YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4456
KARAR NO : 2023/1845
KARAR TARİHİ : 28.03.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/33 E., 2020/197 K.
KARAR : Davanın reddine
Taraflar arasında görülen kullanım kadastrosuna itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. 1998 yılında yapılan kadastro sırasında, … ili, … ilçesi, … Köyü çalışma alanında bulunan 513 parsel sayılı 2886 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine …’ın işgalinde olduğu şerhi yazılarak 29.07.1998 tarihinde tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmiş; Hazine tarafından açılan dava sonucu …’ın zilyetliğinde olduğuna dair şerhin kaldırılmasına karar verilerek hükmen 25.06.2010 tarihinde (hükmün kesinleşme tarihi: 01.12.2006) tapuya tescil edilmiştir. 2010 yılında; 5831 sayılı Tapu Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (5831 sayılı Kanun) 8 inci maddesi ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu’na (3402 sayılı Kanun) eklenen Ek-4 üncü madde kapsamında hazırlanan güncelleme listesi ile 103 ada 31 parsel numarasıyla ve 2886,38 m2 yüzölçümlü olarak taşınmazın … ve arkadaşlarının fiili kullanımında bulunduğu belirtilerek 02.08.2010 tarihinde güncellenmiştir.
2. Davacı vekili dava dilekçesinde; taşınmazın uzun yıllardır davacının kullanımında olmasına rağmen davalıların kullanıcı olarak yazıldığını öne sürerek davalılar adına yazılan kullanım şerhinin iptali ile davacının adının yazılmasını istemiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.
2. Davalılar … ve arkadaşları vekili cevap dilekçesinde; davacının zilyet olmadığının … 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/447 Esas sayılı ilamıyla belirlendiğini, taşınmazın davalıların murisi … ‘a ait iken ölümüyle mirasçıları olan davalılara kaldığını, mirasçıların kullanımlarında olup hiçbir zaman davacı tarafından kullanılmadığını açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 29.03.2016 tarihli ve 2014/279 Esas, 2016/156 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne, davalılar adına olan kullanıcı şerhinin iptali ile davacının kullanımında olduğunun yazılmasına karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin belirtilen kararına karşı davalılar … ve arkadaşları vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 09.11.2017 tarihli ve 2016/9929 Esas, 2017/7694 Karar sayılı kararıyla hüküm onanmıştır.
3. Onama kararına karşı davalılar … ve arkadaşları vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
4. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 04.12.2018 tarihli ve 2018/992 Esas, 2018/7308 Karar sayılı kararıyla;
– Mahkemece … 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 06.10.2005 tarihli ve 1999/386 Esas, 2005/526 Karar sayılı dava dosyasında, toplanan delillere göre çekişmeli taşınmazın öncesinde davalıların murisi … ‘un zilyetliğinde iken ölümüyle mirasçılarından … ve …’un ekip biçmeye devam ettiği, adı geçenlerin zilyetliğini 24.11.1993 tarihli senet ile …’a devrettiği ve … tarafından kullanılmaya başlandığının belirlendiği bu nedenle güncelleme sonucunda da beyanlar hanesine kullanıcı olarak …’ın adının yazılması gerektiği belirtilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de varılan sonucun dosya kapsamına uygun bulunmadığı,
– 3402 sayılı Kanun’a 5831 sayılı Kanun’un 8 inci maddesiyle 15.01.2009 tarihinde eklenen Ek-4 üncü maddesi uyarınca yapılan kullanım kadastrosu ya da öncesinde kadastrosu yapılmış bulunan yerlerde fiili kullanıcıyı belirlemek için yapılan güncelleme çalışmalarında güncelleme tarihi itibariyle fiili kullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığının belirlenmesi gerektiği,
– Eldeki davada ise bu Kanunun yürürlüğü girmesinden önce 1998 yılında kadastrosu yapılarak 2/B niteliğiyle Hazine adına tespit edilerek beyanlar hanesine …’ın kullanıcı olarak yazıldığı, Hazine tarafından kullanıcı şerhinin silinmesi istemiyle, … Onur mirasçılarından … ve Mukadder Aslan tarafından kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle murisleri adına tescili istemiyle dava açıldığı, adı geçen mirasçıların taşınmazın evveliyatının orman olduğu, zilyetlikle iktisap edilemeyeceği gerekçesiyle davalarının reddine, adına kullanıcı şerhi bulunan …’ın tespitin yapıldığı 1998 tarihinde yürürlükte bulunan 3373 sayılı 6831 Sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi ve Bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesi Hakkında Kanun (3373 Sayılı Kanun) uyarınca orman köyü nüfusuna kayıtlı ve en az 5 yıldır o köyde oturmaları gerektiği, …’ın bu şartı taşımadığı için Hazinenin davası kabul edilerek kullanıcı şerhinin silinmesine karar verildiği, hüküm Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiş ise de 3402 sayılı Kanun’un Ek-4 üncü maddesi gereği anılan dosyanın taraflar arasında kesin hüküm ya da güçlü delil niteliğinde sayılmasının hukuken mümkün olmadığı,
– Diğer bir anlatımla taşınmazın tapu kaydına göre kullanıcısı bulunmadığına göre taşınmaz başında keşif yapılarak yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları dinlenmek suretiyle güncellemenin yapıldığı tarih itibariyle taşınmazın kimin kullanımında olduğunun belirlenmesi gerekirken anılan dosyada yapılan 1999 tarihli keşifteki beyanlara değer verilmek suretiyle hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu, hükmün bu nedenle bozulması gerekirken sehven onandığı anlaşıldığından davalılar … ve arkadaşları vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairenin 09.11.2017 tarihli ve 2016/9929 Esas, 2017/7694 Karar sayılı kararı ile verilen onama ilamının ortadan kaldırılmasına ve yukarıda belirtilen nedenlerle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taşınmazda yapılan keşif esnasında dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına göre dava konusu 31 nolu parselin güncelleme tarihi 02.08.2010 tarihi itibariyle davalıların zilyetliğinde olduğu, taşınmazın yulaf ekilmek ve bahçe yapılmak suretiyle 15-20 seneden beri kullanıldığı ve taşınmazın davacının kardeşine 1 yıl kadar önce gösterilip yerin kendileri tarafından bilinmeyip ayrıca … mirasçıları ve torunları tarafından kullanılıp, onlar tarafından çevrildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; taşınmazın 24.11.1993 tarihli zilyetlik devir senedi ile …. ve …’dan satın alındığını, zilyetliğinde kendisine devredildiğini, adı geçenler tarafından zilyetliğin kendisine devredildiğine dair … 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/386 sayılı dosyasında yazılı beyanlarının mevcut olduğunu, devraldığı tarihten itibaren taşınmazın zilyetliğinin davacıda bulunduğunu, davalılar tarafından karar düzeltme sonucu hükmün bozulmasından sonra telle çevrilmek suretiyle mahkemeyi yanıltıcı davranışta bulunduklarını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, taşınmaz üzerinde güncelleme tarihi itibariyle davacının kullanımının bulunup bulunmadığı, sonucuna göre beyanlar hanesinde davalılar adına verilen kullanıcı şerhinin iptali gerekip gerekmediğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 Sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kanun’un Ek 4 üncü maddesi
3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 120,60 TL’nin temyiz eden davacıdan alınmasına,
1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,28.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.