YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4241
KARAR NO : 2022/10227
KARAR TARİHİ : 14.12.2022
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kadastro Tespitine İtiraz
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Kadastro sırasında ….,İlçesi ….., Köyü çalışma alanında bulunan 124 ada 3 parsel sayılı 2.402,02 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz satın alma, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … adına tespit edilmiştir.
Davacı …, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır.
Mahkemece usule ilişkin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın reddine, çekişmeli 124 ada 3 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, kadastro tutanağında belirtilen taksim hususunda davacıya telefonla bilgi verildiği ve davacının da bu hususu onayladığı, davanın ispat edilemediği kabul edilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Davacının sair temyiz itirazları yerinde bulunmasa da, kadastro tespit tutanağının 3. sayfasında “Beyanda Bulunan İlgililer ve Tanıklar” sütununda davacı ile birlikte dava dışı kişilerin taksime şahitlik ettikleri ve imzaları ile tasdik ettikleri anlaşılsa da; keşifte dinlenen tutanak bilirkişilerinin davacının tespit sırasında taşınmaz başında bulunmadığı yönündeki beyanları ile davacının imza inkarında bulunduğu hususu birlikte değerlendirildiğinde, tespit tutanağındaki imza yönünden imza araştırması yapılması zorunlu bulunduğu halde yapılmadığı, yine davacı taraf, aynı zamanda kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine de dayanmış olup, uyuşmazlığın zilyetlik hükümlerine göre çözülmesi zorunlu bulunduğu halde keşifte çekişmeli taşınmazın kimin zilyetliğinde olduğuna ilişkin alınan beyanlar soyut nitelikte bulunmaktadır. Bu şekilde eksik inceleme ve araştırmaya dayanılarak hüküm kurulamaz.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece, öncelikle yöntemince imza araştırması yaptırılmalı; Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas dairesi veya diğer resmi bilirkişilik makamlarından rapor alınmalıdır. Bu şekilde yapılacak araştırma ile kadastro tutanağındaki imzanın davacıya aidiyeti saptandığı takdirde tutanaktaki beyanların davacıyı hukuki olarak bağlayacağı düşünülmelidir. Aksi halde, yani, kadastro tutanağındaki imzanın davacıya ait olmadığı saptandığı takdirde taşınmaz başında yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ve fen bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşif sırasında dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, dava konusu taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, ilk olarak ne zaman ve nasıl kullanılmaya başlandığı, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği hususları sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, beyanlar arasında oluşabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeye çalışılmalı; fen bilirkişisinden, yapılan keşif ve uygulamaları izleyip denetlemeye olanak verir ayrıntılı rapor ve kroki alınmalı ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu yönler göz ardı edilerek, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulüyle, yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 14.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.