Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/4342 E. 2023/657 K. 14.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4342
KARAR NO : 2023/657
KARAR TARİHİ : 14.02.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddi
DAVA TÜRÜ : 6292 sayılı Kanun’un7/1-a maddesi uyarınca bedelsiz iade
İLK DERECE MAHKEMESİ : Aliağa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki 6292 Sayılı Kanun’un 7/1-a maddesine dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil, tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1.Kadastro sırasında … ili, … ilçesi, … Köyü çalışma alanında bulunan 1466 parsel sayılı 1.516,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davacıların murisi … adına tespit ve tescil edildikten sonra, 09.09.1993 tarihinde intikal nedeniyle … ve müşterekleri adına tapuda kayden intikal ettirilmiş; bilahare Hazinenin açtığı dava sonucunda Aliağa Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.10.2005 tarihli ve 2005/476 Esas, 2005/388 Karar sayılı kararı ile, taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmiş ve iş bu kararın 31.01.2006 tarihinde kesinleşmesi üzerine taşınmaz Hazine adına tapuya tescil edilmiştir.

2.Davacı … ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; çekişmeli taşınmazın hükmen Hazine adına tescil edilmeden önce, kadastro tespiti sonucunda müvekkillerinin murisi adına tapu kaydı nedeniyle tespit ve tescil edildiğini ileri sürerek, 20.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili istemiyle dava açmış; yargılama sırasında davasını ıslah ederek, 6292 sayılı Kanun’un 7/1-a maddesi gereğince yapılan başvurunun idarece yerine getirilmediğini belirterek, çekişmeli taşınmazın tapu kaydının iptali ve müvekkilleri adına tapuya tesciline, bu talep yerinde görülmez ise 20.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.

II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; çekişmeli taşınmaz hakkında Aliağa Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/476 Esas, 2005/388 Karar sayılı kararı ile tapu kaydının iptali ve Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilip kararın kesinleştiğini, davanın zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığını, dava konusu taşınmazın orman tahdidi içinde iken toprak tevzi yolu ile davacıların murisi adına tapu kaydı oluşturulduğunu, 4753 sayılı yasada ormanların tevzi edileceğine dair bir hüküm bulunmaması nedeniyle oluşturulan tapu kaydının yolsuz olduğunu ve hukuki değerinin olmadığını, davacı tarafın tazminat talep etme hakkının bulunmadığını ve taşınmazın 1. derece arkeolojik sit alanında kaldığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “ Hazine adına tescil edilen bir taşınmazın önceki malikinin başvurması halinde idarece bedelsiz iadenin yapılması gerektiğini, 6292 Kanun gereğince yapılması gereken prosedürün davacılar vekilince yerine getirildiğini ancak idarece bedelsiz iadenin yerine getirilmediği” gerekçesiyle davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazın tapu kaydının iptali ile hüküm yerinde gösterilen payları oranında davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazın tapuya dayalı olarak … adına tapuya tescil edilmesinden sonra, müvekkili idare tarafından … varisleri aleyhine orman olan taşınmazın tapu kaydının iptali için Aliağa Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan dava sonucunda Mahkemenin 2005/476 Esas, 2005/388 Karar sayılı kararı ile tapu kaydının iptali ile Hazine adına tesciline karar verildiğini, dava konusu taşınmazın orman tahdidi içinde iken tevzi yoluyla davacıların murisi …’ye verildiğini, 4753 sayılı yasada ormanların tevzi edileceğine dair bir hüküm bulunmaması nedeniyle yapılan tescilin yolsuz tescil niteliğinde olduğunu, davada gerekli şartların oluşmadığını, taşınmazın 1979 yılında kesinleşen aplikasyon neticesinde orman sınırları dışına çıkarıldığını, bu işleme karşı davacıların itirazının olmadığını, öncesi orman olan bir yeri tapu kaydı ile alan kişinin iyi niyet kurallarından yararlanmasının mümkün olmadığını, orman tahdidinin kesinleşmesi ile tapu kaydının değerini yitireceğini, müvekkili idare tarafından 6292 sayılı yasa kapsamında davacılara gerekli bilgilendirmenin yapıldığını ancak davacıların işleme devam etmediklerini, bu işlem sonuçlandırılmadan davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde olmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “öncesinde davacılar adına tapuda kayıtlı bulunan çekişmeli taşınmazın, Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden olduğu gerekçesiyle, Aliağa Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.10.2005 tarihli ve 2005/476 Esas, 2005/388 Karar sayılı 31.01.2006 tarihinde kesinleşen kararı ile tapu kaydının iptal edilerek, 15.02.2006 tarihinde hükmen Hazine adına tescil edildiğini, davacı tarafça 6292 sayılı yasanın yürürlüğe girmesinden itibaren, yargılama aşamasında 2 yıllık yasal süresinde idareye başvurulmasına rağmen, anılan yasanın 7/1-a maddesi gereğince davacılara iade edilmesi gereken dava konusu taşınmazın, yargılama süreci de dahil olmak üzere, başvuru tarihinden itibaren yaklaşık 7 yıllık sürede iadesinin gerçekleştirilmediğinin anlaşıldığını ve mahkemece 6292 sayılı yasanın 7/1-a maddesi hükümleri gözetilerek, davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizliğin bulunmadığı belirtilerek” davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B.Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, çekişmeli taşınmazın 6292 sayılı Kanun’un 7/1-a maddesine göre bedelsiz iadeye tabi olup olmadığı ve davacı tarafın tazminat hakkının bulunup bulunmadığına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6292 sayılı Kanun’un 7 inci maddesi.

3. Değerlendirme

1. 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun’un ” 2/A veya 2/B belirtmelerinin terkini ve iade edilecek ‘ Taşınmazlar başlıklı 7 inci maddesinde; ‘ (1) İlgililer tarafından idareye başvurulması ve idarece bu başvuru üzerine veya resen yapılan inceleme ve araştırma sonucunda doğruluğu tespit edilmesi hâlinde;
a) Tapu ve kadastro veya imar mevzuatına göre ilgilileri adına oluşturulan ve tapuda halen kişiler adına kayıtlı olan taşınmazlardan Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı gerekçesiyle tapu kütüklerine 2/A veya 2/B belirtmesi bulunan veya konulan taşınmazların tapu kayıtları bedel alınmaksızın geçerli kabul edilir ve tapu kütüklerindeki 2/A veya 2/B belirtmeleri terkin edilerek tescilleri aynen devam eder, aynı gerekçeyle bu nitelikteki taşınmazlar hakkında dava açılmaz, açılan davalardan vazgeçilir, açılan davalar sonucunda tapularının iptaliyle Hazine adına tesciline karar verilen, kesinleşen ve tapuda henüz infaz edilmeyen taşınmazlar hakkında da aynı şekilde işlem yapılır. Ancak bu kararlardan infaz edilerek tapuda Hazine adına tescil edilen taşınmazlar ise, ilgilileri tarafından bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içinde idareye başvurulması hâlinde, bedelsiz olarak önceki kayıt maliklerine veya kanuni mirasçılarına iade edilir.
b) Özel kanunları gereğince Devlet tarafından kişilere satılan, dağıtılan, trampa edilen, bedelli veya bedelsiz olarak devredilen veya iskânen verilen ya da özelleştirme suretiyle satılanlar ile hisseleri devredilen özel hukuk tüzel kişileri adına kayıtlı olan ancak daha sonra Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı gerekçesiyle tapu kütüklerine 2/A veya 2/B belirtmesi konulan taşınmazların tapu kayıtları geçerli kabul edilir, aynı gerekçeyle bu nitelikteki taşınmazlar hakkında dava açılmaz, açılan davalardan vazgeçilir, açılan davalar sonucunda Hazine adına tescil edilenler ise, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içinde ilgilileri tarafından idareye başvurulması hâlinde önceki maliklerine veya kanuni ya da akdî haleflerine bedelsiz olarak iade edilir. Ancak, bu kişilerden taşınmazlarına karşılık daha önce yer verilenlere veya bedeli ödenenlere iade işlemi yapılmaz.
c) Bu fıkra kapsamında kalan taşınmazların kullanıcılarının kayıt maliklerinden farklı kişiler olmaları ve kayıt maliklerinin bu fıkradan yararlanmak istemeleri hâlinde, kullanıcılar bu Kanunda belirtilen şartları taşısalar dahi doğrudan satış hakkından yararlanamazlar.
2. Birinci fıkra kapsamında kalan taşınmazlardan orman sınırı dışına çıkartılacak yerlerde bulunan ve Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı gerekçesiyle tapu kütüklerine 2/B belirtmesi konulması gereken taşınmazların tapu kütüklerine 2/B belirtmesi konulmaz ve bunlar hakkında dava açılmaz.
3. Birinci fıkra kapsamında kalan taşınmazlardan tapuda Hazine adına tescilli olan taşınmazlar hakkında aynı fıkrada belirtilen süre içerisinde idareye başvurmayan ilgililerin hakları bu süre sonunda sona erer, bu kişiler idareden başkaca talepte bulunamazlar, hak ve tazminat talep edemezler ve dava açamazlar. Bu taşınmazlardan Hazine adına tescilli olanlar idarece satış dâhil genel hükümlere göre değerlendirilir.
4. Bu maddeye göre ilgililerine iade edilmesi gereken taşınmazlardan orman olduğu iddiasıyla Orman Genel Müdürlüğünce açılan davalar sonucunda orman niteliğiyle Hazine adına tescil edilen, fiilen orman niteliğinde olan veya bu nedenle dava açılması gereken, ağaçlandırılmak üzere Orman Genel Müdürlüğüne tahsis edilen, kamu hizmetlerine ayrılan veya bu amaçla kullanılan, özel kanunlar gereğince değerlendirilmesi gereken veya Maliye Bakanlığınca belirlenen taşınmazlar ilgililerine iade edilmez. Bu taşınmazların yerine, idarece belirlenen ve ilgililerince itiraz ve dava konusu edilmeksizin kabul edilen rayiç bedelleri ödenebilir veya rayiç bedellerine uygun taşınmazlar verilebilir.” düzenlemesi bulunmaktadır.
2.Yukarıda izah edilen 6292 sayılı Kanun’un 7 inci maddesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde, idareye geniş takdir yetkisinin tanındığı görülmektedir. Zira, idarece iade başvurusu yerinde görülerek taşınmaz iade edilebileceği gibi onun yerine rayiç bedelini ödeyebileceği veya rayiç bedeline uygun başka taşınmaz verebileceği hatta idarenin kanunda belirtilen gerekçelerle taşınmazı iade etmeyebileceği anlaşılmaktadır.
3.Bu noktada kısaca idari eylem ve idari işlemi tanımlamak gerekirse; idari eylem, kamu idare ve kurumlarının kamu görevine ilişkin, idare hukuku kural ve gereklerine göre yaptığı olumlu veya olumsuz davranış ve fiillerden ibarettir. İdari işlem ise, idari kanunlara dayanılarak yapılan muamelelerdir. İdarenin eylem ve işlemleri, onun kamu hukuku alanındaki kamu gücünü (kamu otoritesini) kullanarak, idare hukuku kural ve gerekleri uyarınca yaptığı faaliyetlerin, hukuki ve maddi hayattaki görünümleridir.
4.Somut olayda davacılar, dava dilekçesinde terditli olarak önce bedelsiz iadeye ilişkin 6292 sayılı Kanun’un 7 inci maddesine dayanmak suretiyle çekişmeli taşınmazın Hazine adına olan tapusunun iptal edilmesini ve adlarına tapuya tescilini, bu talepleri yerinde görülmezse dava dilekçesinde belirtilen bedelin tahsiline karar verilmesini talep etmektedirler. Dolayısıyla, eldeki davada ilk değerlendirilmesi gereken davacıların tapu iptali ve tescil davasıdır ve bu davanın hukuki dayanağı ve sebebi 6292 sayılı Kanun’un 7 inci maddesindeki bedelsiz iade müessesesidir.
5.Konuya ilişkin olarak yukarıda değinilen kanun hükümleri ve davacıların eldeki davadaki talepleri ile bunun dayanağı birlikte irdelendiğinde; dava konusu taşınmazın 6292 sayılı Kanun kapsamında bedelsiz olarak iade şartlarını taşıyıp taşımadığı, süresi içerisinde idareye başvurup başvurmadığı hususlarının saptanması ve sonrasında dayanak tapunun 7/1-a ve b bentlerinde belirtilen nitelikleri taşıyıp taşımadığı, tapu kaydı belirtilen nitelikleri taşısa bile, taşınmazın bedelsiz iade edilebilecek nitelikte olup olmadığı, taşınmazın yerine rayiç bedelin ödenmesi ya da rayiç bedele uygun taşınmaz verilip verilmeyeceği yönünden ayrıca bir belirleme yapılması şeklindeki faaliyetlerin birer idari işlem olduğunun kabulü gerekmektedir. Davacılar tapu iptali ve tescil isteminde bulunsa da maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (HMK mad. 33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava davacılar lehine henüz sicile yansıtılmamış olan mülkiyet hakkının doğmuş olması nedeniyle, tapu iptali ile tescil niteliğinde olmayıp zaten mevcut olan ve tapu sicilinde kayıtlı olan dayanak tapu kaydı uyarınca bedelsiz iadeye ilişkin idari işlemlerin icrasına yöneliktir. Bu konuda Kanunun idareye vermiş olduğu yetkiler ve idari işlemler dolayısıyla işin esasının da idare hukuku ilkelerine göre çözümlenmeyi gerektiği davanın kökeninde, çözüme kavuşturulmamış mülkiyet, kadastro vs. gibi hukuki ilişkinin bulunmadığı görülmektedir.
6.Bu durumda, davacıların 6292 sayılı Kanunun 7 inci maddesi gereğince açtıkları davanın, 2577 sayılı Kanun’un 2 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde belirtildiği üzere; “İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları” ve “İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları” kapsamında, idari yargı yerince çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Nitekim Uyuşmazlık Mahkemesinin 25.02.2019 tarihli ve 2018/820 Esas, 2019/117 Karar, yine 28.05.2020 tarihli ve 2020/56 Esas, 2020/309 Karar sayılı kararları da bu doğrultudadır.
7.Hal böyle olunca; davacıların davasının yargı yolu nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,14.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.