YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4348
KARAR NO : 2023/1420
KARAR TARİHİ : 14.03.2023
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2016/11 E., 2019/21 K.
KARAR : Kısmen Kabul
Taraflar arasında görülen kadastro tespitine itiraz davasında İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro sırasında, … ili … ilçesi … Mahallesi çalışma alanında bulunan, temyize konu 311 ada 23 parsel sayılı 2.192,40 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, davalı … oğlu … adına tespit edilmiştir.
2. Davacı … dava dilekçesinde; miras yoluyla gelen hakka ve tapu kaydına dayanarak, 311 ada 23 ve 312 ada 5 parsel sayılı taşınmazlar ile temyize konu edilmeyen ve dava dışı taşınmazların 1/3 payının …, 1/3 payının … ve 1/3 payınn … mirasçıları adına tescilini istemiştir.
3. Davacı, bozma öncesinde yapılan keşifteki beyanında; dava konusu 312 ada 5 parselin babasından kendisine kaldığını, 311 ada 23 parselin ise 1/2 payının davalıya, 1/2 payının kendisine ait olduğunu ifade etmiştir.
4. Davacı, bozma öncesinde duruşma sırasında alınan beyanında; babasından gelen tüm hisselerin kendi adına tescilini talep etmiştir.
5. Davacı, bozma kararından sonraki beyanında; tarafların dedelerinin kardeş olduğunu, dedelerinden kalan taşınmazları 1985 yılından beri kullandığını, kullanmadığı taşınmazların çalılık olduğunu, köyde kendisinden başka kimsenin hayvancılıkla uğraşmadığını, kadastro çalışmaları sırasında eşit miktarda paylaşım yapılması gerekirken davalı ve ailesine daha fazla hisse verildiğini belirterek, taşınmazların kendisi ile kardeşleri … ve … adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
6. Davacı bozma kararından sonra duruşma sırasındaki beyanında; babasından kalan taşınmazların kendisi adına tescilini istediğini, taşınmazların babasından kendisine kaldığını belirterek, 311 ada 23 ve 312 ada 5 parsel sayılı taşınmazların … mirasçıları adına tapuya kayıt ve tescilini talep etmiştir.
7. Davacı, bozma kararından sonra yapılan keşifteki beyanında ise; 311 ada 23 parselin … mirasçıları adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
1.Davalı cevabında; …’un, kök murisi olan …’un tek mirasçısı olduğunu, davacının taşınmazda hakkının bulunmadığını, davacının babasının haklarının eskinden verildiğini, davacının kendi uhdesinde herhangi bir hissesi bulunmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
2.Davalı, bozma sonrası yapılan yargılama sırasında ise; 312 ada 5 parel sayılı taşınmazların babalarından intikal etmediğini, …’ın hibe ettiğini, 311 ada 23 parsel sayılı taşınmazın babalarından intikal ettiğini, 80 yıldır kendisinin kullandığını, babası ve amcası arasında taksim yapılarak tapu kaydı oluştuğunu belirttikten sonra; yapılan keşifteki beyanında, taşınmazları …’ dan vekaletnameye istinaden aldığını ifade etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesi’nin 17.02.2014 tarih ve 2009/95 Esas, 2014/86 Karar sayılı kararı ile, mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına göre dava ve temyiz konusu taşınmazlardaki hisse oranlarının net bir şekilde belirlenemediği, mahalli bilirkişilerin birbirleri ile çelişkili ifadeler kullandığı, fen bilirkişisi tarafından verilen ek raporda hisse oranlarının açık açık belirlendiği, davacının dayandığı tapu kayıtlarına göre taşınmazlarda davacı ile davalının eşit hisseye sahip olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 311 ada 23 ve 312 ada 5 parsel sayılı taşınmazların tespitlerinin iptali ile eşit hisseyle davacı ve davalı adlarına tescillerine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 17.02.2014 tarih ve 2009/95 Esas, 2014/86 Karar sayılı kararı, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
2. Temyiz incelemesi neticesinde, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 07.03.2016 tarih ve 2015/18445 Esas, 2016/2271 Karar sayılı ilamıyla; “mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olmadığı belirtilerek, davacının iddia ve talebinin ne olduğu Hukuk Muhakemeleri Kanunun 31 inci maddesi gereğince açıklatılıp kapsamının belirlenmesi, ardından mahallinde yeniden yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ile fen bilirkişisi huzuruyla yapılacak keşifte tarafların iddia ve savunması doğrultusunda araştırma yapılması, davacının dayandığı tapu kayıtlarının okunarak kayıtlarda yazılı hudutların yerel bilirkişilerce zeminde gösterilmesi ve teknik bilirkişiye harita üzerinde işaretlettirilmesi, kayıtlarda yazılı olup, yerel bilirkişilerce zeminde gösterilemeyen hudutların tespiti için taraflara tanıkla kanıtlama imkanının sağlanması ve bu suretle davacı dayanağı tapu kayıtlarının kapsamının belirlenmesi, tapu kayıt kapsamları belirlendikten sonra taşınmazların kimden kaldığı, mirasçılar arasında yöntemince taksim edilip edilmediği, taksim edilmişse taksim sonucu davacıya pay düşüp düşmediğinin yöntemince araştırılması, gerek tapu sınırlarının gerekse de taksim sınırlarının fen bilirkişi raporuna yansıtılması, beyanlar arasındaki çelişkilerin, gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmesi, çelişkiler giderilemezse hangi beyana neden itibar edildiğinin hüküm yerinde tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gereğine ve kabule göre de, fen bilirkişinin 14.02.2014 tarihli ek raporunda davalının tapu kayıtlarında belirtilen hisse oranı hükümde belirlenen 1/2 paydan farklı olduğu halde mahkemece, neden bilirkişi raporunda belirtilen paylara itibar edilmediğinin karar gerekçesinde açıklanmamasının isabetsizliğine,” değinilerek ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, 312 ada 5 parsel sayılı taşınmaz yönünden davacının davasını ispat edemediği, 311 ada 23 parsel sayılı taşınmaz yönünden ise mahalli bilirkişilerin ortak ve uyumlu beyanlarına göre 15-20 seneden beri davacının taşınmazı kullandığı, davacının talebinde babası … ‘a ait olan yer olduğunu söylediği ve babasından kalan yeri kullandığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 311 ada 23 parsel sayılı taşınmaz yönünden tespitin iptaline, taşınmazın ”Ölü” olduğu belirtilerek … adına tapuya kayıt ve tesciline, temyize konu edilmeyen 312 ada 5 parsel sayılı taşınmaz yönünden açılan davanın reddine, taşınmazın tespit gibi tesciline, 312 ada 10 parsel sayılı taşınmaz yönünden davacının davasının hukuki yarar yokluğundan reddine, taşınmazın tespit gibi tesciline, 322 ada 28, 323 ada 5 ve 325 ada 6 parsel sayılı taşınmazların feragat nedeniyle reddine, taşınmazların tespit gibi tesciline, 334 ada 12 parsel yönünden, böyle bir taşınmaz bulunmadığından hüküm kurulmasına yer olmadığına, 311 ada 37, 60, 73, 318 ada 1, 319 ada 1, 325 ada 2, 355 ada 1, 356 ada 13 parsel sayılı taşınmazlar yönünden tefrik nedeniyle hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı temyiz dilekçesinde; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, 311 ada 23 parsel sayılı taşınmazın babaları ve amcalarından intikal ettiğini ve 80 yıldan fazla bir süredir zilyed olduklarını, taksim yoluyla kendilerine intikal eden taşınmazın adlarına tapulu olduğunu, keşif sırasında dinlenen kişilerin beyanlarının eksik ve hatalı olarak değerlendirildiğini, mahalli bilirkişilerin beyanlarında taşınmaz üzerindeki otların 15-20 yıldır davacının biçtiği belirtilmiş ise de davacının hayvancılık yaptığı için köyün tamamının otunu biçtiğinden zilyetliğinin olmadığını, davacının 16.07.2013 tarihli keşifte 311 ada 23 parselin yarı payının kendisine yarı payının ise davalıya ait olduğunu belirterek taşınmazın yarı payının adına tescilini istemesine rağmen taşınmazın tamamının davacı adına tesciline karar verildiğini, taşınmaza kendisinin zilyet olduğunu ve davacının davasını ispat edemediğini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ nun 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu’ nun 14 ve 20 nci maddeleri,
3. Değerlendirme
1. İlk Derece Mahkemesince, yazılı şekilde karar verilmiş ise, yapılan araştırma ve inceleme yeterli olmadığı gibi, hükmüne uyulan bozma gerekleri de tam olarak yerine getirilmiştir.
Şöyle ki; önceki tarihli bozma ilamında belirtilmesine rağmen yöntemine uygun şekilde tapu uygulaması yapılarak dayanılan tapu kaydının kapsamı belirlenmemiş; mirasçılar arasında taksim olup olmadığı, taşınmaza kim tarafından, ne zamandan beri ve hangi hakka istinaden zilyed olunduğu da netleştirilmediği gibi, davalı tarafın savunmasında belirttiği hususlarda yapılan keşifte dinlenen kişilere sorulmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez.
2. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için, İlk Derece Mahkemesince, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve fen bilirkişisinin katılımıyla, mahallinde yeniden yapılacak keşifte, hükmüne uyulan önceki bozma ilamı da dikkate alınmak suretiyle, tarafların iddia ve savunması doğrultusunda araştırma yapılmalı, davacının dayandığı tapu kayıtları okunup kayıtlarda yazılı hudutlar yerel bilirkişilere okunup zeminde gösterilmesi istenilmeli ve bu sınırlar teknik bilirkişiye harita üzerinde işaretlettirilmeli, kayıtlarda yazılı olup, yerel bilirkişilerce zeminde gösterilemeyen hudutların tespiti için taraflara tanıkla kanıtlama imkanı sağlanmalı ve bu suretle davacı dayanağı tapu kayıtlarının kapsamı belirlenmeli, tapu kayıt kapsamları belirlendikten sonra taşınmazların kimden kaldığı, mirasçılar arasında yöntemince taksim edilip edilmediği, taksim edilmişse taksim sonucu davacıya pay düşüp düşmediği yöntemince araştırılmalı, gerek tapu sınırları gerekse taksim sınırları fen bilirkişi raporuna yansıtılmalı, beyanlar arasındaki çelişkiler, gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeli, çelişkiler giderilemezse hangi beyana neden itibar edildiği hüküm yerinde tartışılmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
3. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine,
1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,14.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.