bölümlerinin niteliği, meradan açılıp açılmadığı, komşu mera parseli ile taşınmazlar arasında ayırıcı sabit ve doğal sınır bulunup bulunmadığı, taşınmazın kullanılıp kullanılmadığı, kullanılıyor ise ne zamandan beri ne şekilde kullanıldığı, kullanılmıyor ise ne kadar süredir kullanılmadığı, toprak yapısı, eğimi, bitki deseni konusunda ayrıntılı ve gerekçeli, taşınmazların fotoğrafını da içeren rapor alınması, fotoğraflar üzerinde temyize konu taşınmaz bölümlerinin tek tek gösterilmesinin ve çekişmeli taşınmazların ekilip sürülen ve boş kalan bölümlerinin ayrı ayrı işaretlenmesinin istenilmesi; yine taşınmazı dört taraftan gösteren panoromik fotoğrafları çektirilip, parsel sınırları da fotoğraflar üzerinde kabaca işaretlenerek, hakim tarafından onaylanmak suretiyle dosya arasına konulması; tespit tarihinden önceki 15-20-25 yıl öncesine ait üç ayrı döneme ve taşınmazların bulunduğu yere ilişkin hava fotoğraflarının jeodezi mühendisi bilirkişiye stereoskop aletiyle incelettirilmesi, tespit tarihinden geriye doğru 20 yıllık dönem için uydu fotoğrafları ile kadastro paftası çakıştırılarak taşınmaz üzerindeki zilyetliğin süresi ve niteliği konusunda bilimsel verilere dayalı raporlar alınması ve bu şekilde tanıklar ile yerel bilirkişi beyanlarının denetlenmesi; taşınmaz üzerinde bizzat mahkeme hakimince yapılan gözlemin keşif tutanağına aynen yansıtılması; kadim meraların zilyetlikle kazanılamayacağının dikkate alınması ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi” gereğine değinilmişitir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne, dava konusu taşınmazın bilirkişi krokisinde (A) harfi ile gösterilen 2.983,94 metrekare yüzölçümündeki kısmının mera vasfıyla sınırlandırılmasına, (B) harfi ile gösterilen 2.876,06 metrekare yüzölçümlü kısmının Banaz Noterliği’nin 29.12.2010 tarih ve 06665 yevmiye numaralı düzenleme şeklindeki miras taksim sözleşmesinde belirlenen paylar oranında kök muris … mirasçıları adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen bölümünün mera vasfında olup zilyetlikle kazanılmasının mümkün bulunmadığı, (B) harfi ile gösterilen bölümünde ise davacılar lehine zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğu gerekçe gösterilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de; kurulan bu hüküm dosya kapsamı ile uyumlu değildir. Şöyle ki; dava konusu olmayan 62 ada 40 parsele uygulanan 1937 tarih ve 1778 tahrir kaydının miktarı 25 Ar (2500 metrekare) olup, bu parsel, anılan vergi kaydına dayalı olarak 2502 metrekare yüzölçümüyle vergi kayıt maliki adına tespit edilmiş ve tespit kesinleşmiştir. Söz konusu vergi kaydının doğu sınırı mera okumakta olup, dava konusu 62 ada 44 parsel sayılı taşınmaz, kayıt miktar fazlası olduğundan bahisle 5860 metrekare yüzölçümlü olarak mera vasfıyla tespit edilmiştir. Çekişmeli taşınmazın kuzey ve güney sınırında bulunan 38, 39, 41 ve 45 parsellerin de mera vasfında oldukları anlaşılmaktadır.
Mahkemece yapılan mera araştırmasında, her ne kadar tahsisli mera kaydı bulunmadığı belirtilmiş ise de, 04.04.2018 tarihli ziraat bilirkişi kurulu raporunda, çekişmeli taşınmazın (B) ile işaretlenen kısmının, taşınmazın kuzey ve güneyinde bulunan 38, 39, 40 ve 41 numaralı parsellerle aynı özellikleri gösterdiğinin belirtilmiş olması karşısında, vergi kaydının miktar fazlasının meradan elde edildiğinin kabulü gerekir. Kaldı ki Mahkemece de, dava konusu taşınmazın (A) harfiyle gösterilen kısmında tarımsal faaliyet bulunmadığı tespit edilerek, bu kısmın mera vasfı ile sınırlandırılmasına karar verilmiştir.
Hal böyle böyle olunca; Mahkemece, dava konusu 62 ada 44 parsel sayılı taşınmazın, dava dışı 62 ada 40 parsele uygulanan 1937 tarih ve 1778 tahrir numaralı vergi kaydının miktar fazlası olarak tespit edildiği, dayanak vergi kaydının doğu sınırı mera okuduğundan ve eylemli olarak sınırında mera parselleri bulunduğundan, vergi kaydının değişebilir sınırlı olup miktarıyla geçerli olacağı ve kayıt miktar fazlasının meradan açıldığının kabulü gerektiği gözetilerek, dava konusu taşınmazın tamamının mera vasfıyla sınırlandırılarak özel siciline kayıt ve tesciline karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru olmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 03.11.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.