YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4379
KARAR NO : 2023/1846
KARAR TARİHİ : 28.03.2023
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2019/6 E., 2020/30 K.
KARAR : Davanın kabulüne
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro sırasında Ağrı ili, … ilçesi, … Köyü çalışma alanında bulunan 101 ada 36 parsel sayılı 22.094,31 m2 yüzölçümündeki taşınmaz beyanlar hanesinde … ve …’ın işgalinde olduğu belirtilerek, 101 ada 145 parsel sayılı 6279,84 m2 yüzölçümündeki taşınmaz beyanlar hanesinde …’ın işgalinde olduğu belirtilerek mera vasfıyla sınırlandırılmıştır.
2. Davacılar … ve … dava dilekçesinde; 101 ada 36 ve 145 parsel sayılı taşınmazların tarım arazisi olarak zilyet ve tasarruflarında bulunmasına rağmen mera niteliğiyle yapılan tespitlerinin iptali ile taşınmazların adlarına tescilini istemişlerdir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 18.09.2009 tarihli ve 2006/88 Esas, 2009/155 Karar sayılı kararı ile davacıların davalarının reddine, taşınmazların tespit gibi mera vasfıyla sınırlandırılmalarına karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesinin 20.12.2010 tarihli ve 2010/862 Esas, 2010/7393 Karar sayılı kararıyla; İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmazların niteliğinin belirlenmesi yönünden yapılan keşifte ziraat mühendisi sıfatına sahip uzman bilirkişi yerine nedenleri gösterilmeksizin ziraat teknisyeni sıfatına sahip bilirkişinin görev yaptığı, keşifte dinlenen bilirkişi ve tanık sözleri ile tutanak bilirkişilerinin beyanları çeliştiği halde çelişkinin giderilmesi açısından tespit tutanağı bilirkişilerinin tamamının dinlenmediği, tespite esas alınan 21.12.2005 tarihli ve 2290 sayılı Ağrı Tarım Müdürlüğü Mera Komisyonu’nun kararı ve eki belgeler de getirtilmeden hüküm kurulduğu açıklanarak İlk Derece Mahkemesi kararı araştırma ve incelemeye dayalı olarak bozulmuştur
3. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, 17.11.2015 tarihli ve 2013/34 Esas, 2015/89 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne, 101 ada 36 parsel sayılı taşınmazın tarla vasfıyla davacılar adına 1/2 paylı olarak, 101 ada 145 parsel sayılı taşınmazın tarla vasfıyla davacı … adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
4. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
5. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 30.01.2019 tarihli ve 2016/1653 Esas, 2019/400 Karar sayılı kararıyla; Mahkemece Yargıtay bozma ilamına uyulduğuna göre, bozma lehine olan taraf yararına oluşan usuli kazanılmış hakkın zedelenmemesi için bozma gereklerinin eksiksiz olarak yerine getirilmesinin zorunlu bulunduğu, çekişmeli taşınmazların komşusu olan ve hükmen mera olarak tescil edilen taşınmazlara ait dava dosyaları getirtilerek çekişmeli taşınmazların niteliğine etkileri üzerinde durulmadığı, bozma ilamından önce yapılan keşfe katılan ziraatçı bilirkişinin raporu ile bozma ilamından sonra yapılan keşfe katılan ziraatçı bilirkişilerin raporu, çekişmeli taşınmazların sınırında bulunan mera parseli ile olan ayırıcı unsuru yönünden çelişmesine rağmen raporlar arasındaki bu çelişki giderilmediği, taşınmazların geçmişteki niteliğini belirleme konusunda en önemli delil olan hava fotoğrafları üzerinde de inceleme yapılmaksızın hüküm kurulmuş olması nedeniyle bozma ilamı gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği açıklanarak, araştırma ve incelemeye dayalı olarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, dava konusu 101 ada 36 parsel sayılı taşınmazın 1994 yılında davacılar tarafından satış senedi ile satın alındığı,1994 yılından günümüze kadar da ve hali hazırda olduğu gibi davacılar tarafından kullanıldığı, eklemeli olarak 60-70 yıldan fazla kimi zaman yonca ekip kimi zaman çayır olarak kullanmak suretiyle kullanıldığı; 101 ada 145 parsel sayılı taşınmazın ise davacıların kök murisi olan Hamit’in 1970’li yıllarda vefatına kadar babasından kalan bu taşınmazı kullandığı, vefatından sonra ise Hamit’in çocuklarının kendi arasında rızai taksim ile bu taşınmazın davacı …’in payına düştüğü, …’ın da günümüze kadar hali hazırda olduğu gibi dava konusu taşınmazı kullandığı, gerek Muhlis gerekse de Muhlis’in murisleri tarafından 60-70 yıldan fazla süre boyunca eklemeli zilyetlik marifeti ile yonca ekilip biçilmek suretiyle kullanıldığı somut ve bilimsel verilerle desteklenen bu sebeple itibar edilen mahalli ve tespit bilirkişilerinin beyanları ile anlaşıldığı, tespitten 23 yıl geriye olmak üzere temin edilen 1983 tarihli hava fotoğrafında taşınmazlar üzerinde tarla olarak kullanılmak suretiyle tarımsal faaliyet yürütüldüğünün tespiti ile beyanların desteklendiği dikkate alındığında 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 14 üncü maddesinde düzenlenen miktar sınırlamaları da gözetildiğinde davacılar lehine zilyetlikle kazanım koşulların oluştuğu gerekçesiyle yapılan tespitlerin iptali ile, 101 ada 36 parsel sayılı taşınmazın tarla vasfıyla davacılar adına 1/2 paylı olarak, 101 ada 145 parsel sayılı taşınmazın tarla vasfıyla davacı … adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; davacılar lehine zilyetlik koşullarının oluşmadığını, bilirkişi raporlarının karar vermeye yeterli bulunmadığını öne sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacılar lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kanun’un 14 ve 17 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 28.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.